Erişilebilirlik

Türkiye'de Suriye Politikası Tartışılıyor


Türkiye'nin Azez bölgesindeki YPG hedeflerine karadan sınır ötesine ateş açmasıyla Suriye politikası yeniden ana gündem maddesine dönüştü. Muhalefet Türkiye'nin savaşa karadan askeri güçle katılması riski nedeniyle AKP hükümetine tepki gösterdi

Hafta sonundan itibaren Türkiye'nin PYD-YPG mevzileri hedef alınarak karadan fırtına opüs toplarıyla ateş açılmasının ardından Suriye'de hangi gelişmeler yaşanacağı merakla takip ediliyor.

Liderler, bugün TBMM'deki grup konuşmalarında Suriye'deki gelişmeler üzerine açıklama yaparken; Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz da milletvekillerini konunun askeri boyutu hakkında bilgilendirdi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, DEAŞ'ın bahane edildiğini kaydederek, "Bu son saldırıların, Türkiye'nin sınır güvenliğini tehdit aldığı açıktır. Ayrıca, yeni bir mülteci akınına sebep olarak Avrupa'yı da hedef alıyor. Biz burada oynanan oyunu görüyoruz. Rusya süresi geçmekte olan mühimmatı tüketiyor. Böyle alçakça bir plan içindeler. Elindeki envanterden düştüğü bombaları bitiriyor. Rusya ve Esad, PYD'yi kullanarak Suriye'nin kuzeyinde etnik yapıyı değiştirmek istiyor. Rusya'nın bu suçunu yüzüne vurması gereken ABD ve diğer müttefiklerimiz 'Bu bombardımanı kınıyoruz' diyor. Allah'tan başka kimseden korkmadan söylüyoruz, bu bombardımanı alçak Rus uçakları yaptı," dedi.

Suriye'de son olarak Halep bölgesinden Türkiye sınırına doğru başlayan sığınmacı akını nedeniyle özellikle de Rusya'yı suçlayan Davutoğlu, İran'ın da 24 generalini Halep'i ele geçirme çabası sırasında kaybettiğini; Rusya'nın ise 8 bine yakın sortiyle sivilleri ayırt etmeksizin insanları bombaladığını anlattı. "PYD-YPG kesinlikle Kürtler'in temsilcisi değildir, Rusya'nın paralı askeridir" diyen Davutoğlu, Türkiye'nin ise ulusal güvenliği gibi insanlık değerini koruduğunu da savundu.

Türkiye tutumunu değiştirecek mi?

Rusya'nın Türkiye'yi BM'ye şikayet etmesi konusunda "küstah ve arsız yaklaşım" yorumunu yapan Davutoğlu, "Güya barışa doğru gideceğiz derken, Türkiye'nin Halep'e doğru koridoru kapansın istiyorlar. Halep'in o yiğit insanlarının açlığa da direnebileceklerini hesap etmiyorlar. Sonunda zafer mutlaka inananların olacaktır. En son Minnak Havaalanı'nı ele geçirdikten sonra Azez'e saldırı gerçekleştirdiler. Mülteci akınına sebep vermeden, YPG'ye yönelik hedeflere mukabelede bulunuyoruz, bulunmaya devam edeceğiz," diye konuştu.

Davutoğlu'nun açıklamasıyla Türkiye'nin karadan ateşle askeri güç kullanımını sürdüreceği kararı gözlendi. Bunun yanı sıra Davutoğlu'nun, Almanya Başbakanı Angela Merkel’le Suriye tarafında uçuşa yasak bölge konusunda anlaşmaya varıldığını ifade etmesi de dikkat çekti.

Kılıçdaroğlu: Dış politika efelenme alanı değildir

AKP'nin Suriye politikasına sert tepki göstermeye devam eden CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ise, Davutoğlu'nun partisine yönelik "milli muhalefet istiyorum" yönündeki sözlerine de sert çıktı. Güneydoğu'da barış sürecinde silah depolanmasına göz yumulduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, PKK'ya yardım ve yataklığın yanı sıra ayrıca AB ile Geri Kabul Anlaşması imzalamasıyla AKP'nin "gayri milli" olduğunu gösterdiğini anlattı.

"Dış politika efelenme alanı değildir" diyen Kılıçdaroğlu, CHP'nin tüm uyarılarına rağmen AKP'nin Türkiye'yi Ortadoğu bataklığına sürüklediğini ifade etti. Suriye konusunda AB'nin de şimdi 3 milyar Euro'luk yardım için proje görmeyi talep ettiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, hükümetin AB, ABD ve Rusya'ya yönelik bugünlerdeki tepkilerinin dünya kamuoyunda dinlenmediğini ise şöyle anlattı:

