Erişilebilirlik

‘Türkiye Hangi Kampta Yer Alacağına Karar Vermeli’


Heritage Vakfı adlı düşünce kuruluşunun dış politika ve ulusal güvenlik uzmanlarından Luke Coffey, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rusya ile yakınlaşmayı Batı’ya karşı bir koz olarak kullandığını öne sürdü

Heritage Vakfı adlı düşünce kuruluşunun dış politika ve ulusal güvenlik uzmanlarından Luke Coffey, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rusya ile yakınlaşmayı Batı’ya karşı bir koz olarak kullandığını öne sürdü.Coffey, “(Erdoğan) Bir koltukta iki karpuz taşınamayacağını farketmeli. Günün sonunda Türkiye’nin hangi kampta yer almasını istediği noktasında bir karar vermesi gerekecek,” dedi.

Erdoğan-Putin zirvesinin yansımaları ve Türk-Rus yakınlaşmasına dair Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Coffey, Erdoğan’ın Rusya ile yakınlaşma girişiminin, zamanlaması gözönüne alındığında, Washington’da bazı alarm zillerinin çalmasına neden olduğu görüşünü dile getirdi.

Coffey, “Yüzeyde birtakım endişelerin olduğu düşüncesindeyim çünkü Türkiye-Rusya ilişkileri, sanki Türk hava sahasını düzenli ihlaller olmamış, sanki pilot hiç öldürülmemiş gibi, adeta sihirli değnek değmişcesine bir gecede değişmiş görünüyor,” diye konuştu.

“Washington’da alarm zilleri çalıyor”

Coffey, “Rusya’ya karşı ekonomik yaptırımların uygulandığı, NATO ile Rusya arasında neredeyse hiç iletişimin bulunmadığı bir zamanda Erdoğan’ın yakınlaşma girişimi, zamanlama gözönüne alındığında Washington’da bazı alarm zillerini çalmasına yol açıyor,” dedi.

Rusya ile yakınlaşmanın Türk dış politikasında kökten bir uzun vadeli değişim anlamına mı geldiği yoksa bunun Türkiye ile Batı arasında uzun yıllara dayalı çok yakın ilişkide bir ‘bozukluk’ mu olduğu sorusunun Batılı siyasetçileri çok meşgul ettiğini kaydeden Coffey, şöyle devam etti:

“Bu sorunun cevabını bekleyip göreceğiz çünkü hala darbe girişiminin serpintileri geçmiş değil. Ancak şunda şüphe yok ki Cumhurbaşkanı Erdoğan, Batı’nın Türkiye’yi ihmal ettiği, adil davranmadığı, basın ya da ifade özgürlüklerine baskı eleştirisi getirdiği gibi herhangi bir sebeple, Batı ile daha iyi ilişkiler için Rusya’yla yakınlaşmayı koz olarak kullanıyor. Ancak bir koltukta iki karpuz taşınamayacağını farketmesi gerekiyor. Günün sonunda Türkiye’nin hangi kampta yer almasını istediği noktasında bir karar vermesi gerekecek. Şundan emin olmamız lazım; eğer son 50-60 yıla bakarsanız,örneğin Türk boğazlarının ‘Türk’ kalmasını sağlayan sadece bir tek şey vardı ve o da NATO’ydu, Türkiye’nin toprak bütünlüğünü, hava sahasını garanti altına alan sadece tek bir kuruluş vardı ve o da NATO’ydu. Türkiye de önemli bir müttefik ve NATO içerisinde çok sayıda askeri operasyona katkılarda bulunan önemli bir üye oldu. Rusya ile yaşananların sadece biraz flörtten ibaret kalacağını ve nihayetinde Erdoğan’ın ailesine geri döneceğini ümit ediyorum.”

"Rusya böl-yönet stratejisi izliyor”

Coffey, Rusya Devlet Başkanı Putin’in bir nevi ‘böl ve yönet’ stratejisi izlediğini, NATO, AB gibi kuruluşların içerisinde zafiyetler bulup bunları kendi çıkarına kullanmaya çalıştığını söyledi.

