Erişilebilirlik

'Türkiye’nin Suriye’de Askeri Yok'


Sınırda nöbet tutan Türk askeri ve zırhlı devriye aracı

Sınırda nöbet tutan Türk askeri ve zırhlı devriye aracı

Başbakanlık Başdanışmanı, Kamu Diplomasisi Koordinatörü ve Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürü Cemalettin Haşimi, Türkiye’nin Suriye politikasının eleştirildiği Fransa’ya gelerek, Türkiye’ye bu konuda yöneltilen iddiaları yanıtladı.

Haşimi, Türkiye’nin Suriye’ye Türkmen kimliği altında Türk askeri soktuğu ve sınırlarından yabancı cihatçıların geçişini engellemek için yeterince etkin önlem almadığı iddialarını reddetti. Haşimi “Avrupa kendi gençlerinin radikalleşmesi sorununu oryantalist yaklaşımla analiz edemez. Türkiye’nin bu soruna çözüm bulmasını beklemektense, uluslararası bir çözüm için çalışılmalıdır” dedi.

Paris’te Fransız gazetecilerle bir araya gelen Haşimi, en çok Türkiye sınırından Suriye’ye geçen Avrupalı cihatçılarla ilgili sorularla karşılaştı. Haşimi, bu konudaki eleştiri ve sorulara, “Batı, Avrupa’daki radikalleşmeyi dini ve kültürel motiflerle analiz etmeye çalışıyor. Bu oryantalist yaklaşım radikalleşmeyi açıklamaktan çok uzaktır. Aksine, bölgedeki radikalleşmenin nedenleri tümüyle politiktir ve temsil ve meşruiyet krizleri ile bölgesel ve küresel siyasetteki başarısızlıkların sonucudur” karşılığını verdi.

Haşimi, Temmuz 2015 itibarıyla DAEŞ’e katılan ölen ya da dönen Türk vatandaşı sayısının bin ila bin 300 arasında olduğunu belirterek, “1300 km’lik sınırını ve 80 milyonluk nüfusunu göz önüne aldığınızda Türkiye, IŞİD’e eleman veren ilk 10 ülke içinde bile yer almamaktadır. Diğer taraftan PYD’ye katılan Türk vatandaşı sayısı bin ila bin 500 arasındadır, Türkiye 2014’te 520, 2015 yılında ise 700 yabancı potansiyel teröristi sınır dışı etmiştir” dedi.

108 ülkeden 16 bin kişilik liste

Avrupa’nın, bu sorunu Türkiye’nin çözmesini beklemektense, uluslararası bir işbirliği ile çözümüne gitme yolunu seçmesinin daha doğru olacağını da anlatan Haşimi, “Ülkeler için kendi vatandaşlarını kendi ülkelerinde tespit etmek, Türkiye’nin bu sorunu çözmesini beklemekten daha kolay. Türkiye her yıl 40 milyon turist çekiyor. Bunların hepsine yoğun güvenlik araması uygulamamız olanaksız” diye konuştu. Haşimi 108 ülkeden 16 bin kişilik “yabancı terörist listesi” oluşturduklarını ve bu isimlerin girişini de yasakladıkları bilgisini de paylaştı.

‘Suriye’de IŞİD mi, Kürtler mi bombalanıyor?’

Fransız gazetecilerle buluşmasının ardından uluslararası haber kanalı France 24'e konuk olan Cemalettin Haşimi, burada da İncirlik Üssü’nden, Suriye’de Türk askerinin varlığına kadar, pek çok soruya yanıt verdi. France 24’ün soruları ve Haşimi’nin verdiği yanıtlar özetle şöyle:

France 24: “Türk Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı, Türkiye ile ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde bir güvenli bölge konusunda mutabık kaldıklarını ve bu bölgede, IŞİD savaşçılarının yanı sıra Kürt savaşçıların da bombalanacağını söyledi. ABD bunu yalanladı. Gerçekten bir anlaşma var mı?”

Cemalettin Haşimi: “Sanırım orada bir yanlış anlaşılma söz konusu. Biz, DAİŞ’in (IŞİD) bulunmadığı, hiç giremeyeceği bir bölgeden bahsediyoruz. Bizim bu konudaki tutumumuz oldukça net.”

