Erişilebilirlik

‘Türk Dizileri Asıl Patlamayı ABD'de Yapacak’


Çok değil daha on yıl öncesine kadar Türkiye, film, dizi, yarışma, belgesel ve eğlence programları formatlarının neredeyse tamamını yurtdışından satın alıyordu. Çok az sayıdaki Türk dizisi yurtdışı pazarında alıcı buluyor, en yüksek fiyatla satılan Türk dizileri, bölüm başına 35 ile 50 dolar arasında yabancı ülkelere satılıyordu. 2004 yılında Türkiye’nin dizi yapımı ihracatından elde ettiği gelir 10 bin doları bile bulmuyordu.

Sektördeki istikrarsızlık ve durgunluk özellikle sanatçıların ve set işçilerinin çalışma koşullarını da olumsuz yönde etkiliyordu. Sanatçılar ve teknik elemanlar başta Amerika olmak üzere yurt dışında çıkıp hayallerini sürdürmenin peşine düşüyorlardı. 2015 yılına gelindiğinde ise Türkiye dizi yapımcılık sektöründe dünyanın başrol oyucuları arasına girdi. Türk dizileri 2014 yılı rakamlarına göre ulaştığı 200 milyon dolarlık ihracat hacmiyle Türkiye ekonomisine de çok önemli katkıda bulunuyor. 2023 yılı için tam bir milyar dolar tutarında dizi ihracatı hedefleniyor.

Yüz milyonlar izliyor

Türk Kültür Bakanlığının verilerine göre; dünyada dizi ihracatı yüzde 4,54 büyürken, Türkiye’de 2013 sonu itibarıyla bu oran yüzde 20’nin üzerinde gerçekleşti. Türk dizilerinin satış fiyatları bugün bölüm başına 200 bin dolara kadar alıcı buluyor. Dünyanın yaklaşık 85 ülkesinde seyredilen Türk dizilerini artık yüz milyonlarca kişi izliyor. 60’a yakın ülkede seyredilen ‘Muhteşem Yüzyıl’ 400 milyon kişi tarafından izleniyor. Amerika’da ise Türk dizileri, onlarca ayrı dilde uydu ve dijital platformlar aracılığıyla yayınlanan çeşitli etnik televizyonlarda milyonlarca kişi tarafından izleniyor. Muhteşem Yüzyıl, Amerika’da İspanyolca yayınlanan Mundomax televizyon kanalında milyonlarca izleyiciye ulaşıyor.

Amerika’da Türk dizilerine büyük ilgi

1998 yılında Amerika’da ilk etnik yayın platformlarından biri olan DFH Network’ü kuran girişimci Hakan Çizem, çanak antenlerle yola çıktığı etnik yayıncılığı, IP World TV ile HD dijital yayın formatınla Amerika’nın 50 eyaletinde evlere taşımayı başardı. IP World TV yaklaşık 30 ayrı dilden yayın yapan 300 ayrı etnik televizyon kanalının birleştiği Amerika’nın en önde gelen dijital platformlarından biri haline geldi. Türk dizilerine artan ilgi, IP World TV’ye de yansımış.

Amerika’nın Sesi’ne konuşan Hakan Çizem, Türk dizilerine Amerika’da son yıllarda çok yoğun bir ilgi olduğunu söylüyor ve Türk dizilerinin asıl patlamayı Amerika’da yaşanacağını iddia ediyor. Ekim ayının ilk haftası Cannes’da yapılan içerik fuarı MIPCOM’da birçok Türk dizi yapım firmasının Amerikan televizyon kanallarıyla yeni anlaşmalar imzaladığını belirterek, “Amerika’da nüfusun yüzde 70’i bir başka dili daha konuşuyor. 400 milyonluk dünyanın en önemli pazarı. Türk dizileri son yıllarda yapım kalitelerini arttırdı ve dünya pazarında yıldızı parladı. Önümüzdeki yıllarda büyük bir izleyici kitlesi etnik kökenli kişilerin oluşturduğu Amerika’da Türk dizilerine ilgi giderek artacak ve Türk dizilerinde asıl patlama Amerika’da olacak’’

Dublaj ve ‘on demand’ dizi kanalları sırada

Türk dizilerine dünyada artan ilgilinin kendi dijital platformlarını da olumlu yönde etkilediğinin vurgulayan Çizem, Amerika’da çeşitli etnik nüfusa yönelik dijital platformlarında yer alan çok sayıda televizyon kanalında çeşitli dillerde Türk yapımı dizilerini yayınladıklarını söyledi. Çizem, “Son yıllarda Amerika’da Türk dizilerini izleyicilerinin sayısı giderek artıyor. Bu konuda izleyicilerden gelen talepler doğrultusunda özellikle Türk dizilerinin ‘on demand’ izlenebileceği yeni kanallar açmak için çalışıyoruz. Alt yazı ve dublajlarla yayınlayacağımız Türk dizilerinin Amerika’da çok daha fazla bir kitleye ulaşmasını sağlayacağız’’ diye konuştu.

