Erişilebilirlik

'Türkiye Büyüme Trendinin Sonuna Geldi'


Türkiye’de açıklanan son rakamlar büyüme hızının ikinci çeyrekte %2,9 olduğunu gösterdi. Beklenti %3,1 civarındaydı. Bir önceki çeyrekte ise büyüme %3,2 düzeyindeydi. Bundan sonrasında Türk ekonomisi nasıl bir seyir izleyebilir? Türkiye büyüme sürecini sürdürebilir mi? Melek Çağlar, bu soruları Johns Hopkins Üniversitesi uygulamalı uluslararası ekonomi ve para politikaları profesörü Steve Hanke’ye yöneltti.

Türk ekonomisinin kriz döneminde çok başarılı bir performans sergilediğini söyleyen Johns Hopkins Üniversitesi profesörü Steve Hanke kısa vadede bu performansın devam edeceğini düşünmüyor: “Büyümenin sürdürülebilir olduğuna inanmıyorum. Türkiye ciddi bir büyüme süreci yaşadı ama bu sürecin sonuna geldiğini düşünüyorum. Asya ülkeleri büyümeye devam etse de onlar da yavaşlayacaktır. Bugün dünyanın ekonomik motor gücü olan Çin yavaşlarsa bence tüm dünya yavaşlayacaktır, Türkiye’nin de bunun dışında kalması beklenemez.”

Johns Hopkins Üniversitesi ekonomi profesörü Steve Hanke, Türk Merkez Bankası’nın izlediği para politikasının ekonomik başarıya önemli katkısı olduğu görüşünde: “Türkiye’de para arzı konusunda yaptığım incelemeye göre, Merkez Bankası iyi bir iş yaptı. Burada gördüğünüz çizgi 2006’dan bu yana para arzını gösteriyor. Bu çizgi de Merkez Bankası’nın arzı koşullara uygun şekilde yükseltmeye devam ettiğini gösteriyor. Arz miktarını doğru seviyede tutmak ekonominin sağlığı açısından önemli. Örneğin Yunanistan’da arz, sağlıklı bir ekonominin ihtiyacının çok altında.”

Hanke, Merkez Bankası’nın para arz seviyesini sağlıklı bir çizgide tutmasını övse de geçmişte yaptığı eleştirilerin de hala geçerli olduğunu söylüyor: “Geçmişte Merkez Bankası’nı eleştiriyordum çünkü bankanın yarattığı arz, toplam arz içerisinde giderek artıyor. Bu da temelde çok tehlikeli bir durum. Büyüme ve istikrarın sürdürülebilir olmasını riske atan nedenlerden biri de bu durumdur.”

Steve Hanke, bu risk faktörünü şöyle açıklıyor: “Merkez Bankası’nın para arzı ne kadar artarsa risk de tehlike de o kadar artıyor. Türkiye’de bankaların sunduğu krediler yavaş büyüyor. Çünkü burada Merkez Bankası’nın ticari bankalar üzerindeki baskısı var. Toplam para arzında ticari bankaların payının daha fazla olmasını tercih ederdim. Ama Türkiye’de bu toplamda Merkez Bankası’nın ağırlığı var.”

“Suriye Türk ekonomisini olumsuz etkileyebilir”

Steve Hanke, ileriki dönemlerde daralan küresel ekonominin getireceği zorluklara hazır olma açısından da bazı önerilerde bulunuyor. “Merkez Bankası’nın bankalara getirdiği katı denetimde, örneğin mevduat munzam karşılıkları gibi zorunluluklarda biraz esnekliğe gitmesini görmeyi isterim. Bir başka deyişle ekonomi yavaşlamaya başladığında para arzını bugünkü seviyesinin altına düşürülmemesine dikkat etmeleri gerekiyor. Eğer para arzı azalırsa, bankacılık sistemindeki katı kuralları biraz gevşetmeye hazır olmaları gerekiyor ki bu durumda bankalar açtıkları kredilerle ekonominin seyrini devam ettirebilsinler.”

Steve Hanke, Ortadoğu ve özellikle de Suriye’deki gelişmelerin Türkiye üzerinde olumsuz bir etki yaratabileceğine işaret ediyor. ”Bence bunun “tkisi gerçekten olumsuz olacak. Bu elbette biraz jeopolitik dış politikaya girecek ama, bence Türkiye, Suriye konusunda arı kovanına çomak sokuyor. Bunu yaparsanız, arıların sizi sokma tehlikesi ortaya çıkar. Türkiye’nin dış politikası son dönemde hem agresif hem de tutarsız.”

Sıcak paranın akışını ABD ve AB ekonomisi belirleyecek

Amerika ve Avrupa’daki olumsuz ekonomik koşullar Türkiye’ye akan sıcak parayı arttırmış, Türkiye de hızla büyüyen ekonomisiyle birlikte artan cari açıklarına bu fonlarla rahatlama sağlayabilmişti. “Sıcak para konusu biraz riskli. Amerika ve Avrupa merkez bankalarının faiz politikaları yüzünden, yatırımcılar en yüksek getirinin peşindeler. Bu yüzden de Türkiye gibi ülkelere gidiyorlar. Ama eğer Amerika ve Avrupa’da işler çok kötüye giderse bu durumda sıcak para da Türkiye gibi ülkeleri terk eder. Bu da Türkiye’de faizlerin artmasına, borsanın değer kaybetmesine neden olabilir.”

Steve Hanke, geçimişte olduğu gibi bugün de Türkiye’de bir para kurulu oluşturulmasını istiyor: “Türkiye’ye mali disiplin sağlayacak para sistemi, Bulgaristan’ın kabul ettiği kur kurulu benzeri bir yaklaşım olabilir. Hatta bunu 1997’de ben önerdiğim zaman uygulamaya koymuş olsalardı 2001 krizi olmazdı. Ama şimdi de bölgedeki siyasi gerilim düşünüldüğünde hala bu sisteme ihtiyaç var. Lira’nın kur fiyatı Euro veya Amerikan Doları’na göre belirlenmeli ve Lira’nın değeri de %100 Dolar veya Euro cinsinden rezervle desteklenmeli.”

Johns Hopkins Üniversitesi profesörü Steve Hanke, bu yöntemin hem paranın değerinin sabitleyeceğini hem de piyasalara istikrar getireceğini söylüyor.
  • 16x9 Image

    Melek Çağlar

    Melek, meslek yaşamına yazılı basında başladı. Haftalık Barometre gazetesinde muhabir ve Management-Marketing sayfa editörü olarak çalıştıktan sonra 1990’lı yılların başında aynı gazetenin Yazı İşleri Müdür Yardımcısı olarak görev yaptı. Meslek yaşamına kısa bir ara verip İngiliz Kraliyet bursuyla City University London’da gazetecilik eğitimi aldı. 1994 yılında Amerika’ya yerleşmeden önce Hürriyet gazetesinde çalıştı. Meslek yaşamına halen Internet, radyo ve televizyon yayıncılığı yapan Amerika’nın Sesi’nde devam ediyor. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu olan Melek, yüksek lisans derecesini 2002 yılında tamamladığı George Washington Üniversitesi MBA programından aldı.

Yorumları göster

XS
SM
MD
LG