Erişilebilirlik

Türkiye ile Mısır Köprüleri Tümüyle Attı mı?


Mısır-Türkiye ilişkilerinde, Ankara ve Kahire'deki büyükelçileri "persona non grata - istenmeyen adam" ilan etme kararı ardından "Köprüler tamamiyle atıldı mı?" sorusu gündeme taşındı. Uzmanlara göre, mevcut konjektörde "güvensizlik" ikili ilişkilere hakim olduğu sürece Mısır ile Türkiye arasında yeniden diplomatik köprü kurulması oldukça güç görünüyor.

Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Beril Dedeoğlu, Amerika'nın Sesi'ne, Mısır’la Türkiye arasındaki büyükelçi krizini değerlendirdi. İki ülke ilişkilerinde, diplomatik yönden 'diyalog kurulmaması' adımı atılmış olduğunu kaydeden Dedeoğlu, "Dolayısıyla ilişkilerde daha da kötüleşme söz konusu olmayacaktır. Eğer sınırdaş iki ülke olsaydı belki birbirlerini taciz edebilecek durumlar da olabilirdi. Ama Mısır ile Türkiye arasında durum daha kötüleşmeyecektir" dedi. Bu kopuşu, hem Mısır'ın hem de Türkiye'nin ve Orta Doğu'nun geleceği açısından olumlu ya da olumsuz görmek için çok erken olduğunu da vurgulayan Dedeoğlu, "Şu anda konjektör, tarafların köprüleri attığını gösteriyor" diye konuştu.



İkili ilişkilerde, Türkiye, şu andaki Mısır Hükümeti'nin meşru varlığını reddettiği sürece durumda bir değişiklik olmayacağını söyleyen Profesör Beril Dedeoğlu, "Türkiye, şimdiki Mısır Hükümeti ile değil diğer kesimlerle iletişimini, ilişkisini sürdürmeye devam edecek gibi görünüyor. Bu durum, Türkiye'nin Mısır'a yönelik hareket imkanının daraldığı sonucunu getiriyor" dedi. Türkiye'nin bu politikayı ne ölçüde sürdürebileceğini şimdilik öngöremediklerini belirten Dedeoğlu, önümüzdeki birkaç yıl boyunda Mısır-Türkiye ilişkilerinin gergin gitme ihtimali bulunduğunu söyledi.

Ankara Strateji Enstitüsü uzmanı Profesör Dr. Erol Kurubaş da, Mısır - Türkiye ilişkilerine karamsar yaklaşan akademisyenlerden. Amerika'nın Sesi'nin sorularını yanıtlayan Kurubaş, "Malesef gelecek çok iyi görünmüyor. Kısa vadede ilişkilerin normal seyrine dönmesi çok zor. Taraflar birbirlerine kötü bakıyor ve bunu açıkça dile getiriyor. Türkiye, Mısır’da halkın iradesini yansıtmayan darbeci bir hükümet olduğunu kaydediyor. Mısır'daki hükümet ise, Türkiye'nin darbecilere karşı uluslararası bir cephe oluşturmaya çalıştığını düşünüyor" dedi. Kurubaş, karşılıklı olarak bu olumsuz algı devam ettikçe ikili ilişkilerde normalleşme sağlanamayacağını söyledi.



Bilek güreşi gibi...

Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Beril Dedeoğlu, Türkiye'nin hesabını, Mısır'a mevcut kadro hakim olmayacakmış gibi yaptığını hatırlattı. İhvan ile, Müslüman Kardeşler ile yürütülen ilişkiyi anımsatan Dedeoğlu, "Türkiye uzun vadeli yatırım yaptığını düşünerek, kendine bir alan açtığını hesaplayarak hareket ediyor diyebiliriz" diye konuştu. Ancak bu noktada Mısır'da siyasi ortam netleşmediği, istikrar sağlanmadığı sürece Türkiye'nin doğru yatırım yapıp yapmadığına karar verilemeyeceğini kaydeden Dedeoğlu, "Mısır'da bu bilek güreşinden hangi tarafın galip çıkacağını öngörmek pek mümkün değil" dedi.

