Erişilebilirlik

'Türkiye En Çok Kazanan da Olabilir En Çok Kaybeden de'


Suriye krizi yalnızca iç savaşın sıkıntısını çeken halkı değil komşu ülkeleri de etkiliyor. Bu ülkelerden biri de hiç kuşkusuz Türkiye. Suriye konusunda atılacak adımların Türk dış ve iç politikasına olası etkilerini bir süre önce Türkiye’de çeşitli temaslarda bulunan Alman Marshall Vakfı uzmanlarından Joshua Walker Amerika’nın Sesi’ne değerlendirdi.

Melek Çağlar - Suriye’nin kimyasal silahlarından vazgeçmesi, uluslararası bir güce devretmesi, uluslararası toplumu tatmin eder mi? Bu, Türkiye ve komşu ülkeler için ne anlama gelir, silahların imhası Türkiye için yeterli olur mu?

Joshua Walker - Suriye konusundaki derin görüş ayrılıkları var. Önce buna bakmak gerekiyor. Her ne kadar diplomasiye bir şans daha verilmiş olsa da ben Şam rejiminin samimiyetine inanmıyorum. Rusya’nın da Suriye’yi kimyasal silahlarından vazgeçmeye ikna edebileceğini sanmıyorum. Türkiye başından beri bu konuda görüşlerini açıkça ifade etti ve plana itiraz etti çünkü -- varsayalım kimyasal silahları kontrol altına alabildiniz --ama bu yeni bir saldırının olmayacağı anlamına gelmez. Ayrıca Suriyeliler’in bu konuda verdikleri takvim Amerika için kabul edilemez. İster kimyasal silahları elinden alınarak isterse hava operasyonuyla, Şam hükümeti bir şekilde yaptıkları için cezalandırılmalı. Eğer bu bedel ödemenzse, uluslararası toplum saygınlığını kaybeder.

Melek Çağlar - Askeri seçeneğe başvurulursa bu Türkiye’yi nasıl etkiler? Türkiye’nin uluslararası alanda ilişkileri üzerinde ne kadar etkili olur ve böyle bir durumda Türkiye nerede, nasıl yer alır?

Joshua Walker - Türkiye iki yıldır Şam rejimini sert biçimde eleştiriyor. Katar ve Suudi Arabistan da Suriye konusuna müdahil durumda. Ama Türkiye, Suriye’deki gelişmelerden en çok kaybeden ya da en çok kazanan ülke olacaktır. Amerika birçok bakımdan Suriye’den uzak duruyor. Askeri seçenek gündeme geldiğinde de Başkan’ın önerdiği seçenek oldukça sınırlı bir askeri operasyondu. Bu tür sınırlı bir operasyon bence Suriyeli muhaliflere bir şekilde yardım eder, bir de Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan gibi bölgesel güçlerin uzun zamandır ortaya koymak istedikleri liderlik konumlarını güçlendirir. Aslında, ilk kez Suriyeli muhaliflerin müttefikleri aynı noktada buluşmuş oldu. Çünkü bu müttefiklerin her biri ayrı bir muhalif grubu destekliyor. Buna karşın Şam’ı İran da, Rusya da, Hizbullah da destekliyor. Hepsi bu konuda aynı noktada. Oysa rejim karşıtlarının her biri farklı grupları destekliyor, bunların da karşı kamp gibi aynı noktada buluşması gerekir. Eğer askeri operasyon seçeneği bu noktaya ulaşmayı sağlayacaksa, bence bu yola başvurulmalı.

Melek Çağlar - Türkiye kazanan da kaybeden de olabilir dediniz, bunu açar mısınız?

Joshua Walker - Türkiye, Suriye ile çok yakın ilişkilere sahipti, hem komşularla sıfır sorun politikası çerçevesinde hem de stratejik olarak. Sıkı ekonomik ilişkiler ve vizesiz seyahat ortamından Türkiye’nin yaptırımlara destek verdiği, muhaliflere yardım ettiği, mültecileri kabul ettiği bir konuma gelindi. Suriye sorunu barışçı yollardan çözülürse Türkiye çok şey kazanır. Ama savaş sürerse, büyük sorunlar kapıda görünüyor. Suriye’nin kuzeyinde İslamcı El Nusra ile Kürt gruplar var bu durum bence uzun vadede Türkiye’nin istikrarını ve çıkarlarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca sınırdan iki tarafa rahatça gidip gelen mülteciler yüzünden uyuşturucu ticareti ve terörist faaliyetler kontrol edilemeyebilir.

