Erişilebilirlik

‘Türkiye İçin Asıl Tehdit IŞİD Değil PKK’


Türk Silahlı Kuvvetleri, çözüm sürecinin başlangıcından bu yana en etkili PKK operasyonlarını 24 Temmuz’da başlattı. Kuzey Irak’ta bulunan PKK hedefleri etkili bir şekilde bombalandı. Ülke içinde ise kırsal kesimde bulunan PKK gruplarına yönelik operasyonlar aralıksız sürerken özyönetim ilan eden Demokratik Bölgeler Partisi ve Halkların Demokratik Partisi’ne mensup çok sayıda siyasetçi tutuklandı. Seçimlerden sonra Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun başkanlığında yapılan güvenlik zirvesinde kış şartlarında da operasyonları sürdürme kararı alındı.

Laçiner: Hükümet PKK’yı bitirmek değil haddini bildirmek istiyor

Uluslararası güvenlik ve Ortadoğu uzmanı Profesör Sedat Laçiner, Türkiye’nin PKK’ya karşı geliştirdiği sert politikanın mimarının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğu görüşünde. Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Laçiner’e göre, hükümet PKK’yı bitirmek değil masaya oturtmadan önce haddini bildirmek istiyor:

‘‘Benim kanaatim bu politikaya Erdoğan ve çevresi karar veriyor. Oradaki tespit şudur, PKK henüz oturulup anlaşma yapılacak kıvama gelmedi. Geçen yıl Kobani olayları bu kanaati oluşturdu. Kuzey Suriye’deki başarılardan dolayı PKK’nın şımardığı, sınırlarını bilmez bir noktaya gittiği tespiti yapılmış olmalı. Erdoğan ve hükümet açısından baktığımda istenen şey önce PKK’ya haddini bildirmek sonra da oturup anlaşmak gibi geliyor. PKK’nın bitirilmesinin istendiği kanaatinde değilim. Burada en hayati olan konu başkanlık sistemine geçilmesi. Kürtler de burada kritik bir rol oynuyor. Başkanlık sistemiyle Kürt Sorunu’nun siyasi çözümün bir takas olarak eşleştirildiği kanaatindeyim. O kıvama gelmeden önce PKK’ya haddinin bildirilmesi isteniyor’’.

Doç. Akça: Hükümet aslında 7 Haziran’dan sonra değil Nisan ayından beri sertlik yanlısı politika uyguluyor

Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi İsmet Akça ise Kürt meselesinde güvenlikçi politikaların barışçıl çözüm politikalarının önüne geçtiği tarih olarak 7 Haziran seçimlerini değil Nisan ayını gösteriyor. Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Doçent Akça’ya göre, Haziran seçimlerinde oy beklenenin de altında kalınca AKP tamamen savaş kartını oynadı:

‘‘7 Haziran seçimleri sonucunda istenen sonuç elde edilemeyince Erdoğan merkezli fiili iktidar Kürt sorununda savaşa yöneldi. 1 Kasım seçimlerine kadar gerilim ve şiddet ortamı sürdü. 1 Kasım seçimlerinde AKP hükümeti ve Erdoğan istediğini elde etti. Başbakan Davutoğlu’nun gayrı resmi danışmanı Etyen Mahçupyan ve AKP Sözcüsü Ömer Çelik seçim sonrası yaptıkları değerlendirmelerde HDP ve Öcalan’ın hiçbir şekilde muhatap kabul edilemeyeceğini söyledi. Ardından güvenlik zirvesinden kışın da savaşa devam kararı çıktı’’.

Akça: Hükümet askeri ve polisiye perspektife sahip, bilek bükmek istiyor

Peki hükümetin isteği ne? Doçent Akça’ya göre, hükümetin kısa vadeli perspektifi 90’ların güvenlikçi politikalarıyla özdeşleşmiş durumda ve bu sürecin yeniden bir çözüm ve barış masasına evrilmesi kolay değil:

‘”Devlet ve siyasi iktidar Kürt hareketini ne kadar zayıf yakalarsa masada o kadar güçlü olacağını hissediyor. 2009’daki Oslo Süreci’nde de aynısı oldu. Bir taraftan görüşmeler yapılırken diğer taraftan KCK tutuklamaları yapılıyordu. Yani bir taraftan bilek büküyor öbür taraftan da müzakere ediyordu. Bence bu saldırılar da yine bilek bükme arayışıyla alakalı. Günün sonunda masaya oturulmak isteniyorsa savaşta ısrarcı olmak doğru değil. Çünkü savaşın kendisi bir süreçtir ve beklenmedik sonuçlar oluşturabilir. Karşılıklı öyle eylemler olur öyle büyük duygusal kopuşlar yaşanabilir ki ortada masa kalmayabilir. AKP kısa vadeli perspektifiyle 90’lardaki devlet aklına dönmüş durumda. Çözüm sürecini başlatan parti şimdi siyasi perspektifle değil askeri ve polisiye perspektifle hareket ediyor.’’

