Erişilebilirlik

Türk Dernekleri Paris'teki Törene Katılacak


Paris'teki Komitas anıtı (arşiv). Anıt 1915'te İstanbul'da yaklaşık 200 Ermeni aydınla birlikte sürgüne gönderilen Ermeni din adamı ve besteci Gomidas Vartabed'e adandı.

Paris'teki Komitas anıtı (arşiv). Anıt 1915'te İstanbul'da yaklaşık 200 Ermeni aydınla birlikte sürgüne gönderilen Ermeni din adamı ve besteci Gomidas Vartabed'e adandı.

Her yıl 24 Nisan yaklaştığında diyasporada hummalı bir çalışma, Ankara’da da gergin bir bekleyiş başlıyor. Anma etkinlikleri daha çok diyasporanın yoğun olarak yaşadığı Amerika ve Fransa’da odaklanan eylemler olurken, son yıllarda Erivan, Avrupa ülkeleri, hatta Ortadoğu’ya doğru yayılmaya başladı. Son 10 yılda, bu eylemlere İstanbullu Ermeniler ve onlara destek veren Türk aydınları da katıldı.

2001 yılında çıkardığı tek cümlelik bir yasayla, 1915 olaylarını ‘soykırım’ olarak tanıyan Fransa’da en büyük anma töreni Paris’in ortasında dikilen Komidas anıtının önünde düzenleniyor. Bu anmalara Fransa Cumhurbaşkanları da dahil pek çok politikacı, sanatçı ve bilim adamı da destek veriyor.

Ancak bu yıl yurt dışında yaşayan Türkler, Paris’te bir ilke imza atacak. İlk kez Komidas anıtının ziyaretçileri Türkler olacak. Fransa’daki sivil toplum örgütleri bu sene 24 Nisan’da düzenlenecek büyük anma töreninden bir gün sonra, 25 Nisan’da saat 15.00’te Komidas anıtının önüne giderek 1915’te yaşamını yitirenleri anacak ve Türkiye’ye “soykırımı tanıması” çağrısı yapacak. Türkiyeli Yurttaşlar Derneği (Assemblée Citoyenne des Originaires de Turquie) ACORT’un öncülüğüne düzenlenen yürüyüş, daha önce başlatılan “Ortak bir Rüyamız Var” girişiminin devamı olacak.

Türk ve Ermeni halklarının birbirine yaklaşmasını talep eden “Ortak bir Rüyamız Var” hareketinin Fransa’daki örgütlenmesini ve 25 Nisan anma girişimini ACORT yürütüyor. Ermeni Görsel Yayınlar Derneği (AAA), Türkiye Göçmen İşçiler Kültür Derneği (ACTIT), “Biz-Myassine” oluşumu, Halkların Demokratik Kongresi (HDK-Paris), Gezi olaylarına destek vermek üzere oluşturulan Taksim Kolektifi, Fransa Kürt Demokratik Konseyi CDKF, Genç ve İşçi Dernekleri Federasyonu DIDF, Demokratik Haklar Federasyonu (FDHF) ile Fransa Alevi Dernekleri Federasyonu (FUAF) da destek veriyor. Asuri ve Keldani Dernekleri ise kendi etkinlikleri olduğu için bu güne resmi katılımda bulunamayacağını ancak girişimi desteklediklerini bildirmiş.

ACORT’un Genel Koordinatörü Ümit Metin Amerika’nın Sesi’ne, “Bu girişim bizim ACORT olarak 2001’den beri başlattığımız diyaloğun bir sonucu. Paris’te Hrant Dink anmalarını düzenlediğimizden bu yana süreç hızlandı. 100. yıl anmaları da bu hıza katkı yaptı. Yani 15 yıllık bir çalışmanın ürünü” dedi.

Metin, vermek istedikleri mesajı da, “Artık Türkiye’de demokrasinin yerleşmesi ve soykırımın tanınması zamanıdır. Türkiye’nin azınlıklara ilişkin yaklaşımı değişmeli. Biz Anadolu halklarının buradaki temsilcileri olarak, bu acımızı birlikte paylaşmak istiyoruz. Biz insanların dinlerinden, etnik kökenlerinden dolayı öldürülmemesini, yerlerinden edilmemesini istiyoruz. Eğer tarihimizin bu aşamalarıyla yüzleşmezsek, bu tür acılar yeniden yaşanır” diye aktardı.

Ümit Metin bu sene tepki çekebilecek eyleme katılımın fazla olmayacağının farkında. Ama “Bu bir ilk. Bu sene katılım az olabilir. Eminim zamanla katılım büyüyecektir” diyerek eylemi sürdüreceklerini belirtiyor.

Ahmet İnsel: ‘Ne diyaspora, ne Türkiye tek blok değil’

Eylemin duyurusunu kaleme alan Akademisyen Ahmet İnsel de Amerika’nın Sesi’ne, bu adımın Türkler açısından önemli bir değişim olduğunu söyledi: “20 sene öncesine nazaran hem diyaspora, hem Ermenistan, hem de Türkiye tek blok olmaktan çıktı. Artık Ermeni diyasporasında Türkler’le iletişime geçilmesini savunan önemli bir kesim oluşuyor. Türkiye’de de bu talep yükseliyor” dedi.