France 24: “Suriye’deki Kürtleri bombalamayı düşünüyor musunuz? Bu, Ankara’nın fikrindeki bir seçenek mi?”

Haşimi : “Türkiye’nin Kürtlerle ilgili kesinlikle böyle bir tutumu yok. Devlet politikamızda, hükümet politikamızda Türkiye içinde olsun Suriye’de veya Irak’ta negatif hiçbir tutum söz konusu değil. Politikamız etnik bir politika değil. Bölgedeki herhangi bir etnik grubu hedef almıyor. Kürtlerle herhangi bir etnik sonumuz yok. Irak’taki Özerk Kürt Bölgesi ile son derece müspet ilişkilerimiz var. Kürt asıllı Türk vatandaşlarımızın demokratik taleplerini karşıladık. Bunu son on yıl içinde yaptık. Aynı şekilde, hiç kimsenin Suriye’deki Kürtlerden bahsetmediği bir dönemde Türkiye, Suriye’deki Kürtlerin demokratik taleplerinin karşılanmasını istedi. Suriye’de, Irak’ta ve Türkiye’de açık bir tutumumuz var. Bizim Kürtler konusunda çok net bir tavrımız var. Kürtlere karşı bir tutumumuz olamaz. Terörün, terörizmin bir kimliği yok. Biz sadece terörle mücadele ediyoruz.”

France 24: “Türkiye’deki muhabirimizin aktardığı bir bilgiye göre Türk ve Türkmen askerler Suriye’nin kuzeyinde konuşlandırıldı. Ankara’nın müttefiki olan Ahrar el Şam’dan bir subay, 300 kişinin geçen pazartesi günü sınırdan Suriye topraklarına geçtiğini tespit ettiğini aktardı. Bu geçişi teyit ediyor musunuz?”

Haşimi: “Suriye krizinin başlamasından bu yana Türkiye, ortak bir şekilde çalışılması gerektiğini söyleyerek uluslararası koalisyonda yer aldı. Bu bağlamda Türkiye, hiçbir şekilde münferiden inisiyatif almaz. Öte yandan sahaya asker de gönderemeyiz. Dışişleri Bakanlığımız kesin bir dille bunu yalanladı. Çok sayıda Avrupa asıllı vatandaş meşru Suriye muhalefetinin bir parçası ve evet biz bunları destekliyoruz. Bunu üç- dört yıldır dile getiriyoruz. Fransa’nın da yer aldığı bir koalisyon. Bu grupları destekliyoruz.”

France 24: “O halde bunlar Türk askerleri değil, Türkiye tarafından desteklenen askerler veya silahlı gruplar mı?”

Haşimi: “Ben askerlerin girip girmediğini teyit edecek durumda değilim. Ancak Türk askerleri Suriye topraklarına kesinlikle girmedi bunu ekleyebilirim. Şayet uluslararası bir koalisyondan bahsediyorsanız, yalnızca Türkiye’den değil bölgede yaşayan ailelerden gelen çocuklar ve bu ailelerden şahıslar var. Hepsi Suriye rejimi, Esad rejimi tarafından hedef alındı. Ancak bahsettiğiniz bu insanlar zaten orada yaşıyor.”

‘İncirlik üssü ilk adım’

France 24: “Türkiye nihayet, Suriye’deki İslam Devleti örgütüne ait mevzileri bombalaması için İncirlik Üssü’nü ABD’nin F-16 uçaklarına açtı. Buna mukabil ne müzakere edildi? Çünkü uzun zamandır Türkiye, ABD’nin bu hava üssünden Suriye’yi bombalamasına izin vermiyordu.”

Haşimi:“Mesele, Türkiye ile ABD arasında bir anlaşmaya varmak değil. Biz, bir uluslararası koalisyonun Suriye hususunda ortak bir strateji geliştirmesi gerektiğini söylüyoruz ve İncirlik Üssü’nün açılmasının bu bağlamda ilk adımı teşkil ettiğini düşünüyoruz. DAİŞ tehdidinin başladığı günden bu yana tavrımız hep aynı.”

France 24: “Peki, bu ilk adımı, DAİŞ’in ilk saldırılarından beri neden bu kadar geç attınız? Amerikan F-16’larının İncirlik Üssü’ne yerleşmesine izin vermek için çok beklediniz?”

