Erişilebilirlik

Türkiye Israr Ediyor AB Direnç Gösteriyor


Türkiye – AB Siyasi Diyalog Toplantısı bugün Ankara Palas’ta yapıldı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve AB Bakanı Ömer Çelik’in karşısında Brüksel adına masada AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi/AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Federica Mogherini ile Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu AB Komiseri Johannes Hahn oturdu. Heyetler arasındaki görüşmelerin ardından Ankara ve Brüksel’in görüşlerini açıklamak üzere Çavuşoğlu, Çelik, Mogherini ve Hahn ortak basın toplantısı düzenledi.

AB Bakanı Ömer Çelik, 23 ve 24’üncü fasılları Brüksel ile ilişkiler açısından “samimiyet testi” olarak nitelendirdi. “Türkiye - AB ilişkilerinin kalbi, katılım müzakereleridir” diyen Çelik, Ankara’nın uzun süredir Brüksel’e ve Avrupa ülkelerine yönelttiği “çifte standart” suçlamasını yineledi. Türkiye’nin üyeliğine karşı sesleri işaret eden Çelik, sözlerini şöyle devam ettirdi:

“Göç krizi yada terörle mücadele söz konusu olduğunda Türkiye ile işbirliğinin altının çizilmesi, katılım müzakereleri söz konusu olduğunda birileri çıkıp ‘Türkiye 20 yıl üye olamaz’, ‘Bu kriterleri yerine getirse bile yakın zamanda üye olamaz’ sözleri bir çifte standarttır. Geçtiğimiz dönemde 17 ve 33’üncü fasıllar açılmıştı. Yeni dönemde biz müzakerelerin kalbini oluşturan basın özgürlüğü ve temel hakları içeren 23 ve 24’üncü fasılların açılmasını bekliyoruz. Bu konularda çok şey yazılıp çiziliyor. Eğer söz konusu eleştiriler gerçekten demokrasi ve insan hakları konusunda bir ilerleme amacı taşıyorsa o zaman yeni dönem fasıllarını açalım diyoruz. Ama eğer bu tip eleştirileri, Türkiye’ye karşı bir bahane olarak kullanıyorsanız, o ayrı bir konudur. 23 ve 24’üncü fasılların açılması samimiyet testi olacaktır. Biz Türkiye olarak bu fasılların ve diğer konulardaki fasılların açılmasına hazır olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz.”

AB ‘Kıbrıs’ deyince Ankara ‘zafiyet’ dedi

Çelik’in yeni fasıllar açılmasıyla ilgili sözlerine karşılık AB Komiseri Johannes Hahn, “Biz de ümit ediyoruz ki Kıbrıs konusunda bir çözüm bulunur, bu da Türkiye ve AB için pozitif bir sinyal olur. Böylece AB, 23 ve 24. fasılları açmak için inisiyatif alır. Biz bununla ilgili hazırlıklarımızı zaten yaptık” dedi.

Hahn’ın yeni fasıllar açılmasıyla ilgili Kıbrıs’ı gündeme taşıması üzerine Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu devreye girdi. Çavuşoğlu, AB - Türkiye üyelik müzakere sürecinde yeni fasılların açılması için gerekli kriterler arasında Kıbrıs sorununun bulunmadığını dile getirdi. Çavuşoğlu, “Ama fiili bir durum var ortada. Biz bundan bağımsız olarak Kıbrıs sorununun çözümü için katkı sağlıyoruz. AB'den de daha fazla katkı bekliyoruz. Fakat bir ülkenin, fasılların açılmasını bloke etmesini engelleyememesi zaten AB'nin birçok sorunu çözme konusundaki zafiyetinin başka bir göstergesi” diye konuştu. Böylece Kıbrıs’ın AB’ye üye olmasıyla birlikte Türkiye’nin üyelik müzakeresinde yeni fasıl açılmasında “veto” yetkisine sahip olması dolayısıyla Ankara’nın rahatsızlığı yeniden gözlendi. Ancak Brüksel’in bu konuda tavrı ise Hahn’ın “kurallar” anımsatmasıyla değişiklik göstermedi. Çavuşoğlu’nun “zafiyet” eleştirisine karşılık Hahn, “Bir fiili durum söz konusu. Ama bu fasılların açılmasıyla ilgili olarak şunu söyleyebiliriz; bununla ilgili komisyon içerisinde iç hazırlık çalışmalarının tamamlanması gerekiyor, ondan sonra üye ülkeler oybirliğiyle karar verecekler 23 ve 24. fasılların açılmasıyla ilgili. Sayın Çavuşoğlu'na katılmıyorum, bu AB'nin zaafı değildir, bunlar sadece bizim kurallarımız” yanıtını verdi.

