Erişilebilirlik

'Türkiye ile ABD Arasında Samimi Diyalog Şart'


Partilerüstü Politika Merkezi ‘Türkiye Girişimi’ programı çerçevesinde kısa süre önce bir rapor yayınladı. Raporun yazarlarından Morton Abramowitz, Amerika’nın Sesi’ne raporu ve Türk-Amerikan ilişkilerini değerlendirdi

Merkezi Washington’da bulunan Partilerüstü Politika Merkezi (Bipartisan Policy Center) ‘Türkiye Girişimi’ programı çerçevesinde kısa süre önce bir rapor hazırladı. Programın eş başkanları Morton Abramowitz ile Eric Edelman tarafından hazırlanan ve Ekim ayında yayınlanan rapor Türk-Amerikan ilişkilerindeki son durumu değerlendiriyor. Türkiye’de büyükelçilik yapan iki diplomat, raporda, iki ülke arasında son dönemde oluşan görüş ayrılıklarını samimi bir diyalogla gidermek için yeniden güçlü bir işbirliğine gitme gereğini vurguluyor. Raporun tavsiyeler bölümünde, dış politika alanında “Türkiye’nin Suriye’deki ılımlı gruplara destek vermesi, Irak’ta ortak hedefler için işbirliği yapması, İsrail’le ilişkilerin düzeltilmesi sürecini tamamlaması” için Amerika’nın Ankara’ya baskı yapması öneriliyor. Amerika’nın özellikle İran konusunda Türkiye’yi diplomatik gelişmeler konusunda daha iyi bilgilendirmesi ve Kıbrıs’la ilgili görüşmelerde Türkiye’yi daha uzlaşmacı bir politika izlemeye yöneltmesi de tavsiyeler arasında.

Morton Abramowitz, Amerika’nın Sesi’nin raporla ilgili sorularını yanıtladı ve Türk-Amerikan ilişkilerinin geldiği noktayı değerlendirdi.

Abramowitz’e göre iki taraf arasındaki farklılıklar samimi biçimde ele alınıp, çözüm yolları aranmalı: “İlişkiler bizim görüşümüzce iyi bir noktada değil. 1.20 Bu raporda, ‘dış ve iç politikada derin görüş ayrılıkları var ve daha da önemlisi Türkiye uzun yıllar boyunca iyi bir müttefik olduğu için, her zaman olmasa da birçok konuda beraber çalıştığımız için, bu ayrılıkları konuşmuyoruz bile’ diyoruz. Ama artık bu ayrılıkların ele alınmasının, samimi bir diyaloğa girmenin zamanı geldi. İlişkilerin eskiden beri ne kadar iyi olduğu üzerinde durmayı bırakıp ayrılıkları gidermenin yollarına bakalım.”
Abramowitz, geçmişte de ikili ilişkilerde sorunlar yaşandığını, ancak bu kez durumun farklı olduğunu söylüyor: “Bu kez farklı çünkü temel konularda farklı düşünüyoruz. Ortadoğu konusunda son beş yılda görüşlerimizde büyük farklılıklar oluştu, Suriye de bu konulardan biri. Suriye ilişkilere büyük sekte vuran bir unsur oldu, elbette bu tek taraflı olarak Türkiye’nin hatası değil. Ayrıca konuşmak istemediğimiz ama giderek daha da büyük bir öneme sahip olmaya başlayan bir önemli konu daha var ki o da Türk demokrasisinin mevcut durumu ve nereye gittiği. Etkin politika geliştirmek için aynı görüşleri paylaşmak lazım, ama bizce bu çok zedelenmiş bir halde. Bu bozulan durum da Amerikan basınında ve Amerikan hükümeti nezdinde giderek daha da fazla farkediliyor. İlişkiler, benim gözlemlediğim kadarıyla, kesinlikle üç-dört yıl öncesiyle aynı durumda değil.”