‘Hedef Bir Milyar Dolar’

Türk yapımı diziler, Fransa'nın Cannes kentinde Ekim ayı başında yapılan dünyanın en büyük içerik fuarı MIPCOM 2015'te görücüye çıktı. Yıllar önce hep alıcı ülke Cannes’da yapılan fuara katılan Türkiye bu kez geçtiğimiz yıla göre katılımcı sayısını ikiye katlayıp tam 411 firmayla katıldı. Türkiye’nin dizi sektöründe dünyada geldiği önemli konumun göstergesi de MIPCOM 2015’in onur konuğu olmasıydı.

İstanbul Ticaret Odasının (İTO) sponsorlarından biri olduğu fuarda dizi yapım ve pazarlamacısı Türk firmaları binlerce alıcıya ulaştı yeni televizyonlar ve yeni ülkeler de Türk dizilerine kapılarını açtı. İTO Başkanı İbrahim Çağlar, "2004 yılında 10 bin doları bile bulmayan dizi film ihracatımızın bu yıl 350 milyon dolara ulaşmasını bekliyoruz’’ dedi. Ekonomi Bakanlığı ise Türk dizilerinin ihracatında 2023 hedeflerinin tam 1 milyar dolar olduğunu açıkladı.

Gülçin Hatihan

Gülçin Hatihan

Gülçin Hatihan: ‘Dizi değil uzun metraj çekiyoruz’

Oyuncu ve yönetmen Gülçin Hatihan, Kaygısızlar, Çocuklar Duymasın, İstanbul'un Gözleri Mahmur, Çılgın Bediş, Poyraz Karayel gibi birçok dizide oynadı, doksanlı yılların sonunda ise New York’a yerleşti. New York’ta birçok başarılı projeye imza attı. Türk tiyatrosunu ilk kez Broadway ile tanıştıran tiyatro yönetmeni oldu. 2009 yılında Beacon Theater’da sahnelenen ‘Hisseli Harikalar Kumpanyası’ müzikali, Türkler kadar Amerikalılar da büyük ilgi gördü. Türkiye’de son yıllarda yaşanan dizi patlaması onu da etkiledi yeniden oyunculuk günlerine geri döndü ve İstanbul - New York arasında mekik dokur oldu. Yılların tecrübeli sanatçısı Türk dizilerinin dünyada yaşadığı çıkışı Amerika’nın Sesi’ne anlattı.

“Bizim dizilerimiz, yani Türk dizileri yaklaşık 130 -150 dakika sürüyor, inanabiliyor musunuz? Bundan yıllar önce, 90’larda da televizyona iş yapan bir oyuncuydum ben. O zamanlar 40- 45 dakika sürerdi bir bölüm dizi. Sonra ben Amerika’ya geldim doksanların sonunda, on yıldan fazla bir süre sonra bir döndüm ki; dizi değil her hafta bir uzun metraj çekmeye başlar olmuşuz.”

‘New York’ta yutkunduğum stüdyoları İstanbul’da kurmuşlar’

“Türkiye’de yapım kalitesinin dünya standartlarını yakaladığını belirten Gülçin Hatihan, “Bu arada elbette teknoloji çok ilerlemiş. New York’ta ağzımın suları aka aka bakıp yutkunduğum stüdyolardan Türkiye’de de kurmuşlar. Ne ışık, ne ses, ne de görüntü kalitesi dünya standartlarını aratır olmuş. Bu uzun saatler durumu dışında elbette coşkuyla karşıladım sektörün bu gelişimini. Çok genç nüfuslu bir ülke Türkiye. Bu son 20 seneden önce ‘Yeşilçam’ olarak isimlendirilen Beyoğlu’nda bir sokaktan adını almış küçük bir piyasa iken, artık sinema televizyon okumuş, bu işin işçiliğinin yanı sıra felsefesi ve tarihini de bilen genç yönetmenler ve set insanları yetişmiş, onların ürettiklerini takip edebilen bilgi ve kültür seviyesinde bir seyirciye de kavuşulmuş, evrensel hikayeleri yakalayabilen ‘internet’ gençliği yazarlarımızın da sayesinde, dizilerimiz tüm dünyaya satılır olmuş. Dünya televizyonlarında bizim bir bölümümüz iki bölüm olarak yayınlanıyor. Uzun süren diziler çıkartıyoruz. Dört sezon, beş sezon giden işler var. Bu da satın alan televizyona iki katı sezon ömrü demek. Karlı bir alışveriş.”

