Erişilebilirlik

'Türkiye'nin Basın Özgürlüğü Konusunda İlerleme Kaydetmesi Şart'


Türkiye uzun zamandır, başta basın ve ifade özgürlüğü alanında olmak üzere, uluslararası alanda demokrasi ve insan hakları uygulamalarından dolayı yoğun eleştirilere hedef oluyor. Son haftalarda, insan hakları ve demokrasi örgütlerinden ardı ardına raporlar çıktı. Birçok uluslararası platform, artık Türkiye’yi “en çok gazeteci hapseden ülke” olarak tanıyor. Özgürlük Evi’nin son raporuna göre Türkiye, “kısmen özgür” niteliğini korusa da, kurumun özgür ülkeler sıralamasında gittikçe daha geriye kayıyor. Türkiye’nin demokrasi karnesindeki en zayıf dersi ise basın ve ifade özgürlüğü alanında.

'Türkiye Batı'ya ait, Türk hükümeti söz verdi'

Avrupa Birliği’nin eski Türkiye temsilcisi Marc Pierini'ye göre genel kanıTürkiye'de basın özgürlüğünün kötü durumda olduğunu yönünde. Amerika'nın Sesi'nin sorularını yanıtlayan Pierini şöyle konuştu: “Türkiye’de basın özgürlüğü öncelikle Türkler açısından önemli, çünkü Türk hükümeti kendisi, demokrasiyi ilerletme sözü verdi. Bu mali nedenlerden de gerekli, çünkü Türkiye doğrudan dış yatırım akışına çok bağımlı. Yatırımcılar, bankacılar, kredi derecelendirme kuruluşları yalnızca ekonomiye, rakamlara değil, aynı zamanda ülkenin yönetimine de bakıyor. Bütün bunlar önemli, ama aynı derecede önemli olan şey, Türkiye’nin Batı’ya ait olduğu gerçeği. Türkiye NATO üyesi, Amerika’nın güçlü bir müttefiki, Avrupa Konseyi üyesi ve Avrupa Birliği’yle üyelik görüşmeleri yapıyor. Bu yüzden Türkiye’nin ilerleme kaydetmesi şart.”

Marc Pierini, şu anda Carnegie vakfında uzman olarak görev yapıyor. Brüksel'de bulunan Carnegie Europe uzmanı Pierini bir süre önce çalıştığı vakıf adına, Türkiye’deki basın özgürlüğünü inceleyen bir rapora imza attı. Büyükelçi Pierini, “Türkiye modernizasyon ve demokrasi anlamında son birkaç yılda önemli ilerleme kaydetti. Bu hem kendi vatandaşlarının yararına hizmet ediyor, hem de Batı ülkeleriyle bağlarında tutarlılık oluşturuyor. Ancak basın özgürlüğü de demokrasinin bir parçası ve Türkiye bu alanda geri kaldı. Basın özgürlüğü de Türkiye’de diğer alanlarda görülen demokratik ilerlemeyle aynı çizgide olmalı,” diye konuşuyor.

'Türk hükümeti sayı savaşını kaybetti'

Büyükelçi Marc Pierini, Amerika İlerleme Merkezi tarafından düzenlenen ve Türkiye’de basın özgürlüğünün ele alındığı bir tartışmaya katılmak için Washington’daydı. Fransız diplomat, son raporunda, 4. Yargı Reformu Paketi’nin geçirilmesi ve sivil toplumun rolünün güçlendirilmesi gibi öneriler sıraladı. Ama raporda dikkat çektiği bir diğer noktaysa, “tutuklu gazetecilerle ilgili sayı savaşına” son verilmesiydi. Çünkü Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti, cezaevinde daha az gazeteci olduğunu öne sürüyor. Hükümetin bazı önde gelen üyeleriyse, bu kişilerin çoğunun terörist olduğunu bile iddia ediyor. Pierini ise bu rakam kavgasının geride kaldığını söylüyor: “Hükümet uzun bir süre bu sorunun ciddiyetini inkar etmeye çalıştı ve cezaevindeki çoğu gazeteciyi, yaptıkları işle değil de siyasi bağlarıyla ilişkilendirdi. Gazetecileri Koruma Komitesi başta olmak üzere, cezaevindeki gazetecilerle ilgili birçok araştırma yapıldı. Komite Adalet Bakanlığı’yla görüşüp listesini gözden geçirdi. Son tahminlere göre 49 gazeteci cezaevinde ve hapsedilmelerinin nedeni tamamen mesleki. Ben bu tartışmayı sonsuza kadar sürdüremem. Türkiye uluslararası alanda verdiği mücadeleyi kaybetti. Uluslararası açıdan bakıldığında bir şeylerin yanlış gittiği ortada. Ama şu anda Kürt sorununu çözme yönünde bir süreç başlatıldı. Eğer Kürtlerle yürütülen bu doğrudan görüşmeler sonuç verir ve bir anlaşmaya varılırsa, cezaevindeki gazeteciler sorununun da kendiliğinden çözülmesi beklenebilir. Ancak her şey bununla bitmiyor. Türkiye’nin çoğulculuk kültürüne, muhalif düşünceleri ve tartışma kültürünü kabule ihtiyacı var. Bu bir anlamda siyasi değil, kültürel bir dönüşüm gerektiriyor.”

