Erişilebilirlik

'Türkiye Modeli'nin Bazı Unsurları Uygulanabilir'


'Türkiye Modeli'nin Bazı Unsurları Uygulanabilir'

'Türkiye Modeli'nin Bazı Unsurları Uygulanabilir'

Ekonomi ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi (EDAM) Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Ülgen Amerika'nın Sesi'nin sorularını yanıtladı

Washington’daki Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’nda dün Türkiye modeli tartışıldı. Bu konuda bir rapor hazırlayan Carnegie Vakfı uzmanı Sinan Ülgen, sorularımızı yanıtlarken Türkiye’nin bütünüyle Arap ülkelerine model olamasa da Türkiye modelinin bazı unsurlarının uyarlanabileceğini savundu.

Carnegie Uluslararası Barış Vakfı uzmanı ve Ekonomi ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi (EDAM) Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Ülgen, Türkiye’nin değişimden geçen Arap ülkelerine model olabileceğini; Türkiye modelinin bir bütün olarak uyarlanamasa da bazı unsurlarının Arap ülkelerine taşınabileceğini söyledi.

Carnegie Uluslararası Barış Vakfı için bu konuda bir rapor hazırlayan Ülgen, Türkiye modelinin beş ana unsura dayandığını söyledi: "Bunlardan birincisi Türkiye’nin siyasal İslam, laiklik ve demokrasiyi kaynaştırabilmiş olması. İkincisi ekonomik düzen: yani kamuyla piyasayı doğru kurgulayabilmiş olması. Üçüncüsü sivil-asker ilişkileri ve bu konudaki tecrübesi ve dönüşümü... Dördüncüsü, Osmanlı’dan Cumhuriyete taşınan bürokratik kültürü… Beşincisi de Türkiye’yle batıyla olan ilişkisi. Bütün bunlar Türkiye modelini oluşturan ana unsurlar. Bütün bunları bir blok olarak alıp Arap dünyasına taşımak imkansız. Fakat bunların bazılarını, seçerek Arap dünyasına taşımak mümkün."

Amerika'nın Sesi'nin sorularını yanıtlayan Ülgen Türkiye’nin bölge ülkelerinde daha popüler hale gelmesiyle de bu alanda belli bir avantaj elde ettiğini; Arap ülkelerinde yapılan kamuoyu araştırmalarında da Türkiye modeli konusunda olumlu görüş bildirildiğini söyledi.

Türkiye modelinin Arap ülkelerine uyarlanamayacağını savunanların dikkat çektiği belli başlı noktalar var: Türkiye’de benimsenen laikliğin Araplara uyarlanamayacağı; Arapların Türkiye’yi model olarak görmediği veya Türkiye modelinin Türkiye’ye özgü bazı şartlarla oluştuğu... Ülgen, “Türkiye modelinin bir blok halinde uygulanamayacağını; ama Türkiye’nin başarısının altında yatan unsurların taşınabileceğini,” söylüyor: “Türkiye modeli bir blok olarak uygulanacak bir model değil. Bazı ülkelerin örneğin laikliği taşıma imkanı olmayacak. Bazılarının olacak. Bu arada, Başbakan Erdoğan’ın son kuzey Afrika ziyaretinde Anayasal laikliği savunmuş olması, bunun kişisel dini değerlerle çatışmadığını söylemiş olması bence önemliydi. Mısır’da laiklik tutacak anlamına gelmeyebilir, ama Tunus’ta tutabilir. Yani Türkiye modelini bir bütün olarak taşımaktan söz etmiyoruz burada. Ama Türkiye modelinin oluşturduğu bir cazibe var. Bu kamuoyu yoklamalarında da ortaya çıkıyor. Bu cazibeyi kullanarak, daha seçici giderek, bu ülkelerde Türkiye’nin ortaya koyduğu kurguyu, tasarımı ve onun nihayetinde ulaştığı siyasi ekonomik başarının altında yatan unsurları taşıma imkanı olacaktır diye düşünüyorum.”

Ülgen, Türkiye modeli konusunda teorik tartışmaların ötesinde pratik olarak atılacak adımlar olduğunu da söyledi: “Siyasi partiler konusu var. Zaten AKP ile bölge partileri arasında işbirliği kısmen oluşmuş durumda. Bunun haricinde savunma sektörü reformu konusu var. Ekonomik konular var. Fikirlerden bir tanesi, Türkiye – AB Gümrük Birliğini bu bölgeye taşımak. Bu, bölgenin bir çok sorununu çözecek bir uygulama olur bu. Bankacılık sektörü reformu, özel sektörün geliştirilmesi gibi bir çok alanda önemli bir rol oynayabilir.”

Ekonomi ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Ülgen, Arap Baharıyla birlikte Türk dış politikasında ciddi bir değişim görüldüğünü; komşularla sıfır sorun politikasının sürdürülemez hale geldiğini vurguladı: "Gerçek değişim Libya kriziyle oldu. Türkiye’deki politika yapıcıları şunun farkına vardı: Aslında Türkiye’nin daha önce işine yaramış olan ve iyi kullanılan komşularla sıfır sorun politikası artık sürdürülemez bir noktaya geldi. Neden, çünkü komşularla sıfır sorun politikası esasen rejimlerle sıfır sorun politikasıydı. Arap baharı başladığında Türkiye bir tercih yapmak durumunda kaldı. Ya rejimlere destek verecekti, ya da bu Arap baharını tetikleyen, demokrasi isteyen halkların yanında olacaktı. Türkiye halkların yanında durmayı tercih etti. Libya’da başta biraz bocaladı, fakat arkasından halkların yanında durmayı tercih etti. Ve bu ciddi bir politika değişikliğiydi. Artık komşularla sıfır sorun söylemi sona erdi. Çünkü pratikte bu politika değişikliği komşularla ciddi sorun çıkmasına neden oldu. Türkiye’nin Suriye politikası da bunun bir örneği. İran’la gerginleşen ilişkiler bir diğer örneği. Dolayısıyla böyle bir dönüşüm sürecinden geçiyor Türk dış politikası."

Ülgen’in raporu “From Inspiration to Aspiration” Carnegie Uluslararası Barış Vakfı tarafından yayınlandı.

XS
SM
MD
LG