Öcalan: PKK ve HDP başarısız, politikaları çöktü

KCK geçtiğimiz günlerde eylemsizlik kararından vazgeçtiğini duyururken hükümetin çözüm sürecini yürüttüğü PKK lideri Abdullah Öcalan’ın ne düşündüğü ise bilinmiyor. Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan seçim süreçlerinde Erdoğan’ın HDP ve PKK’nın rahatsızlık duyduğunu dile getirmiş en son geçtiğimiz hafta yaptığı bir açıklamada da HDP’nin politikalarını eleştirirken ‘‘Öcalan’ı diri diri gömdüler’ demişti.

Nisan ayından bu yana ne HDP heyetiyle ne de ailesiyle görüştürülen PKK lideri Abdullah Öcalan’ın Kürt siyasi hareketinin seçim sürecinde uyguladığı politikalara tepki duyduğu iddiası Habertürk gazetesinin 7 Kasım tarihli nüshasında yer aldı.

Bülent Aydemir imzalı haberde, “Devlet heyetiyle görüşen Öcalan, HDP'nin 7 Haziran'da aldığı ilave oyların 1 Kasım'da yarı yarıya düşmesinden dolayı hayal kırıklığı yaşadığını” belirtirken, Öcalan’ın “Ben, ilahların gölgesinde barış olmaz demiştim. Silahlar konuşurken, çözümden, barıştan söz edilemeyeceğini söylemiştim. Dinlemediler, haklı çıktım. PKK ve HDP için özeleştiri yapma vakti. Politikaları çöktü, başarısız oldular. En ufak olumsuzlukta silaha sarıldılar, devletle çatıştılar. Kazanımlar heba edildi. Örgüt çok fazla kayıp verdi’’ ifadelerine yer verildi.

Laçiner: Türkiye, IŞİD’i PYD’ye karşı dengeleyici görüyor bu nedenle yalnızca makyaj operasyonlar yapıyor

Hükümetin, 10 Ekim’deki Ankara saldırısı sonrası hızlandırdığı IŞİD örgütüne yönelik operasyonları G-20 Zirvesi öncesi iyice arttırdığı gözlemleniyor. Profesör Sedat Laçiner, IŞİD’in hükümetin öncelikli hedefi olmadığı kanısında:

‘’Türkiye, stratejik olarak baktığında ‘düşmanımın düşmanı dostumdur’a geliyor. Çünkü Türkiye’nin Suriye’de birinci önceliği PKK-PYD ikilisinin Kürt koridoru oluşturamaması. İkinci öncelik ise Esad’sız, Baas’sız bir ülkede daha çok Sünni ağırlıklı bir Suriye hükümetinin kurulması. IŞİD Türkiye’nin çok sevdiği bir hareket değil ama bir arada yaşayabileceği bir hareket’’.

Dünya genelinin aksine IŞİD’in Irak ve Suriye’de bozulan Sünni-Şii dengesinin dışavurumu olduğu saptamasını yaptığını belirten Laçiner, Türkiye’nin asıl kabusunun Suriye’de PYD’nin kontrolünde bir Kürt koridoru kurulması olduğunu savunuyor:

‘‘Türkiye, IŞİD’i acil ve yakın bir tehlike olarak değil PKK-PYD‘yi karşı tek dengeleyici unsur olarak görüyor. IŞİD ortadan kalkmış olsa meydan tamamiyle PYD’ye kalacak. Ardında da PYD Rusya ve batılı bazı ülkelerle Kürt Sorunu’nu uluslararasılaştıracak. Bu Türkiye’nin kabusu. Son dönemde IŞİD hücrelerine yapıldığı söylenen baskınları, makyaj tipi operasyonlar olarak değerlendirebiliriz. Bunlar örgütü çökertecek çalışmalar değil. Ama dışarıda meşruiyet problemi yaşamamak için bu operasyonları yapmak mecburiyetinde. Öbür türlü Türkiye, dünyada Müslüman Kardeşler gibi algılanabilir.’’

“Türkiye garanti almadıkça IŞİD kartını bırakmaz”

İsmet Akça da Türkiye’nin IŞİD’i tehdit olarak algılamadığı iddiasında: ‘‘Devlet iktidarını kontrol eden herkes PKK ve PYD’yi asıl tehdit olarak algılıyor. Türkiye’nin en önemli derdi PYD hattının kurulmaması. PYD ve IŞİD arasındaki savaşta bir şekilde başka bir garanti almadığı sürece IŞİD kartını asla bırakmayacaktır. Tabii içeride yapılan manipülasyon uluslararası arenada tutmadığından bu operasyonları yapıyor. Bence bu operasyonlar bu dozda ve düzeyde yani göstermelik kalacak’’.

XS
SM
MD
LG