Peki bu değişim nasıl oldu?

Peki bu değişim nasıl oldu? Sorumuzu ise Hatihan şöyle yanıtlıyor: “Bir kere kimsenin gözünü yormayacak bir teknolojiye ulaştık. Normal diğer ülkelerin kanallarında ne gösteriliyorsa renk de öyle, kullanılan teknikler de. Sonra oyunculuk konusunda da çok ilerlettik işleri. Bana hala Amerikan tarzı oyunculuğa kıyasla biraz daha grotesk geliyoruz ama sanırım seyirci çok umursamıyor. Senaryolarımız çok daha derinleşti. Bu internetin yaygınlaşmasıyla çok daha fazla kaynağa ulaşan genç nesiller daha evrensel hikayeler kurmaya başladılar. Zaten açıkçası benim fikrimce başrol; tiyatroda oyuncu, sinemada yönetmen, dizide ise senaryo. Senaryolarımızın IQ’su arttı bu son 20-25 yıldır. Her satışta elbette ayrı bir rakam vardır ve hepsini biliyor olmam da mümkün değil ama inanıyorum ki; bu dizilerden satın alanlar bir dublaj maliyeti de ekleyerek aynı prodüksiyonu çekmeye kalksalar belki 10 katına mal olacak kaliteli bir yapım sahibi oluyorlar’’

‘Uluslararası platformlarda tanınmak heyecan verici’

Peki bu durum oyuncuları nasıl etkiliyor sorusunu ise; “Ben Amerika’da da, Türkiye’de de, 25 yıldan fazladır çalışan bir oyuncu yönetmen olarak diyebilirim ki; bu uluslararası platformlarda tanınmaya başlamak elbette çok heyecan verici. New York’a beni ziyarete gelen bir oyuncu arkadaşımı City Hall’de çalışan hayranı olan bir kızın gördüğünde nasıl heyecanlanıp bayıldığını hatırlıyorum mesela. Umarım ben de böyle bir şeyi çok yakın zamanda tecrübe ederim. Oyunculuk asıl olarak bence zamana ve mekana karşı durma, kalıcı olma çabasıdır. Bu bağlamda Türk dizilerinin yurtdışı satışları, hayallerimize bir küçük adım daha yaklaşmamızı sağlıyor. Zaten artık dünya dediğimiz bir büyük köy değil mi? Evlerinize daha sık konuk olmak dileklerimle” yanıtlıyor.

Ayşe Eldek Richardson

Ayşe Eldek Richardson

Ayşe Eldek Richardson

Oyuncu-yönetmen Ayşe Eldek Richardson, 1997 yılında Amerika'ya oyunculuk okumak için gelmiş. Harvard Extension Drama okulunun ardından iki yıl HB Studio'da öğrenim görmüş. Ünlü Sigorney Weaver ve Jim Simpson'ın tiyatrosunda kadrolu olarak çalışmış. Cellophane, O Jerusalem, Like I Say oyunlarında yer almış. 2010 yılında Türk Amerikan Repertuar ve Eğlence Tiyatrosunu kurmuş. Amerika'daki ilk İngilizce orijinal Türk-Amerikan tiyatrosunu başlatmış. Sevmek, Fatih ve Bellini, Keloğlan oyunlarını sahnelemiş. Tiyatro sahnenin yanı sıra ve sinema filmlerinden ödül kazanmış olan David, Book of Truth and Lies filmlerinde rol almış. Televizyon içinde de Sex and the City, Rescue Me, Damages, David Letterman Show, What Would You Do oynamış. Kendi yazıp yönettiği kısa filmi ‘Oh Boy’ 2008 yılında Cannes Film Festivalinde gösterime girmiş.

11 Eylül Halit Ergenç’in kaderini değiştirdi

Tecrübeli oyuncu ve yönetmen Ayşe Eldek Richardson, New York’ta projelerini ve sanat çalışmalarını sürdürüyor. Türk dizilerinde yaşanan patlamayı yaşadığı bakın nasıl anlatıyor. “Burada çekimi yapılan ve sevgili arkadaşlarım Halit Ergenç, Özgür Özberk, Defne Halman, Güven Kıraç'la beraber Merhaba New York'ta oynuyorduk. Maalesef 11 Eylül terör saldırısı olunca prodüksiyon durdu. Halit Ergenç oynadığımız dizi bitince İstanbul’a bir süreliğine dönme kararı aldı. Tekrar New York’a dönecekti ama gidiş o gidiş. Türk dizileri patlayınca bir daha dönemedi. Şimdi dünyada çok önemli bir yere geldi.”

