Erişilebilirlik

Türkiye'nin 'Yalnızlığı' Değerli mi?


Başbakan Erdoğan geçen yılki Adalet ve Kalkınma Partisi Kurultayı'nda konuk olarak davet ettiği eski Mısır Cumhurbaşkanı Muhammet Mursi'yle

Başbakan Erdoğan geçen yılki Adalet ve Kalkınma Partisi Kurultayı'nda konuk olarak davet ettiği eski Mısır Cumhurbaşkanı Muhammet Mursi'yle

Başbakan Erdoğan’ın dış politika danışmanı İbrahim Kalın’ın, Türkiye’nin Ortadoğu’da yalnız kaldığı iddialarıyla ilgili olarak, İngiltere tarihinden alıntı yaptığı 'değerli yalnızlık' kavramı, iktidar ve muhalefetten farklı tepkiler aldı

Suriye’deki iç savaş ve Mısır’daki gelişmeler, Türkiye’de hem dış hem de iç politikayı etkilemeyi sürdürüyor.

Türkiye gündeminde tartışma yaratan son kavram ise, “değerli yalnızlık”.

Suriye’de Beşar Esat rejimince kimyasal silahla katliam yapıldığı iddiası ile Mısır’da bir Türk vatandaşına yönelik casusluk suçlaması, Türkiye’nin bu ülkelerle yaşadığı gerginliği tırmandırdı.

Twitter mesajıyla başladı: ‘Değerli Yalnızlık’

Başbakan Erdoğan’ın dış politika başdanışmanlığını yürüten İbrahim Kalın, 20 Ağustos’da Twitter hesabından "Türkiye Ortadoğu'da yalnız kaldı iddiaları doğru değil, ama bu bir eleştiri ise o zaman söylemek gerekir: Bu, değerli bir yalnızlıktır" diye yazdı. Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı Kalın’ın Twitter mesajıyla ortaya attığı kavram, gerçekte 19. Yüzyıl sonlarındaki İngiliz dış politikasına verilen ad. İngiltere bu dönemde diğer büyük güçlerle kalıcı ittifaklardan kaçındı ve sömürgelerine odaklanarak ekonomisini zenginleştirmeye çalıştı.

Ancak Kalın “değerli yalnızlık” ifadesini, Türkiye’nin son dönemde Ortadoğu politikalarında, Avrupa Birliği, ABD, Arap ülkeleriyle ters düşmesinin ardından hükümete gelen eleştirilere yanıt olarak kullanıyor.

Önceki AKP hükümetinde Ahmet Davutoğlu’nun başbakanlık başdanışmanıyken, “sıfır sorun” ifadesiyle kavramsallaştırdığı Türk dış politikasında “değerli yalnızlık” noktasına gelindiği açıklaması farklı tepkilere yol açtı. Muhalefet “Türkiye’nin yalnızlaştığı” boyutuna dikkat çekerken, AKP “Türkiye’nin ilkeli ve vicdanlı bir tutum sergilediği” noktasında kavramı sahiplendi.

CHP: ‘Saçma’

CHP’nin Dışişleri kökenli milletvekillerinden Osman Korutürk, “saçma bir kavramsallaştırma” derken, Faruk Loğoğlu, “AKP’nin kendisini Mısır’ın sahibi gibi zannetme” ruh haliyle hareket ettiği belirtti. CHP cephesinden, “Türkiye’nin dış politikada soğukkanlılığını yitirerek, duygusallığı ağır basmış karar ve açıklamalara imza attığı” yorumu geldi.

Son açıklama, bugün Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’ten geldi. Çelik, Türkiye’ye yönelik yalnızlık suçlamasından herhangi bir endişe duymadıklarını vurguladı ve “Biz halkımızın hissiyatına tercüman olarak dış politika yaparız” dedi. “Asıl kaptan geminin ucunu gören değil ufku görendir” diyen Çelik, AKP hükümetinin Türkiye’nin geleceği için dış politikada da doğru adımları attığını savundu, diplomaside pragmatizm adına akıldan, vicdani tutumdan vazgeçilmesiyle sadece “salt menfaatperestlik” yapılmış olacağını söyledi. Çelik, Türkiye’nin, Suriye ve Mısır’da halklarla hiçbir problemi olmadığını belirterek, “dış politikada doğru tutum izleniyor” mesajı verdi.


İhsanoğlu hedef tahtasında

İktidar partisi AKP, Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in 17 Ağustos günü Twitter mesajlarıyla Türkiye’deki bir başka tartışma konusu ise, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu oldu.

Çelik, “İhsanoğlu’nun ne iş yaptığını bilen var mı? Bu zat, darbeden sonra Mursi’yi suçlamamıştı. İhsanoğlu’nun İİT Genel Sekreteri seçilmesi için Cumhurbaşkanımızın ve Başbakanımızın büyük çabalarını hatırladıkça ‘yazık’ diyorum” gibi mesajlarıyla İİT’nin Mısır’daki gelişmelere sessiz kalmasını sert ifadelerle eleştirdi.

Çelik’in ardından Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın da, İslam İşbirliği Teşkilatı’nı harekete geçiremiyorsa istifa etmesi gerektiğini söylemesi, Prof.Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu’nu, sosyal medya öncülüğünde Türkiye medyasında hedef isim haline getirdi.

İhsanoğlu ise, medya aracılığıyla suçlamaya yanıt vermeye çalışarak, İİT çatısı altında şu anda Mısır ve Suriye konularında farklı görüşlere sahip ülkeler bulunduğunu ve bunun Genel Sekreter sıfatıyla kendisine tüm teşkilat adına açıklama yapabilme olanağı tanımadığını anlattı. Ancak Hüseyin Çelik, bugünkü basın toplantısında, İhsanoğlu’nu hedef alan açıklamalarından geri adım atmadı ve İİT’yi finansa edenler ile Mısır’daki darbeye finansman desteği sağlayanlar aynı ülkeler olduğu için sıkıntı yaşandığı görüşünü yineledi.