Bunun örneklerinin sadece Türkiye değil başka ülkeler için de görüldüğünü ifade eden Coffey, “Onun yöntemi bu; Rusya’nın nüfuzunu emperyal dönemlere özgü bir tarzda yaymak istiyor” dedi.

Coffey, Türkiye ile Rusya arasında da esasında yüzyıllar öncesine dayanan bir husumet ve rekabetin bulunduğuna işaret ederken, “Bugün de hala çok sayıda sürtüşme ve anlaşmazlığın olduğu konular var, özellikle Suriye’de, Suriye’deki Kürtler konusunda mesela. Ziyaretin genel etkisinin ne olacağını göreceğiz zamanla ama bence Batı gözünü buradan ayırmamalı” diye konuştu.

“Suriye konusundaki farklılıkları aşmak zor”

Türkiye ve Rusya’nın Suriye konusunda ortak bir pozisyon belirleme ihtimaline dair soru üzerine Coffey, Türkiye ve Rusya’nın Suriye’de ortak hedeflere sahip olsalar da yöntemlerinin farklı olduğunu söyledi ve bunun sırf Erdoğan’ın Putin’le görüşmesi sonrasında değişmeyeceğini kaydetti.

Coffey, Erdoğan’ın, Rusya’nın Suriyeli Kürtleri silahlandırması ve Beşar Esat’a desteği konusunda taşıdığı endişeleri önemsediğini belirterek, “Bu farklılıkların, bu tür görüşmelerin ardından zorunlu yapılan açıklamaların ötesinde aşılabileceği kanısında değilim,” ifadesini kullandı.

İki ülkenin Suriye konusunda üçlü mekanizma kurma kararı hakkında, “Suriye halkının şu anda ihtiyaç duyduğu en son şey, yeni bir ortak mekanizma ya da çalışma grubu” diyen Coffey, Erdoğan’ın Rusya ile yakınlaşmadan sonra Suriye konusundaki politikasında değişiklik yapma ihtimaline dair soruyu da şöyle yanıtladı:

“Çizgisini biraz belki yumuşatabilir ve daha pragmatik bir yaklaşım benimseyebilir ve bu Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ya da Türkiye’ye özgü bir tavır da olmaz. Avrupa genelindeki liderlerin de Esat konusundaki pozisyonlarını yumuşattığını gördük ama çünkü IŞİD’i daha büyük tehdit gördükleri için. Eğer Erdoğan’ın (ziyaret öncesinde) Rus haber ajansı TASS’a yaptığı açıklamayı dinlerseniz, Suriye’ya kalıcı bir barış gelecekse Esat’ın gitmesi gerektiğini çok net söylüyor. Dolayısıyla bundan çok fazla geri adım atması çok zor…”

Amerika ile ilgili iddialar saçma ötesi”

Bu arada, Türkiye’deki darbe girişiminin arkasında ABD’nin olduğuna dair iddialara ilişkin de görüşlerini paylaşan Coffey, Washington’daki siyasetçiler arasında bu konuda ciddi düzeyde endişeler olduğunu ifade etti.

Coffey, “Öncelikle, güvenlik ve istihbarat birimlerimizin, isteseler bile Türkiye gibi bir ülkede darbe yapabilecek kadar sofistike olduklarını düşünmüyorum. Bana göre, Amerika’nın bu darbenin arkasında olduğu iddiası, Türk-Amerikan ilişkilerine uzun vadede zarar vermek dışında başka birşeye yaramaz. Gerçekten ümit ederim ki Ankara’da soğukkanlılık egemen olur ve bu söylemlerin tonu azalır çünkü Atlantik’in öte yakasından, Washington’dan bunlar saçma ötesi görülüyor,” diye konuştu.

XS
SM
MD
LG