Haşimi: “Biliyorsunuz DAİŞ’e karşı askeri müdahalenin tarihi çok da eski değil. Başlayalı üç dört ay oldu. Erbil’e, Musul’a düzenledikleri saldırılardan bu yana. DAİŞ tehdidi aşama aşama oldu. Başlangıçta yereldi. Daha sonra Suriye, sonra Irak’ı etkilemeye başladı ve Türkiye, en başından beri bu yeni DAİŞ tehdidi karşısında uygun tepkiler geliştirmeye çalıştı. Önceleri farklı bir tehditti ve sonra Suruç saldırısıyla Türkiye’nin içine girmiş bir tehdit halini aldı. Aldığımız tedbirler çerçevesinde 50 kentte risk analizi merkezleri kurduk. Türkiye çapında eş zamanlı operasyonlar düzenlendi. Ayrıca şu önemli noktayı unutmamak gerekir, Türkiye’nin Suriye ile 950 kilometrelik ortak bir sınırı var. Türkiye, mültecilerin yükünü tek başına göğüslüyor, bölgenin güvenliği konusunu tek başına taşıyor ve bizim bir koalisyona ihtiyacımız var.”

‘Geçiş hükümetinin operasyon kararı meşru mu?’

France 24: "Çoğunluğu kaybeden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın partisi AKP genel seçimlerden bu yana bir hükümet kurmayı başaramadı. Bir geçiş hükümetiyle yönetilen Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde yürüttüğü operasyonların bir meşruiyeti var mı?"

Haşimi: "Halihazırda sürdürülen operasyonlar, 2014 yılında TBMM’de kabul edilmiş bir maddeye dayanıyor. Dolayısıyla bu operasyonların bir meşruiyeti var ve bu bağlamda bir meşruiyet sorunu bulunmuyor. Çünkü güvenlik sorununa ivedi bir cevap verilmesi gerekiyordu. Her gün yurttaşlarımız öldürülüyor, askerlerimiz hedef alınıyordu. DAİŞ tarafından intihar saldırıları düzenleniyordu. Hükûmetimiz gerekli her türlü altyapıya sahip. Dışarıdan baktığınız zaman hükümet düzeyinde birtakım boşluklar varmış gibi görülüyor. Ancak bizim tarafımızdan baktığınızda bu Türk demokrasinin gücünü ortaya koyuyor. 1946’dan bu yana Türkiye’de çok partili bir sistem mevcut. Bu bağlamda bir sıkıntı olacağını, bir siyasi kaygı olacağını zannetmiyorum.”

İran Dışişleri Bakanı’nın ertelenen ziyareti

France 24: “İran Dışişleri Bakanı Cevat Zarif, Türkiye ziyaretini erteledi. Cumhuriyet gazetesindeki bir makalede, Batılıları Suriye'deki isyancıları silahlandırmakla suçluyor, üstü kapalı bir biçimde Türkiye'yi de IŞİD’e yardım etmekle suçluyor. İran Dışişleri Bakanı’nın bu tutumu hakkında neler düşünüyorsunuz?”

Haşimi: “İran Dışişleri Bakanı’na doğrudan yanıt veremem ancak şunu söyleyebilirim ki Türkiye'nin DAİŞ'e yardım ettiğini iddia etmek uluslararası toplumun, Suriye’ye yönelik reel politik eksikliğini gizlemek için bir argümandır. Bu hiçbir temele dayanmayan içi boş bir argümandır. Suriye’de kendi halkını öldüren, kendi şehirlerine helikopterlerle saldıran, kendi vatandaşlarını bombalayan bir rejim var: Esad rejimi. Çok ciddi bir mülteci dalgasıyla karşı karşıyayız. Bugün DAİŞ’in bünyesinde pek çok milletten insan var. El Kaideden bile daha kötü bir örgüt. Bugüne kadar Suriye’de 220 bin hatta 300 bin kişi hayatını kaybetti. Ülke tamamen tahrip edilmiş durumda. Bundan sorumlu insanlar var. Bunun sorumlusu Türkiye değil. Bu, elbette mesnetsiz bir suçlama.”

XS
SM
MD
LG