'Washington tutarlı davranmalı'

Bazı insan hakları ve demokrasi örgütleri, bir süre önce Türkiye’yi Başkan Barack Obama’ya şikayet eden bir mektup yazdı ve Obama’dan Türkiye’deki ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar konusunda sesini yükseltmesini istedi. Türkiye ve Amerika güçlü ilişkilere sahip iki müttefik. Ancak Marc Pierini'ye göre Washington, Türkiye’yle ilişkilerini başta güvenlik alanında işbirliği olmak üzere, farklı temellere oturtuyor: “Türkiye, Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinde çok sayıda reform gerçekleştirdi. Kadın hakları, yargı, insan hakları ve güvenlik güçleriyle ilgili birçok reforma imza attı. Bu açıdan süreç işliyor. Ama basın özgürlüğü bu sürecin gerisinde kaldı. Amerika açısından bakıldığında ise bu konu biraz uzakta duruyor. Çünkü Amerikan yönetiminin Türkiye’yle görüştüğü konular öncelikli olarak güvenlikle ilgili. Amerika’nın bugünlerde Türkiye’yle görüşme gündemini Suriye, İran, İsrail’le ilişkiler, Ortadoğu, Ermenistan gibi konular işgal ediyor. Basın özgürlüğünün görüşme listesinin çok alt sıralarında olduğunu düşünebilirsiniz. Ama aynı zamanda Amerika ve Türkiye arasında çok güçlü stratejik ilişkiler mevcut. Bu yüzden ülkenin nasıl yönetildiğine önem veriliyor. Bir yandan, NATO ve güvenlik konuları, Türkiye’deki Amerikan üsleri gibi konularda güçlü ilişkiler yürütürken, diğer taraftan basın özgürlüğü konusunu tamamen görmezden gelemezsiniz. Bu bir tutarlılık meselesi.”

Türkiye’nin Batı’ya ait olduğunu ısrarla vurgulayan Büyükelçi Marc Pierini, raporunda, Avrupa Birliği üyelik sürecinin canlandırılması gerektiğine de değiniyor: “Görüşmelerin yeniden canlandırılması, hem Avrupa Birliği, hem de Türkiye’nin yükümlülüklerini yerine getirmesi açısından önemli. Bu Türkiye açısından bir prestij, ekonomik çıkar meselesi. Müzakere başlıklarının açılması ve bu müzakerelerin sürdürülebilir olması, Türkiye’ye daha fazla yatırım getirecek. Bu noktada müzakere başlıklarının başarıyla kapatılıp kapatılmamasının önemi yok. Bu zaten yıllar alır. Ama kısa vadede, görüşmelerin devamı Türkiye’ye ekonomik yarar sağlar, modernleşme ve demokratikleşme getirir.”

Adalet Bakanı 4. Yargı Reformu paketinde, cezaevindeki gazetecilerin duruşma öncesi tutukluluk işlemlerini hafifletme sözü verse de, liderlerden gelen farklı açıklamalar, iyimser beklentileri azaltıyor. Ankara’daki Amerikan büyükelçiliğine düzenlenen bombalı saldırının failinin yasadışı DHKP-C militanı olduğunu açıklayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, cezaevlerinde bulunan çoğu gazetecinin de DHKP-C örgütüne üye olduğunu savundu. Başbakan katıldığı bir televizyon programında, “Şu anda içerideki basın mensuplarının ciddi bir kısmı, Adalet Bakanım da bunu defaetle söyledi, DHKP-C'lidir. PKK'lı da bir kısım var” ifadesini kullandı. Erdoğan’ın cezaevindeki askerlerin serbest bırakılmasıyla ilgili temennisini, bir gün gazeteciler için dile getirip getirmeyeceği bilinmiyor. Ancak dışarıdan bakıldığında, Ankara’nın muhalif görüşlerini ifade edenlerle teröristleri birbirine karıştırdığı görüşü daha ağır basıyor.

Yorumları göster

XS
SM
MD
LG