Emekli büyükelçi, Türkiye’nin Ortadoğu’da oynamak istediği liderlik rolü konusunda da şunları söylüyor: “Kanımca, Türkiye yararlı bir model sundu ve hala da sunuyor. Her ne kadar Ortadoğu için bu model inişe geçmiş olsa da. Açıkçası Türkiye’nin Ortadoğu politikası büyük bir başarısızlık oldu. Herkesin bildiği gibi, komşularla sıfır sorundan, komşularla sorun dönemine geçildi. En büyük sorun da Suriye oldu. Başbakan Erdoğan, Esat’ın gitmesi konusunda kararlı. Ancak bu son iki yıl Türkiye’ye büyük yükler getirdi. Doğru ya da yanlış Türkiye’nin büyük bir mülteci sorunu var, Türkiye Suriye savaşına fazlasıyla müdahil oldu ki -cihat yanlısı gruplara verilen destek Amerika’yı ciddi ölçüde rahatsız ediyor. Erdoğan savaş nedeniyle mezhepsel gerilim yarattı. Erdoğan’ın Ortadoğu politikaları bu savaş nedeniyle zarar gördü, ayrıca savaş yüzünden Türkiye’de iç gerilim oluştu, çünkü savaşa halk destek vermiyor ve bu savaş yüzünden Aleviler’in mezhep farklılıkları öne çıkarılmış oldu. Erdoğan, Esat’ın gidişini görmeye kararlı, elbette hepimizin umudu da bunun bir an önce gerçekleşmesi. Amerika da Suriye konusunda etkili bir politika izlemedi. ‘Esat gitmeli’ diye ısrar eden Amerika’nın politikaları bu sözün yerine getirilmesine yetmedi. O yüzden de Erdoğan, Amerika’nın bu konuda söyledikleriyle yaptıklarının birbirini tutmamasından haklı olarak endişeli. Ayrıca Suriye’nin kimyasal silahlarının imhasıyla ilgili anlaşmadan da rahatsız ve bu anlaşmanın işe yaramayacağını düşünüyor. Durum böyle olunca da Amerikalılar Türkiye’nin --Ankara iddiaları reddetse de -- Suriye’deki cihat yanlısı grupları desteklemesinden kaygı duyuyor. Bu da ikili ilişkilerde arayı açıyor. Bence kimyasal silahlar imha edildikten sonra Türkiye ile Amerika görüşme masasına oturup, o aşamadan sonra ne yapılması gerektiğini belirlemeli. Bence, bunun için önce Türkiye’nin cihat yanlısı gruplara desteği kesmesi, ardından da Amerika ile Türkiye’nin diğer isyancı gruplara destek vermesi gerekiyor. Ama nüfusunun dörtte biri evlerini terketmiş bir ülkede, Esat gitse bile yeniden nasıl işleyen bir devlet kurmak elbette çok zor.”

Raporda sadece Suriye konusundaki görüş ayrılıkları değil, Ortadoğu’daki diğer alanlarda da politika farklılıklarına dikkat çekiliyor: “Türkiye’nin Ortadoğu politikası genelde mezhepsel bir açı taşıyor, Mısır’da Müslüman Kardeşler’in desteklenmesi buna bir örnek. Ne yazık ki bu politika işe yaramıyor. Mısır olsun, Irak olsun tüm bu konular üzerindeki farklılıklar konuşulmalı ama bu yapılmıyor. Irak, zor bir dönemden geçiyor. Bu ülkenin parçalanmaması için Türkiye ve Amerika’nın ortak çalışması şart. Nuri el Maliki belki dünyanın en iyi lideri değil, bu elbette işleri daha da zorlaştırıyor. Bence, Türkiye’nin Ortadoğu’daki nüfuzu çok azaldı. Bu üzücü bir durum çünkü Türkiye son derece dinamik bir ülke, son dönemde de ciddi bir büyüme gösterdi. Türkiye ile beraber çok şeyi doğru biçimde yapabiliriz, ama bunu yapmıyoruz. O yüzden kendimi tekrarlıyor olacağım, ama farklılıklarımız olduğunu kabul edip bunları aşmanın yolunu bulmalıyız.

Peki, bu nasıl yapılacak? Abramowitz, bunun yine diyalog yoluyla başarılabileceği görüşünde: “Çok karmaşık bir dünyada yaşıyoruz. 12.32 Amerika’nın Ortadoğu politikaları mükemmel değil. Lübnan ve Suriye’nin dağılmasına seyirci kalmak çok yanlış politikalar. Ama yine de Türkiye ve Amerika farklılıklarını giderebilmeli. Bunu yaparsak başarılı bir Irak politikası oluşturabiliriz. İran konusunda olmasa da Irak ve Suriye’de Türkiye kilit konumda. Türkiye ile Amerika’nın da artık aynı dalga boyunda olması gerekir, bu çok önemli ve başarılması da mümkün. Bazıları, Türkiye ile Amerika arasındaki farklılıkları abarttığımı düşünebilir, haklı da olabilirler, ama bildiğim bir şey var o da, ortak çalışmamız gereken iki alan var, biri son iki yıldakinden farklı olarak Suriye konusunda ortak hareket edebilmek, diğeri de Türkiye’de liberal demokrasinin geriye gitmesi ve artan kutuplaşma konusuna Amerika’da oluşan kanı. Son üç dört yılda görülen değişim, Amerikalılara ‘AK Parti hükümeti önceki yıllarda izlediği demokratik politikaları bir kenara mi itiyor’ sorusunu sordurtuyor.”

