Erişilebilirlik

'Türkiye'nin Göçmen Politikaları Sorunlu'


Asi Nehri'nden sınırı derme çatma sandallarla geçerek Hacıpaşa köyünden Türkiye'ye giriş yapan Suriyeli sığınmacı ailesi (2012)

Asi Nehri'nden sınırı derme çatma sandallarla geçerek Hacıpaşa köyünden Türkiye'ye giriş yapan Suriyeli sığınmacı ailesi (2012)

Gaziantep izlenimlerini Amerika’nın Sesi’yle paylaşan Hamiş Suriye Kültür Evi kurucularından Şenay Özden’e göre, savaştan kaçanlara mülteci statüsü verilmemesi ve ekonomik sorunlar toplumdaki ırkçılık ve yabancı düşmanlığını körüklüyor

Türkiye’de son günlerde sık sık Suriyeli sığınmacılarla yerel halk arasında gerginlik yaşandığı haberleri kamuoyuna yansıyor. Gaziantep, Kilis, Kahramanmaraş, Şanlıurfa’dan sonra İstanbul İkitelli’de de mahallelilerle Suriyeliler arasında kavga çıktı. Bir genç kızın taciz edildiği iddiası üzerine İkitelli’de toplanan bir grup, Suriyeliler'e ait araç ve işyerlerine zarar verdi.

İki hafta önce halkla Suriyeliler arasında gerilimi azaltmak üzere Ankara’da toplantı düzenleyen Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, hükümetin bu sorunu çözmek için çalıştığını söylüyor. Dün İstanbul’da bir toplantıda konuşan Atalay, “Suriye'de ciddi bir iç savaş var. Devletin çeşitli toplum kesimlerine ciddi baskısı var. Oradan kaçan, göçen insanlar var. Şu anda 1 buçuk milyon kişi Türkiye'de. Bunların ihtiyaçlarının karşılanması bizim AFAD'ın (Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı) sorumluluğundadır. Gece gündüz onunla uğraşırız" dedi.

Doktora çalışmaları sırasında uzun süre Suriye’de kalan ve Galatasaray’da bulunan Hamiş Suriye Kültür Evi kurucularından Şenay Özden, Türkiye en başından beri özellikle göçmen politikalarından kaynaklanan sorunlarla karşı karşıya olduğunu söylüyor.

Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan araştırmacı, ‘Türkiye 1951 Cenevre Anlaşması’nı imzaladı ama coğrafi sınırlama koydu. Avrupa dışından gelenlere mülteci statüsü verilmedi. Suriyelilere bu nedenle ‘’misafir’’ statüsü verildi. Bu da birçok belirsizliğe neden oluyor. Suriyelilerin Türkiye’de hangi haklara sahip olduklarını ne kendileri ne de devlet biliyor. Sık sık yayınlanan genelgelerin içeriğinden ise haberdar olan kimse yok’ diyor.

Birkaç gün önce döndüğü Gaziantep’te edindiği izlenimleri Amerika’nın Sesi’yle paylaşan Şenay Özden’e göre, savaştan kaçan insanlara mülteci statüsü verilmemesi ve buna ek olarak ekonomik sorunlar toplumda var olan ırkçılık ve yabancı düşmanlığını körüklüyor:

“Gaziantep’te kiminle konuşsam misafir misafirliğini bilsin, bu kadar uzun sure insan misafirlikte kalır mı diye soruyorlar. Halk, Suriyelilere yapılan yardımları cömertlik veya iyilikseverlik olarak görüyor ama asla hakları olduğunu düşünmüyor. Suriyelilere yapılan saldırılarda ırkçılık ve yabancı düşmanlığını göz ardı edemeyiz. Mesela halkta Suriyeliler’e yönelik en büyük şikayetlerin başında hastanelerdeki uzun kuyruklar geliyor. Aslında bu Türkiye’nin sağlık sisteminin sorunu ama devleti suçlamaktansa kendinden olmayanı suçlamak daha kolay.”

Gaziantep’te bir başka sorun konut kiralarındaki fahiş artışlar. Orta ve alt gelir grupları yüksek kiraların sorumlusu olarak Suriyeliler’i görüyor. Ama Şenay Özden aynı fikirde değil.

“Gaziantep’te konut sorunu uzun zamandır var. Tabii 1,5 milyonluk şehre 350 bin kişi daha eklenince bu daha da artıyor. Ama kimse kriz fırsatçılığı yapan ev sahiplerini suçlamıyor. Bunu denetlemeyen kamu otoriteleri de tepki görmüyor. Varsa yoksa Suriyeliler. Bir başka şikayet, Suriyelilerin parkta toplu olarak gezmesi. Size saldırdılar mı diye çok sayıda kişiye sordum. Hiçbiri saldırdı demedi ama parkta görmek istemiyorlar. Gündelik hayata ırkçılığın yansımasının tipik bir örneği.”

Suriye’de avukatlık yapan bir kişinin, Gaziantep’te yerel hamalların ancak yarısı kadar ücret alarak hamallık yaptığını belirten araştırmacı, bu haksızlığın bile Suriyeliler'e problem olarak geri döndüğüne dikkat çekiyor.

Peki, Suriyeliler’e yönelik saldırılar organize mi? ‘Hükümet paralel yapıyı suçluyor başkaları MHP ya da Kürtleri sorumlu tutuyor’ diyen Özden’e göre, “Elbette bu saldırıların ardında bir takım örgütlü yapılar olabilir. Bunu tek bir örgütlü güç tarafından kışkırtılma olarak açıklamak tek başına yetersiz. En büyük görev hükümete düşüyor. Bu bir nefret suçudur ve mutlaka engellenmeli.”

Şenay Özden, hükümetin Suriyeli sığınmacıları Türkiye'ye kabul ettiğinde, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esat'ın ömrüne altı ay biçtiğini, bundan dolayı da sığınmacıların kısa bir süre içinde geri döneceğinden yola çıkarak programsız davrandığını söyledi.

XS
SM
MD
LG