Brooklyn’de Ortadoğulu kadının çığlığı

“2009 yılında tekrar bir Türk Amerikan prodüksiyonu olan ve sevgili arkadaşım Şenay Gürler ve Ebru Akel'in yer aldığı Yeni Baştan dizisinde oynadım. Bu dizinin çekimleri sırasında çok hoş ve enteresan bir şeyle karşılaştık. Brooklyn’deki çekim yerimizde rol arkadaşlarımızdan biri dışarıya çıktığında birkaç Ortadoğulu hanımın çığlıklar atarak ona koşup imzasını istediğini gördük. Bu durum beni hem şaşırttı, hem de çok hoşuma gitti. Ortadoğu ve Arap ülkelerinde Türk dizilerinin popüler olduğunu biliyordum ama Amerika'da böyle bir sahneyle karşılaşacağımı düşünmemiştim doğrusu.’’

Bulgar muslukçu ‘Dizinize bayılıyorum’

Bütün bunlar devam ederken New York’taki evimizin bozulan musluğunu tamire gelen Bulgar adam bana "Dizinize bayılıyorum. Bir sonraki bölümü sabırsızlıkla bekliyoruz" dedi. Amerika'da yaşanıp Uydu TV ve dijital platformlardaki etnik televizyon kanalları aracılığı ile Türk dizilerinin Amerika’da izlenmesi çok büyük bir adım. Yıllar öncesinde dışardan Brezilya dizisi ve Yalan Rüzgarı’nı alırken şimdi bizim dizilerimiz globalleşiyor. Biz Türk sanatçılar için harika bir atılım bu’’

Amerika’da yaşayan oyuncular Türkiye’ye döndü

Eldek, “Türk dizilerinin dünyada bu şekilde popüler hale gelmesi Amerika'da yaşayan pek çok oyuncu arkadaşımızın da Türkiye'ye dönüş yapmasına neden oldu. Halit Ergenç, Muhteşem Yüzyıl ile dünyada zirveye ulaştı, Özgür Özberk, Güven Kıraç, Gülçin Hatihan yeni dizilerde başroller alarak yeni başarılara doğru hızla yükseliyorlar. Rol arkadaşlarımın başarısı benim gibi Amerika'da yaşayan sanatçı arkadaşları da mutlu ediyor. Etkili senaryolar ve yetenekli çalışmalarla Türk dizileri Emmy'lerde bahsedilmeye devam edecek ve ödül törenlerinde Türk sanatçılarımızı ellerinde ödülleriyle göreceğiz.’’

Türk dizilerinin gösterimde olduğu bazı ülkeler

Amerika, Afganistan, Almanya, Arnavutluk, Arjantin, Avusturya, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Bosna Hersek, Brunei Sultanlığı, Bulgaristan, Cezayir, Çek Cumhuriyeti, Çin, Endonezya, Estonya, Fas, Gürcistan, Hırvatistan, Irak, İran, İsveç, İsviçre, Japonya, Karadağ, Katar, Kazakistan, Kıbrıs, Güney Kore, Kosova, Kuveyt, Letonya, Libya, Litvanya, Lübnan, Macaristan, Makedonya, Malezya, Mısır, Özbekistan, Pakistan, Romanya, Rusya, Slovakya, Slovenya, Suudi Arabistan, Suriye, Şili Tayland, Tayland, Tayvan, Tunus, Ukrayna, Umman, Ürdün, Vietnam, Yemen, Yunanistan.

İhraç edilen Türk dizilerinden bazıları

Adını Feriha Koydum, Annem, Arka Sokaklar, Asi, Aşk-ı Memnu, Azad, Benden Baba Olmaz, Berivan, Bir Bulut Olsam, Bütün Çocuklarım, Candan Öte, Çemberimde Gül Oya, Düğün Şarkıcısı, Elveda Derken, Fatmagül’ün Suçu Ne?, Fırtına, Gece Gündüz, Genco, Geniş Zamanlar, Gümüş, Hanımın Çiftliği, Haziran Gecesi, Ihlamurlar Altında, İki Aile, Kampusistan, Kavak Yelleri, Kaybolan Yıllar, Keşanlı Ali Destanı, Kınalı Kar, Kod Adı, Kurtlar Vadisi, Kuzey Güney, Küçük Kadınlar, Küçük Sırlar, Menekşe ile Halil, Muhteşem Yüzyıl, Öyle Bir Geçer Zaman Ki, Sağır Oda, Sonbahar, Türkan, Unutabilsem, Vazgeç Gönlüm, Yaprak Dökümü, Yılan Hikayesi, Yol

XS
SM
MD
LG