AB vize serbestliği için ‘72 kriter’ dedi

Türkiye’nin AB’den uygulamasını talep ettiği vize serbestisi de gündemdeydi. Ankara’nın Ekim ayında AB’nin vize serbestisini uygulaması yönündeki talebi konusunda sığınmacılar meselesini anımsatan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, AB’nin uygulamayı ertelememesi yönündeki Türkiye’nin tavrını ortaya koydu. Çavuşoğlu, “Geri kabul anlaşması, vize serbestisi anlaşması ve 18 Mart'ta kaçak göçün önlenmesi için mutabakat. Bu üç anlaşma birbirine bağlıdır. Bizim mutabakatımız da öyleydi. Üçünün de uygulanması gerekiyor. Bir taraftan işimize geleni uygulamaya devam edelim, diğerlerini sonraya bırakalım anlayışı olmaz. Bu haksızlıktır, çifte standarttır. Türkiye'ye böyle muamele ederseniz biz de bunu kabul etmeyiz. Bizim esasen beklentimiz şu; 18 Mart mutabakatını uyguluyoruz, geri kabul ve vize serbestisini ne zaman uygulayacağımız konusunda somut bir yol haritasına ihtiyacımız var, bunu net bir şekilde ortaya koymamız lazım” diye konuştu.

AB Komiseri Hahn ise, vize serbestisi için Türkiye'nin yerine getirmek istemediği terörle mücadele yasasında değişiklik kriterini hatırlatarak, “Bizim, standartlarımızı takip etmek, kendi kredibilitemiz olacaktır. Üç sene önce Türkiye ile bu 72 kriter üzerinde uzlaşmaya vardık. Örnek vermek gerekirse Ukrayna ile 140 tane kriterimiz vardı. Bütün bu kriterlerin yerine getirilmesi gerekiyor. Bu çünkü bizim kredibilitemiz” dedi.

Bu sözlere Ankara’nın yanıtını ise AB Bakanı Ömer Çelik verdi. Çelik, “Türkiye onlarca terör örgütüyle mücadele ederken, bir darbe girişimini atlatmışken, ordumuz şu an Suriye topraklarındaki operasyonlarına devam ederken terör yasasını değiştirin demek irrasyonel bir yaklaşım olur, Avrupa'nın güvenliğini de sıkıntıya sokar” diye konuştu.

AB, OHAL için anımsattı: ‘Hukukun üstünlüğü’

AB Bakanı Ömer Çelik, AB’nin 15 Temmuz’daki darbe gecesi sonrasında Ankara’yı ilk bir ayda ziyaret etmemesi gibi Türkiye’nin tepkisini de yineledi. Çelik, olağanüstü hal kapsamındaki uygulamalara yönelik eleştirilere özetle, “Bizim devlet tarihimiz açısından karşı karşıya kaldığımız en büyük saldırılardan bir tanesiydi FETÖ'nün yaptığı saldırı. Milli güvenliğimiz açısından FETÖ ile mücadele etmek birinci önceliğimizdir. AB ile paylaştığımız ortak değerler, demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti AB topraklarında saldırıya uğramıştır, bir AB demokrasisi olan Türkiye'de saldırıya uğramıştır. Bu darbe girişimi Avrupa topraklarında bir Avrupa demokrasisine karşı gerçekleşmiştir. Görüldüğü gibi OHAL olmasına rağmen Türkiye'de demokrasi, insan hakları, hukuk devleti ilkelerinden zerre kadar taviz verilmemektedir” karşılığını verdi.

AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ise, darbe girişimine karşı Türk halkını desteklediklerini belirterek, “Muhalefetteki partilerin bile demokrasiyi geliştirmek için bu darbenin karşısında durduğunu biliyoruz. AB için önemli olan şey, bizim dünyamızda, Avrupa topraklarında hiçbir şekilde askeri müdahaleye yer yoktur. Bu kalkışmayı ilk dakikada itibaren biz mümkün olan en güçlü şekilde kınıyoruz” ifadesini kullandı. Mogherini, Kürt meselesi içinse Ankara’ya “çözüm masası” çağrısında bulundu. Mogherini “Biz AB olarak PKK'yı terörist bir organizasyon olarak kabul ediyoruz. Ve PKK'ya karşı AB'de ve AB üyesi ülkelerde önemli önlemler alınıyor. Bütün terörist saldırılar ve şiddet durdurulmalı. Silahlar bırakılmalı, demokratik bir süreç başlamalı. AB de böyle bir sürece eşlik etmekten memnuniyet duyar” açıklaması yaptı.

OHAL kapsamındaki uygulamalara yönelik Brüksel’in eleştirilerini sahiplendiğini gözlemlenen AB Komiseri Johannes Hahn ise “hukukun üstünlüğü” konusunda Ankara’dan güvence alındığını açıkladı. Hahn, “Biz AB içinde her zaman birbirini hiç eleştirmeyen kişiler değiliz, gerektiğinde kendi içimizde AB'de biz de kendimizi biz de eleştiriyoruz, herkesi anlaşmaların çerçevesinde ve ortak kurallar çerçevesinde tutabilmek için. Aday ülkeler için de aynı şey geçerli. Burada mesele eleştiri değil, burada mesele yavaş yavaş aday ülkeleri AB standartlarına uyumlu hale getirmek. Bu da özellikle hukukun üstünlüğü alanında yapmaya çalıştığımız bir şey. Bunu görüştük. Son birkaç gün içerisinde Türkiye'nin, hukukun üstünlüğü standardını kendi içerisinde ve dışarıda korumaya olan taahhüdünü farklı vesilelerle duyma imkânı bulduk ve bununla ilgili güvence aldık” dedi.

XS
SM
MD
LG