Melek Çağlar - Sizin de belirttiğiniz gibi Suriye krizi Türkiye’deki Kürt konusu üzerinde de etkili olabilecek bir potansiyele sahip. Suriye’deki olası gelişmeler, farklı senaryolar Türkiye’deki barış sürecini nasıl etkiler?

Joshua Walker - Suriye denkleminde ve uluslararası arenada eksik olan parça Kürtler ve Kürt sorunu. 10 yıl önce Irak’ta Kürtler’in bu kadar öne çıkabileceğini, Iraklı Kürtler’in en yakın müttefikinin Türkler olacağını kimse hayal bile edemezdi. Oysa başlangıçta PKK sorunu yüzünden Iraklı Kürtler’in ne olacağı konusunda kuşkular vardı. Şimdi Suriye’ye bakıldığında, Türkiye’nin Irak deneyiminden ders aldığı ve bu nedenle Kürt grupları yanına çekmeye çalıştığı görülüyor. Ama elbette bu, ancak barış süreci olursa ve AKP’nin Kürt inisiyatifi ilerlerse mümkün olabilir. Son zamanlarda Türkiye’nin iç meseleleri ve karşılıklı güvensizlik yüzünden barış sürecinin işlemediği, durduğu yolunda söylemler oldu. Sanırım işte bu nedenle Suriye’nin kuzeyindeki özerk bir Kürt bölgesi zaten karışık olan durumu daha da karmaşık hale getirecektir. Türkiye’yi, Suriye’yi, Irak’ı ve İran’ı da yakından ilgilendiren Kürt sorunu konusunda ne yapılabilir? Bu, tek bir ülkeyi, ya da sadece iki ülkeyi ilgilendiren bir sorun değil. Dolayısıyla da zor bir süreç. Elbette Türkiye ekonomik olarak bölgenin en büyük oyuncusu, aynı zamanda en fazla Kürt nüfusuna sahip bölgesel güç. Türkiye başarının motoru olacak bir ülke ama aynı zamanda Türkiye’deki milliyetçilerin çok hassas olduğu ve gelişmelere çabuk tepki verdiği de bir gerçek, işte bu iki unsuru dengeleyerek ilerleme sağlamak çok önemli. Türkiye dış ve iç politikasını nasıl dengeleyecek? Bu gerçekten Türk hükümeti için çetin bir konu.

“Kürt sorunu uluslararası destekle çözülür’

Melek Çağlar - Türkiye’deki Kürt politikacılar barış sürecinin işleyişinden şikayetçi ve PKK da çekilmeyi yavaşlatmaktan sözetti. Önümüzdeki yerel seçim süreci de düşünüldüğünde hükümetin atması gereken adımlar neler?

Joshua Walker - Bence yeniden konuya odaklanmak gerekiyor. Türk hükümeti bence sorunu çözme konusundaki samimiyetini ortaya koydu. Yerel ya da genel seçimleri kazanmak istiyorsa, ya da Erdoğan başkan olmak istiyorsa barış yolunda gelişme kaydedilmelidir. Erdoğan siyasi geleceğini riske atarak Kürtlerle diyaloğa girdi, ama milliyetçiler nedeniyle de geri adım attı. Bu Türk hükümeti için zorlu bir süreç, ama tüm grupların görüşünü dinlemek ve hatta uluslararası destek almak önemli burada. Çünkü bu konu Türkiye’nin tek başına çözebileceği bir konu değil. Amerika’nın, Kuzey Irak’ın, Bağdat hükümetinin desteği lazım. Çok uzun zamandır Kürtler’i birbirine karşı kullanan bölge ülkelerinin biraraya gelmesi ve Suriye düşerse Kürtler’in dış güçlerin oyuncağı haline gelmesini engellemenin gerekli olduğunu anlaması lazım.

Melek Çağlar - Türk hükümeti Suriye’yi çok sert bir dille eleştiriyor, müdahale istiyor, ancak Türk halkının çoğu bu görüşü paylaşmıyor. Türk hükümeti hangi noktada görüşüne paralellik kazandırabilir? Bir süre önce Türkiye’yi ziyaret ettiniz ve farklı kesimlerle temaslarınız oldu? Suriye konusunda Türkiye’de edindiğiniz izlenimler nedir?

