Erişilebilirlik

Türk Bilim Adamı ABD’de Mucizelere İmza Atıyor


ABD’de Pittsburgh Üniversitesi McGowan Enstitüsü Araştırma Merkezi'nde görev yapan Türk bilim adamı Doktor Ergin Koçyıldırım, çocuk ve bebeklere uygulanan yapay kalp ve kalp destek üniteleri çalışmalarının yanı sıra, kök hücreden organ yapımı ve yapay kan çalışmalarıyla öne çıkıyor.

Dünyanın önde gelen çocuk kalp ve damar cerrahlardan biri olarak bilinen Koçyıldırım, 2008 yılından beri görev yaptığı, konusunda dünyanın en önemli araştırma merkezi sayılan ‘McGowan Enstitüsü’nde’ önemli projelere imza atıyor.

Çocuk ve bebeklere uygulanan yapay kalp ve kalp destek üniteleri çalışmalarının yanı sıra, kök hücreden organ yapımı ve yapay kan çalışmaları da Koçyıldırım’ın imzasını taşıyan önemli projeler olarak adlandırılıyor.

Koçyıldırım, Amerikan Savunma Bakanlığı ile bazı Amerikan kuruluşlularıyla da bazı gizli projeler üzerinde çalışıyor.

Koçyıldırım, üzerinde çalıştığı projelernden bazılarını Amerika’nın Sesi’ne anlattı.

‘Biyonik adamı kök hücreden yapıyoruz’

Koçyıldırım, bir dönem biyonik adam olarak adlandırılan mekanik insanın bir süre sonra mekanik parçalardan değil de geliştirdikleri kök hücre yöntemiyle gerçeğe dönüşeceğini belirterek, bazı organları yeniden yapmayı başardıklarını belirtiyor.

Türk bilim adamı, fonksiyonu bozulmuş bazı organların yerine, vücutta bu fonksiyonların yerine yeni organlar nasıl yaptıklarını ise Amerika’nın Sesi’ ne şöyle anlattı: ”Seneler önce biyonik insandan bahsediliyordu. Her türlü fonksiyonunu kaybeden organın bir takım mekanik parçalarla yenileneceğini anlatıyordu bizlere. 90’lı yıllarda bu tür girişimler vardı. İki binli yıllardan sonra da kök hücre çalışmaları başladı. Kök hücre üzerinden organın yeniden yapılması çalışmaları başladı. Bu işin mekanik yerine biyolojik olarak yapılması gündeme geldi. Rejenerasyonun ya da diğer bir ifadeyle fonksiyon kaybının kök hücrelerden yapılması çalışmaları hızlandı. Biz de mekanik olarak olmasa da biyonik adamı kök hücrelerde yapma aşamasına geldik. Bu konuda birçok organı yaptık bazı organları da yapma aşamasında çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”

‘ Yemek borusu, mide ve kalp yapıyoruz’

Bazı canlıların uzuvlarını kaybettiği zaman yerine koyabildiğini belirten Koçyıldırım, “ Sürüngenlerden, kertenkeleleri ele alalım. Kertenkelenin bacağını kestiğiniz zaman bacak tekrar uzuyor. Küçük çocuklarda da böyle. Eğer parmakları veya uzuvlarında bir takım kesikler olduğu zaman yeni doğan bebekler bir kaç ay içerisinde bu uzuvlarını yeniden uzatabiliyor. Biz de buradan yola çıkarak diyoruz ki demek ki içimizde rejenenerasyon, yani organların yeniden fonksiyonunu kazanabilmesinin genetik kodları var. Fonksiyonunu kaybetmiş organların bu fonksiyonları yeniden kazanabilmesi için içimizde bunları tetikleyecek bir takım mekanizmalar var. Daha önceki yıllarda hayvanlar üzerinde yapılan bir takım kök hücre çalışmalarında organların yeniden fonksiyonlarını kazanabildiği görülmüş ve çalışmalar hızlandırılmış. Son yıllarda da kök hücrelerden bir takım organlar yapılmaya çalışılıyor. Bu konuda bizim merkezimiz dünyanın en iyi merkezlerinden biri hatta en iyi merkezi. Mesela nefes borusu, yemek borusu, kalp gibi organları yapıyoruz. Daha bir çok organı da nasıl yapabileceğimiz konusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi.

Kalp hastalığıyla doğan bebeklere çare

Uzmanlık alanının çocuk kalp-damar cerrahlığı olduğunu belirten Koçyıldırım, bu alanda çalışmalarını da şöyle anlattı: “Araştırma merkezimiz bünyesinde kardiyovasküler, yani kalple ilgili her türlü mekanik yardımcı cihazların geliştirilmesinde ve yapılmasında çalışmalarımız sürüyor. ABD’de her yıl 40 bin çocuk doğumsal kalp hastalıklarıyla doğuyor. Oranlamak gerekirse Amerika’da doğan her çocuktan yüzde biri kalp ve damar hastalığıyla doğuyor. 15 kilogramın altında yani çocuklarda ve bebeklerde kullanılacak yapay kalpler henüz yok. Bizim en büyük çalışmalarımızdan bir tanesi göğsün içine takılabilecek, yeni doğanlarda da kullanılabilecek bir takım kalp destek sistemleri. Özellikle de çocuk ve bebeklerde kullanılacak yapay kalpler konusu üzerinde çalışıyoruz. Yaptığımız ameliyatların çoğunda başarılı oluyoruz ancak başarılı olamadıklarımızda kalp nakli yapılmak zorunda kalıyor. Ancak çocuklarda erişkinlerde ki kadar nakil yapacak kalp bulamıyoruz.”

Son kullanma tarihi olmayan kan

Koçyıldırım’ın yapay kan üretme projesi de aralarında AB’nin de olduğu çok sayıda kurum ve kuruluş tarafından destekleniyor. Koçyıldırım, yapay kan çalışmalarını da şöyle anlattı: ”Biyolojik kanın belli bir raf ömrü var ve bu kanı belli bir soğuk zincirde saklamak gerekiyor. Her istediğiniz zaman aradığınız kana ulaşamıyorsunuz. Diğer bir unsur da kanla bulaşan hastalıklar var, kanla bulaşma ihtimali olan hiç bilmediğimiz hastalıklar da var. Soğuk zincir gerektirmeyen, daha küçük hacimlerde olan ve aynı zamanda soğukta saklanması gerekmeyen ve son kullanma tarihi olmayan bir takım sentetik ürünleri kan yerine kullanmak için çalışıyoruz.”

Cepte taşınacak yapay kan

Koçyıldırım, birçok insanın kan kaybından ölümlerini durduracak projesinin temelini de şöyle özetledi: “Bir takım sentetik polimerleri kullanarak kanın içindeki akışkanlığı veya dokulara kanın oksijen götürebilmesini sağlamak mümkün. Son zamanlarda çığır açacak belki de şu anda dünyada kimsenin çalışmadığı konulardan biri de bu sentetik polimerlerden yapay kan üretmek. Bu da o kadar küçük hacimlerde olacak ki bir askerin her zaman cebinde taşıyabileceği büyüklükte olacak, hani böyle her zaman torbalarca kan vermeyi gerektirecek durumlarda bile cepte taşınacak bir kaç cc’ lik, bir kaç mililitre ya da bir şırınga dolusu polimer vererek hastanın kaybettiği kanı yerine verebilecek çalışmalar yapıyoruz. Bu konuda da tekiz diyebilirim dünyada.”

XS
SM
MD
LG