19 Ocak 2007’de öldürülen gazeteci Hrant Dink’in cenaze töreninde “Hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeniyiz” diye yürüyen yüzbinlerce Türk, Ermeni diyasporasını şaşkınlığa uğrattı. Aynı kırılma Türk toplumunda da yaşandı. Aldığı ciddi ölüm tehditlerine rağmen yılmadan “Türkiye’yi ve Türk halkını seviyorum, bu sorun ancak el ele verilerek çözülebilir” diyen Hrant Dink’in bir suikaste kurban gitmesi Türk ve Ermeni halkının vicdanında bir dönüm noktası oldu.

İnsel, Hrant Dink’in ölümü her ne kadar bu süreci hızlandırsa da Türkiye kamuoyundaki sorgulama sürecinin köklerinin 12 Eylül 1980 darbesine kadar uzandığını savunuyor. “Bunun temelleri ilk olarak 1983-84’te atıldı. Murat Belge’nin hazırladığı ‘Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi’, resmi tarihin önemli bir kırılma noktasıdır. Darbecilerin propaganda malzemesi olarak kullandığı resmi tarih yoğun biçimde sorgulanmaya başlandı. Bugün gelinen nokta o tarihte başlayan sorgulamanın filizleridir” diyor.

‘Bu sorunu biz tek başımıza çözmeliyiz’

Artık her iki topluma mensup insanlar daha çok bir araya gelmeye, daha çok ortak çalışma yürütmeye başladı. Türkiye’de Ermeni sorununu tartışmak isteyen Türk aydınlarının sayısı giderek artıyor. Bugün pek çok aydın bu sorunun çözüm adresinin Türkiye olduğunu yorulmadan yineliyor. Ahmet İnsel, Ermeni soykırımı iddiasının, teknik olarak, Yahudi soykırımı gibi mahkemelerde görülemeyeceğini, uluslararası bir mahkeme kurulabilmesi için olayın faillerinin mahkeme önüne çıkarılması gerektiğini hatırlatıyor.

Dünyada pek çok ülke parlamentosu 1915 olaylarını ‘soykırım’ olarak tanıdı. En son Avrupa Parlamentosu’ndan bu yönde bir karar çıktı. Ankara “Bu kararı tanımıyoruz” diyerek sert yanıt verdi. Şimdi gözler Amerika Başkanı Barack Obama’nın 24 Nisan’da yapacağı konuşmada, “soykırım deyip demeyeceğine” çevrildi. Ancak Ahmet İnsel, “Amerika bile tanısa ne değişecek ki?” diyerek bunun da Türk kamuoyu için belirleyici olmadığına dikkat çekiyor. Ermeni diyasporasının Avrupa Birliği yolunda “soykırımın tanınmasını bir ön koşul olarak konulması” şartının, AB hayalinin askıya alınmasıyla zayıfladığını vurguluyor.

İnsel, uluslararası hukuk ve politik baskının çözümün doğru yöntemi olup olmadığını sorguluyor ve çözüm için Türkiye’yi adres gösteriyor: “Bu Türklerin kendi sorunu. Türkiye’nin sorunu. 20 yıl önce bunun aktörü yoktu. Ama şimdi var. Ve artacak. Ermeniler yanımızda olmasa bile, bunu biz artık tek başımıza çözmeliyiz.”

Hollande Erivan ve Bakü’ye gidiyor

Diyaspora 100. yıl anmalarına ‘soykırım’ iddiasında ısrarlı girdi, Ankara ise buna karşı çıkmakta kararlı görünüyor. Bu eyleme ev sahipliği yapacak olan Fransa’ya gelince, bu yıl boyunca onlarca etkinliğe ev sahipliği yapacak. Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande 24 Nisan’ı Erivan’da anacak. Ve Hollande’ın Paris’teki bu “Ortak Rüya” girişiminden haberi var. Ermeni ve Türk sivil toplum örgütleriyle temasta ve Ermeni Dernekleri Koordinasyon Komitesi CCAF’in Ocak ayında düzenlediği geleneksel yemeğinde “Ortak Rüya” girişiminden söz ederek Türk sivil toplumunda bu konu üzerinde çaba gösteren aydınlar olduğuna dikkat çekti.

Fransa uzun süredir Ermeniler’le Türkler arasındaki sorunu çözen devlet olmak istiyor. Uluslararası stratejik çıkarları da Elysee’yi dikkatli bir dil kullanmaya itiyor. Elysee kurmayları Hollande’ın Erivan ziyaretini “Kafkas gezisi” başlığıyla duyuruyor ve Erivan’ın hemen ardından Hollande, Kafkaslar’daki dengeyi bozmamak için aynı akşam Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye uçuyor.

XS
SM
MD
LG