Joshua Walker - Türk halkı hükümetin Şam karşıtı söylemine şüpheli yaklaşıyor. Aslında sadece Suriye değil, Gezi protestolarından sonra Türkiye’de derin bir kutuplaşma var. Dolayısıyla bu iki karşıt grup Suriye’de olanlara kendi merceğinden bakıyor. He ne kadar Türk halkı hükümetin Suriye politikasına ve Suriye konusunda liderlik rolü oynayabileceğine kuşkuyla baksa da bence Türk hükümeti daha önce olduğu gibi kafasına koyduğunu yapacak güçte. Eğer Türk halkının görüşü, böylesi bir operasyona, Türkiye’nin, hak ettiği gibi, liderlerden biri olarak katılması gerektiğine ikna edilebilirse, bu diğer Şam karşıtı Amerika, Fransa ve Avrupa Birliği gibi diğer taraflara da yarar. Suriye rejimini destekleyenler çok daha yoğun ve çok daha yakın işbirliği içinde çalışıyor. Türkiye de bu konuda çok şey söyledi, mülteciler konusunda çok şeyler yaptı ama bu senaryoda gerçek bir lider olduğunu gösterecek bir sonraki adımı atmadı.

Melek Çağlar - Şam hükümetine destek verenler de karşı çıkanlar da Rusya’nın planıyla büyük bir beklenti içine girdiler. Ama Türkiye bu konuda en fazla eleştiri getiren taraftı. Bu, küresel perspektiften bakıldığında Türkiye’yi nasıl etkiler?

Joshua Walker - Arap Baharı sonrasında Türkiye’nin demokrasiyi savunmak adına uluslararası toplumu da geride bırakıp biraz aceleci davrandığı bir gerçek. Ama bu, Suriye’de olup bitenlere Türkiye’nin gösterdiği ahlaki tepkinin yanlış olduğu anlamına gelmiyor. Sadece belki müttefiklerle eşgüdümü daha da güçlendirmesi gerektiğini gösteriyor. Rusya’nın planına Amerika da başından beri şüpheli yaklaştı ve birçok konuda Türklerle aynı görüşleri kaygıları paylaşıyoruz. Ama Amerika bu konuda kamuoyu önünde fazla şikayette bulunmadı. Türkiye ise bu konuda sesini yükseltti. Bu yüksek ses Türkiye’nin çıkarlarını güçlendirir mi, işte bu soruyu Türklerin cevaplaması gerekir. Ama Suriye ile ilgili planda, özellikle de Amerika’nın askeri operasyon tehdidinde Türkiye önemli bir yere sahip. Türkiye bölgenin en büyük, NATO’nun da ikinci en büyük ordusuna sahip. Eğer bir operasyon olacaksa, uçaklar büyük ihtimalle Türkiye’den kalkacaktır. Birçok alanda beraber çalışmamız gerekiyor o nedenle belki daha iyi eşgüdüm şart gibi görünüyor.

Melek Çağlar - Suriye’de bir sonraki adım ne olacak sizce?

Joshua Walker - Suriye’de ne olacağını kestirmek gerçekten çok zor. Ne yazık ki herkes beklemede ve şu anda kötü olan durum giderek daha da kötüleşecek . İç savaş iki buçuk yıldır sürüyor ve Şam her seferinde bir adım daha ileri gidiyor. Önce protestoları bastırmaya çalıştı, sonra uçakla saldırdı, sonra Türk uçaklarına saldırdı, sınır ötesi saldırılar oldu, en son da kimyasal silah kullandı. Bunlar sona erecek mi? Sadece, uluslararası toplum biraraya gelir ve isyancıları destekleyip Şam rejimini yaptıklarının bedelini ödemeye zorlarsa sona erer. Ama kısa vadede, uluslararası toplum çözüm bulmazsa, ben durumun daha da kötüleşeceğini düşünüyorum.

Melek Çağlar - Teşekkür ederim.

Joshua Walker - Teşekkür ederim.
  • 16x9 Image

    Melek Çağlar

    Melek, meslek yaşamına yazılı basında başladı. Haftalık Barometre gazetesinde muhabir ve Management-Marketing sayfa editörü olarak çalıştıktan sonra 1990’lı yılların başında aynı gazetenin Yazı İşleri Müdür Yardımcısı olarak görev yaptı. Meslek yaşamına kısa bir ara verip İngiliz Kraliyet bursuyla City University London’da gazetecilik eğitimi aldı. 1994 yılında Amerika’ya yerleşmeden önce Hürriyet gazetesinde çalıştı. Meslek yaşamına halen Internet, radyo ve televizyon yayıncılığı yapan Amerika’nın Sesi’nde devam ediyor. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu olan Melek, yüksek lisans derecesini 2002 yılında tamamladığı George Washington Üniversitesi MBA programından aldı.

XS
SM
MD
LG