Türkiye 'arabulucu' rolünü kaybetti mi?

Uzmanlar, Türkiye'nin Orta Doğu coğrafyasında yıllardır üstlendiği 'arabulucu ülke' kimliğinde Mısır örneği itibariyle nasıl bir değişim yaşandığını da değerlendirdi.
Profesör Dr. Dedeoğlu, "Ben Türkiye'nin arabulucu rolüne devam etmesinin çok kazançlı sonuçlar vereceği kanaatini taşıyordum. Gerek Suriye gerek Mısır'da gerekse tüm başka çatışma alanlarında ve Türkiye bunu sonuna kadar götürebilecek bir pozisyondaydı. Ama Türkiye bugünkü noktada çok açık bir taraf pozisyonunda. Bu pozisyon arabulucuk yapabileceği izlenimini vermiyor. Müzakere mekanizmalarında şu aşamada yer alamayacak. Bu arabulucu role de başkaları talip olacaktır" dedi.

Gerek Suriye, gerek Mısır'da Türkiye'nin bu ülkelerdeki muhalefete el altından destek verdiği yönünde bir kanaat oluştuğunu da kaydeden Dedeoğlu, Türkiye'nin resmi kanallarla böyle bir destek verdiğini düşünmediğini ve böyle bir riskin göze alınamayacağını belirtti. Profesör Dedeoğlu, muhalefete destek verildiği yönündeki kanaat nedeniyle Türkiye'nin 'arabulucu' olamayacağını da vurguladı.

Profesör Dr. Erol Kurubaş da, "Arabulucu olunabilmesi için taraflar arasında dengeli bir tutum sergilenmesi gerekir. Ama Türkiye bu özelliğini 2011 yılından sonra yitirdi. Türkiye pekçok olayda açık, net bir tutum sergiliyor" dedi. Mısır'da Temmuz'da gerçekleşen darbe sonrasında Türkiye'nin çok açıkça taraf olduğunu anımsatan Kurubaş, bunun yakın gelecekte ilişkileri daha olumsuz noktaya taşıyacağı öngörüsünde bulundu. Kurubaş, "İlişkiler daha olumsuz yönde tırmanabilir. Mısır'ın Rusya ile yakın ilişkiler içine girmesi de bunun işareti olarak görülebilir. Rusya ile Mısır 4 milyar dolarlık mutakabakata vardı. Ancak Türkiye hala Mısır Hükümeti'ne karşı tutumunu açıkça ilan etmeyi sürdürüyor" diye konuştu.

CHP: Bölgede büyükelçimiz kalmayacak mı?

Bu arada CHP Genel Başkan Yardımcısı, emekli diplomat Faruk Loğoğlu, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında Mısır ile yaşanan krizi değerlendirdi. Mısır tarafınca Başbakan Erdoğan'ın açıklamalarından duyulan rahatsızlığın gerekçe gösterildiğini kaydeden Loğoğlu, "Sayın Erdoğan'ın son birkaç gün içinde Mısır'daki yargıya ilişkin değerlendirmelerinin büyükelçimize yönelik kararda etkili olduğunu anlıyoruz. Sanki ülkemizde yargı bağımsız, adalet tıkır tıkır işliyor da Sayın Erdoğan Mısır'ın yargısını eleştiriyor. Maalesef oradaki Türk Büyükelçisi, kendi davranışları ya da politikası nedeniyle değil, Türkiye'nin izlediği müdahaleci politika nedeniyle istenmeyen adam ilan edilmiştir" dedi.

Başbakan Erdoğan'ın, Mısır ile ilişkileri Türkiye'deki iç politikaya malzeme yapmaktan da vazgeçmesi gerektiğini belirten Loğoğlu, "Türkiye'nin artık Suriye'de, İsrail'de, Mısır'da büyükelçisi yoktur. Ermenistan'da zaten yoktu. Türkiye'nin yalnızlığını derinleştiren, pekiştiren adımlar arka arkaya atılmaktadır. Türkiye, gittikçe bölgesinde yalnızlaşmaktadır" diye konuştu.
XS
SM
MD
LG