Erişilebilirlik

'Türkiye'de Basın Dayanışmadan Yoksun'


Merkezi Washington'daki Türk Politika Merkezi ve Amerika Atatürk Derneği’nin düzenlediği panelde uzmanlar Türkiye'deki basın özgürlüğü sorunlarını mercek altına aldı

Türkiye’de basın özgürlüğü sorunları Washington’da bir kez daha mercek altına alındı.

Merkezi Washington'daki Türk Politika Merkezi ve Amerika Atatürk Derneği’nin düzenlediği panelde uzmanlar ve gazeteciler Türk hükümetinin basın üzerindeki baskı politikasını tartıştı.

Türkiye geçen yıl Gazetecileri Koruma Komitesi tarafından “en çok gazetecinin hapsedildiği ülke” olarak tanımlanmıştı. Türkiye’de basın özgürlüğünün yıllardır gerilediğine dikkati çeken Washington merkezli Özgürlük Evi (Freedom House) adlı kuruluşsa Türkiye’yi “kısmen özgür” ülkeler sınıfında tutuyor.

Washington’daki Ulusal Basın Kulübü’nde düzenlenen toplantıya katılan Özgürlük Evi’nin (Freedom House) Avrasya Programları Direktörü Susan Corke, Türkiye’nin, kendi bölgesinde ‘olgun’ örnek bir ülke olmak istiyorsa bu fırsatı ancak daha demokratik ve kapsayıcı bir devlet olarak yakalayabileceğini söyledi.

Türk Politika Merkezi ve Amerika Atatürk Derneği’nin düzenlediği panelde uzmanlar ve gazeteciler Türk hükümetinin basın üzerindeki baskı politikasını tartıştı

Türk Politika Merkezi ve Amerika Atatürk Derneği’nin düzenlediği panelde uzmanlar ve gazeteciler Türk hükümetinin basın üzerindeki baskı politikasını tartıştı

Türkiye’nin önemli bir bölgesel oyuncu, jeostratejik açıdan öneme sahip bir ülke olduğunun altını çizen Corke, devletin kendi iç sorunlarını çözmesi gerektiğini, bunlar arasında ifade özgürlüğünün bulunduğunu kaydetti.

Türk hükümetinin kendi uluslararası ortaklarından gelen eleştirilere de açık olması gerektiğini söyleyen Özgürlük Evi yetkilisi, devletin reformlara devam etmesi için Amerika’nın Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine verdiği desteği sürdürmesi gerektiğini savundu.

Özgürlük Evi Ocak ayında Başkan Barack Obama’ya mektup yazarak, “Türkiye’deki ifade ve konuşma özgürlüğüne yönelik düşmanca ortama yönelik kaygıları” Türk muhataplarına iletmesi çağrısında bulunmuştu.

‘Baskı ortamına uyum sağlandı’

Konuşmacılar toplantıda Türkiye’de basının baskı ortamına uyum sağladığını da ileri sürdü. OdaTV haber müdürü Barış Terkoğlu, “Başbakan Erdoğan’la polis ve yargı içindeki Fethullah Gülen yandaşlarının” Türkiye’de hukuka ve basın özgürlüğüne yönelik iki tehdit olduğunu savundu.

OdaTV davasında Şubat 2011’de terör şüphesiyle tutuklanan ancak 19 ay hapis yattıktan sonra suçsuz bulunarak serbest bırakılan Barış Terkoğlu, hükümetin basına yönelik baskılarının sonuç verdiğini söyledi, “Sermayelerini kaybetmekten korkan patronlar, bunun yerine gazetecileri kaybetmeyi tercih ediyorlar. Yayınlarını hükümetin politikalarıyla uyumlu hale getiriyorlar. Başbakan’ın her tehdidinden sonra hedef aldığı gazetecileri işten çıkarıyorlar. Halen çalışanlarsa sansürleniyor,” diye konuştu.

20 yılı aşkın bir süredir Türkiye’de yaşayan İngiliz yazar ve uzman Gareth Jenkins ise, Türkiye’de basının dayanışmadan yoksun olduğunu, eğer dayanışma olsaydı birçok sorunun çözülmüş olabileceğini söyledi.

Türkiye’de baskı politikalarının yalnızca medya üzerinde değil, tüm kamuoyu üzerinde uygulandığını söyleyen Jenkins, Ergenekon ve Balyoz davalarından örnekler verdi. İki davanın iddianamelerini de ayrıntılı bir şekilde inceleyerek bu konularda düşünce kuruluşlarına rapor hazırlayan Gareth Jenkins, tüm Türk toplumuna gözdağı verildiğini, hukukun üstünlüğü ilkelerinin Türkiye’de uygulanmadığını savundu.

Yorumları göster

XS
SM
MD
LG