"Suriye'de kim kazandı? Suriye'de kaybedenler: 1-Türkiye, 2-Türkmenler, 3-Sivil vatandaşlar. Ne bayırı kaldı, ne bucağı kaldı halen Bayırbucak'tan bahsediyorlar. Suriye'deki savaş başladıktan bu yana hayatını kaybedenlerin sayısı 470 bini aştı. Vebali, günahı bu ülkeyi yönetenlerindir, ölen her kadının, çocuğun, sivilin günahı bunların boynundadır. 2 milyon Suriyeli yaralandı, 225 milyar dolar ekonomik kayıp var. Yoksulluk yüzde 85 oranında arttı. 13 milyon 800 bin Suriyeli geçim kaynaklarını kaybetti, nüfusun yüzde 45'i göç etti, 6 milyon Suriyeli kendi ülkesi içinde yerini değiştirdi, 4 milyon ülkesi dışına geçti, 2,5 milyonu Türkiye'de. Suriye'de bunun sorumlusu kim? Müslüman kanı akıtmak ne zamandan beri TC hükümetleri görevi oldu. Cumhuriyet'in hiçbir döneminde olmadı bu. Diyorlar ki, Suriye politikamız. İflas eden Suriye politikası. Münih'te Güvenlik Konferansı toplandı ve dışlanan tek ülke Türkiye. Dışişleri Bakanı yarım kesmek zorunda kaldı. Bağırıyorlar ya ‘Ey Amerika’, ‘Ey Rusya’. Duvara bağırıyorsun. Kimse seni dinlemiyor, çünkü kimse seni adam yerine koymuyor."

Bahçeli, ABD'ye sordu: Dost mudur düşman mı?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise, hükümetin Suriye politikasında çelişkiler içinde kaldığını belirterek, bunun en büyük sorumlusu olarak Dışişleri Bakanlığı döneminden bugüne Davutoğlu’nu olarak gösterdi.

ABD'nin PYD tutumunu eleştiren Bahçeli, PKK'ya destek çıkmakla suçladığı Washington yönetimine şöyle seslendi:

"ABD terörle mücadele ettiğini ifade etmekte ama ön planda PYD ile, arka planda ise PKK ile sarmaş dolaş ve gayri ahlaki ortaklıklarını devam ettirmektedir. Şimdi Suriye'nin kuzeyinde PKK/PYD terörü yeni bir Kandil yaratmanın sözde Kürdistan'a koridor açmanın peşindedir. Buna kesinlikle müsaade edilmemelidir. Amaç oldu-bittiye getirerek, ABD ve Rusya'nın desteğiyle teröristlere devlet kazandırmaktır. ABD, PYD'ye cici çocuk muamelesi yapıp silah ve mühimmat verdikçe bu silahlar PKK'lıların eliyle Türkiye'de şehadetlere yol açmaktadır. ABD karar vermeli; dost mudur düşman mı? Stratejik ortak mı, taktik hasım mı? Gerçek şudur: ABD'nin Ortadoğu'daki kara gücü PYD, Türkiye'deki kolu da PKK'dır."

AKP'nin PYD'yi geçmişte şımarttığını kaydeden Bahçeli, Mayıs 2015'te Kobani'ye Türkiye üzerinden Peşmerge geçişine izin verildiğini belirterek, şimdi AKP'nin de ifade ettiği üzere "PKK eşittir PYD" görüşünü dile getirdi. Bahçeli, hükümetin PYD politikasına "korkma, pısma" diyerek sahip çıktı. Ancak Bahçeli, Suudi Arabistan ile yakın askeri işbirliğine gidilerek, kara operasyonu ihtimaline ise karşı çıktı.

Yüksekdağ: Kürtlerle komşu olmayı istemiyorlar

HDP cephesi ise, diğer muhalefet partilerinin aksine PYD ile ilgili terör örgütü yaklaşımına tepkiliydi. Bunun Kürt düşmanlığından kaynaklı olduğunu savunan HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, Hatay'da başı kesilerek öldürülen asker Mustafa Uygun olayını anımsatarak, Suriye gelişmelerini şöyle değerlendirdi:

"Suriye'de faşist çetelerle komşu olmayı meşru görüyor, ama Kürtlerle komşu olmayı istemiyor. Bu fikrini bu anlayışını siyasetini başlattığı askeri hareketle bir pratiğe dönüştürüyor. Şimdi kimsenin sormadığı şu soruyu soruyoruz? 'Kime karşı ve niçin angajman kuralı uyguluyorsunuz' PYD'den bugüne kadar hiçbir şiddet girişimi gelişti mi? Buna kimse 'evet' diyemiyor. Angajman kurallarını Nusra, DAİŞ'e karşı bu zamana kadar uygulamadınız mı? İki gün önce Hatay sınırında askerin kafasını PYD mi kesti? El-Nusra mı kesti? Buna cevap verin siz bugün. Angajmanı teröre değil Kürt halkına karşı uyguluyorlar. Şu an Türkiye bütün dünyanın gözünde teröre destek veren konuma gelmiştir. Bu süre içerisinde ortaklaştıkları devletlere bakın Suudi Arabistan ve Katar. Kendi ülkelerinde diktatörlüğü yaşatanlar. Dünyada ortaklaşabilecekleri bir elin parmak sayısını geçmeyecek bir kaç devletle bölgede çok büyük bir savaşın ve kaosun kapısını açıyorlar. Bu süre içerisinde bunu da Türkiye halkları sormuyorlar."

Ayrıca yaşanan savaş ortamından dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı da suçlayan Yüksekdağ, "Büyük bir savaş başlatıp, başkomutan olmak istiyor. Büyük bir savaş hali ortaya çıkarılsa, seferberlik hali ve sıkıyönetim ile baş komutan olup başkanlığa terfi etmesi daha kolay olacaktır. Başkomutan olma yoluyla başkan olma hevesi peşinde koşuyor" diye konuştu.

XS
SM
MD
LG