ABD’ye tepki: ‘Yadırgıyoruz’

Türkiye’de dış politika “değerli yalnızlık” kavramı tartışılırken, Başkan Barack Obama ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından ABD – Türkiye ilişkilerinde sıkça dile getirilmiş “stratejik ortaklık” kavramından vazgeçilip vazgeçilmediği sorusu da gündemde.

Türkiye’nin Mısır’da yaşananlar nedeniyle İsrail’e yönelik suçlamaları üzerine ABD’nin rahatsızlığını açıklaması Ankara’da tepki yarattı. Türk Dışişleri Bakanlığı’ndan resmi bir açıklama olmamasına karşın hükümet ve AKP çevreleri, Başbakan Erdoğan’ın “Mısır’daki darbenin arkasında İsrail var, elimizde belgesi var” sözlerini sahiplenmeyi sürdürüyor.

Başbakan Erdoğan başkanlığındaki Merkez Karar Yönetim Kurulu toplantısı nedeniyle AKP Sözcüsü Hüseyin Çelik, bugünkü açıklamasında, İsrail adına ABD ve Beyaz Saray’dan açıklama yapılmasını anlayamadıklarını söyledi. Çelik, “İsrail’le ilgili bir açıklamaya İsrail’in cevap vermesini anlarım. Mısır’la ilgili birşey söylenmiştir Mısır’ı da anlarım. Peki ABD’ye ne oluyor? ABD İsrail’in adına konuşma hakkını niye kendinde buluyor, onu anlamıyorum. Türkiye bir NATO ülkesidir. İsrail değildir. NATO’daki müttefikimiz olan ülke İsrail adına bir açıklama yapıyor. Bizim bugüne kadar alıştığımız birşey değildir bu. Bunu ibretle ve hayretle karşıladık. İlgili mercilerde herhalde ABD ile bu meseleyi konuşacaktır” dedi.


Türk vatandaşına casusluk suçlaması

Türkiye – Mısır ilişkilerine son olarak bir de “casusluk” iddiası gölgesi düştü. Reşat Öz adlı bir Türk vatandaşı, casusluk yaptığı gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra tutukluluk süresi 15 güne uzatıldı.

Türkiye’nin Mısır Büyükelçiliği aracılığıyla hukuki girişimlerde bulunmasına rağmen, iş aramak amacıyla bu ülkede bulunduğu savunulan Öz’ün serbest kalması sağlanamadı.

Kahire’deki Fatih Camii’ne sığındıktan sonra 17 Ağustos’ta gözaltına alınan TRT Kahire muhabiri Metin Turan hakkında da 15 günlük tutukluluk süresi kararı verilmişti. Gazeteci Turan da diplomatik girişimlere rağmen henüz serbest bırakılmadı.

Başta Başbakan Erdoğan olmak üzere hükümetin Mısır’daki “darbe yönetimine karşı” sert açıklamaları, Türkiye ve Mısır’daki geçici hükümet arasında ilişkilerin gerilmesine neden olmuştu.

Lübnan’daki Türk pilotlar

Suriye–Türkiye ilişkilerindeki mevcut gerginliği pekiştiren gelişme ise, 21 Ağustos sabahı Şam’ın doğusundaki Guta bölgesine yönelik kimyasal silah saldırısı oldu. Esat rejimi sarin gazıyla yapıldığı belirtilen saldırı nedeniyle muhalif güçleri suçlarken, Türk Dışişleri Bakanlığı ve hükümet yetkilileri Beşar Esat yönetimini katliamdan sorumlu gördüklerini açıkladı.

Esat rejiminin Ankara’yı başka bir konuda da sıkıntıya sokma ihtimali kuvvetli. Türk Hava Yolları pilotları Murat Akpınar ile Murat Ağca’nın 9 Ağustos’ta kaçırılması olayında, son olarak “Pilotlar sağ ve yerleri tespit edildi” açıklaması gelmişti ancak bu olayda nasıl bir çözüm ortaya çıkacağı belirsizliğini koruyor.

Kaçırma eylemini üstlenen “İmam Rıza’nın Ziyaretçileri” adlı grubun, Türk pilotları, Suriye’deki 9 Lübnanlı karşılığında serbest bırakacaklarını açıklaması, Ankara’yı zor durumda bıraktı.

Türkiye’nin, Suriye’deki Esat rejiminden böyle bir talepte bulunamayacak olması nedeniyle Lübnan’daki Türk pilotları kurtarmak üzere diplomatik girişimlerden öte istihbarat ve askeri girişimler yürütüldüğü belirtildi. Kaçırılma olayına karıştığı tespit edilmiş Lübnanlı şahıslardan bazıları Beyrut’ta gözaltına alınmış olmasına karşın, henüz Türk pilotlara ulaşılamadı.

Af Örgütü: ‘Mısır'a silah satmayın'

Bu arada Uluslararası Af Örgütü’nce yapılan yazılı açıklamada, Mısır’a her türlü silah transferine son verilmesi istendi. Açıklamada, 14 Ağustos’ta Mısır’da yaşanan katliamda kullanılmış silah ve mühimmat kaynağı ülkeler listesinde Çin, ABD, Fransa, Almanya yanında Türkiye’nin de yer alması dikkat çekti.

Türkiye’den Mısır’a 2010 yılında 14 bin 406 tabanca ve 2011 yılında ise 336 bin 47 Amerikan doları tutarında tüfek şarjörü sevkiyatı yapıldığı yönündeki bilgiye yer verildi.
XS
SM
MD
LG