Amerika’nın eski Ankara Büyükelçisi, “Suriye’deki gelişmeler Türkiyeyi nasıl etkiler?” sorusunu ise şöyle yanıtlıyor: “Şu anda Suriye Türkiye’nin istikrarına büyük bir tehdit oluşturuyor. Daha ne kadar mülteci gelecek bilmiyoruz. Cihat yanlısı gruplar, Türkiye’ye büyük zarar verebilir. Savaş, Türkiye’deki mezhep ayrılıklarını körüklüyor. Hayat’a bakın, mesela. Kanımca, Suriye savaşı, Türkiye’nin varlığını tehdit etmese de yine de ciddi riskler taşıyor. Amerika da Türkiye de Suriye konusunda başarısız kaldılar. Ama Suriye’ye komşu olan ülke Türkiye, bu yüzden de 600 bini aşkın mülteci Türkiye’de. Mültecilere verilen hizmet takdire değer ama mültecilerin sayısı bu kadarla kalmayacaktır. Kendimi yine tekrarlıyorum ama Suriye, Erdoğan’ın en büyük dış politika sınavıdır.”

Suriye konusunda Türkiye’nin beklentilerini karşılamaktan uzak kalan Amerika bundan sonra ne yapmalı sorusuna ise Abramowitz şu yanıtı veriyor: “Benim Amerika’nın ne yapması konusunda fikirlerim var ama Amerika açıkçası bu konuda ne yapmak istiyor emin değilim. Şu anda öncelik Suriye’nin kimyasal silahlarının imhası. Bu sürecin üç dört ay içinde tamamlanması umut ediliyor. Ama bu sürede savaş devam edecek, can kaybı sürecek, insanlar evlerini terketmeye zorlanacak, Suriye’de aktif olan bazı gruplar yüzünden de yeniden işleyen bir devlet kurmak giderek zorlaşacak. İşte bu unsurları en asgariye indirmek için yapılacak şey ortak bir görüşe varıp cihat yanlısı gruplardan kurtulmak ve diğer gruplara destek vermek. Ama elbette bu da kimyasal silahlar tamamen imha edilmeden yapılamaz. Amerika ne yapmayı planlıyor bilmiyorum ama Suriye, Türkiye’yi zorlamaya devam ediyor ve bu durumun bir an önce çözüme kavuşturulması gerekiyor. Türkiye, Amerika’dan memnun değil, çünkü Obama ‘Esad gitmeli’ dedi ancak Esad buna kulak asmıyor. Ama Türkiye, Amerika’nın Suriye konusunda daha fazla yükü üstlenmesini bekliyordu, işte burada kırılma noktası oluştu.”

Morton Abramowitz ve Eric Edelman tarafından hazırlanan raporda Türkiye’deki iç gelişmelere de değiniliyor ve Amerika’nın basın ve toplanma özgürlüğü, hukukun üstünlüğü ve artan mezhepçilik konusundaki kaygılarını açık biçimde dile getirmesi isteniyor. Washington’un, Türkiye’deki demokratik kurumların, sivil toplumun ve ekonominin gelişmesine verdiği desteği sürdürmesi öneriliyor.
  • 16x9 Image

    Melek Çağlar

    Melek, meslek yaşamına yazılı basında başladı. Haftalık Barometre gazetesinde muhabir ve Management-Marketing sayfa editörü olarak çalıştıktan sonra 1990’lı yılların başında aynı gazetenin Yazı İşleri Müdür Yardımcısı olarak görev yaptı. Meslek yaşamına kısa bir ara verip İngiliz Kraliyet bursuyla City University London’da gazetecilik eğitimi aldı. 1994 yılında Amerika’ya yerleşmeden önce Hürriyet gazetesinde çalıştı. Meslek yaşamına halen Internet, radyo ve televizyon yayıncılığı yapan Amerika’nın Sesi’nde devam ediyor. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu olan Melek, yüksek lisans derecesini 2002 yılında tamamladığı George Washington Üniversitesi MBA programından aldı.

XS
SM
MD
LG