Erişilebilirlik

TSK’ye ‘Özel’ Yetki Tasarısı Meclis’te


Binali Yıldırım’ın başbakanlığındaki 65. Hükümet’in ilk önemli kanun tasarısı, Türkiye’de bölgesel ve uzun soluklu olabilecek şekilde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin görevlendirmesiyle ilgili oldu. Hükümetin tasarısına göre; terörle mücadele çerçevesinde, Türk Silahlı Kuvvetleri ileride askerler hakkında yargı yolu kapalı olacak şekilde sivil yerleşim yerlerinde bölgesel operasyonlar düzenleyebilecek.

Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması öngörülen yasa tasarısı, bugün Başbakan Binali Yıldırım’ın imzasıyla TBMM’ye sunuldu. Tasarıyla birlikte Türkiye’de 1990’lı yıllarda Olağanüstü Hal Bölge Valiliği oluşturularak yürütülen askeri sürece geri dönüldüğü tartışması da başladı.

Hükümetin toplam 17 maddelik tasarısındaki en dikkat çekici madde ise, 12’nci madde. Bu madde ile 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11’nci maddesine, J fıkrası olarak uzunca bir bölüm eklenmesi öngörülüyor. O fıkraya göre; Türk Silahlı Kuvvetleri’ne, kırsal ile sınır güvenliği dışında ve askeri hal dışı sivil yerleşim yerlerini kapsayacak şekilde “yetki” veriliyor. Ancak o yetki için görevlendirme kararı, Bakanlar Kurulu’na ait olacak görünüyor.

Mevcut kanunda 11’nci maddede, valilere “gerekli hallerde” askeri birliklerden yardım isteme yetkisi tanınmış durumda. D fıkrasına göre; acil durumlarda sonradan yazılı hale dönüştürme şartıyla valiler askerden hızlıca birlik sevkiyatı talep edebiliyor. Genelkurmay Başkanlığı kanalıyla hükümetin müsaadesi şartı altında sınır illerinde cereyan eden olaylarda şüpheliler komşu ülkelere sığındıysa, sınır ötesi operasyon gerçekleştirilmesi de mümkün oluyor. Mevcut fıkrada şöyle deniliyor:

“Birden fazla ili içine alan olaylarda ilgili valilerin isteği üzerine aynı veya farklı askeri birlik komutanlarından kuvvet tahsis edilmesi durumunda iller veya kuvvetler arasında işbirliği, koordinasyon, kuvvet kaydırması, emir komuta ilişkileri ve gerekli görülen diğer hususlar yukarıda belirtilen hükümler çerçevesinde Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek esaslara göre yürütülür. Bu esasların uygulanmasında, işbirliği ve koordinasyon sağlamak amacıyla gerekli görülen hallerde İçişleri Bakanı ilgili valilerden birini geçici olarak görevlendirir. Olayların sınır illerinde veya bu illere mücavir bölgelerde cereyan etmesi ve eylemcilerin eylemlerini müteakip komşu ülke topraklarına sığındıklarının tespit edilmesi durumunda valinin talebi üzerine ilgili komutan eylemcileri ele geçirmek veya tesirsiz hale getirmek maksadı ile, her defasında Genelkurmay Başkanlığı kanalı ile Hükümetin müsaadesi tahtında, ihtiyaca göre kara, hava, deniz kuvvetleri ve Jandarma Genel Komutanlığı unsurları ile komşu ülkelerin mutabakatı alınmak suretiyle mahdut hedefli sınır ötesi harekat planlayıp icra edebilir.”

Olay operasyonuyla sınırlı değil, bölgesel ve uzun süreli

Mevcut durumda vali dolayısıyla sivil otorite koordinasyonunda ve yardım talep edilmiş olay çerçevesindeki operasyonel süreyle sınırlı düzenleme söz konusu. Eğer tasarı yasalaşırsa mevcut D fıkrası dolayısıyla “vali” ukdesindeki olağanüstü koşullar durumu askıya alınacak. Yerine tasarıdaki J fıkrası uygulamaya girecek. Burada doğrudan Genelkurmay Başkanlığı’nın ukdesinde bölgesel, olay operasyonu ile sınırlı olmayacak ve uzun soluklu olabilecek askeri bir süreç öngörülüyor.

Tasarıdaki J fıkrasına göre; Bakanlar Kurulu, birden fazla il veya ilçede ya da bir bölgede terörle mücadele amacıyla Türk Silahlı Kuvvetleri’ni (TSK) görevlendirebilecek. Bu görevlendirme için “Genel kolluk kuvvetlerinin imkân ve kabiliyetlerini aşan durumlarda terörle mücadele için gerekli olması veya terör eylemlerinin kamu düzenini ciddi şekilde bozması hali” gerekçe gösterilecek. Bu halde, İçişleri Bakanlığı’nın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu’nun TSK’yi görevli kılması söz konusu olacak.

Bakanlar Kurulu, TSK’yi görevlendirme kararında, “görevin kapsam ve süresi, görev alanı, istihbarat yetkisinin kapsamı, destek silahlarının kullanımına yönelik tahditler, görevlendirilen birliklerin mülki amirler ve genel kolluk kuvvetleri ile ilişkileri, ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından alınması gereken tedbirler” gibi hususları gösterebilecek. Ancak icra yani uygulama süreci TSK’nın kontrolünde olacak. Fıkraya göre; “Görevlendirilecek Türk Silahlı Kuvvetleri birliklerinin çapı, teşkilatı, konuşlandırılacağı yerler, emir komuta ilişkileri, kuvvet kaydırılması ve bu kapsamda gerekli görülen diğer hususlar Genelkurmay Başkanlığı tarafından” belirlenecek. İlgili illerdeki valiler, askeri birlikler ile kamu kurum-kuruluşları arasında koordinasyonu yürütecek.

Fıkrada, “Askeri birliklerin belirli görevleri genel kolluk kuvvetleriyle birlikte yapması halinde komuta, sevk ve idare askeri birliklerin en kıdemli komutanı tarafından üstlenilir” hükmü de var. Bu hüküm dolayısıyla da Emniyet’e bağlı polis birimleri de askeri komuta altına verilecek.

Yine fıkrada, “Yetkili birlik komutanının bu fıkra kapsamında verilen görevleri yerine getirirken ihtiyaç duyduğu istihbarat bilgileri, istihbarat birimleri tarafından yetkileri kapsamında öncelikle toplanır ve gecikmeksizin paylaşılır” deniliyor. Dolayısıyla da Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) da askeri komutana doğrudan ve hızlıca bilgi vermesi öngörülüyor.

Yargı kararı değil komutan emri uygulanacak

Fıkradaki en dikkat çekici hüküm ise, “Bu fıkra kapsamında icra edilen operasyonlarda gecikmesinde sakınca bulunan hallerde güvenlik kuvvetlerinin elinden kaçmakta olan kişilerin izlenirken girdikleri konuta, işyerine veya kamuya açık olmayan kapalı alanlar ile bunların eklentilerine can veya mal güvenliğinin sağlanması ya da kişinin yakalanması amacına münhasır olmak üzere, yetkili birlik komutanının yazılı emriyle girilebilir. Birlik komutanının kararı yirmidört saat içinde hâkim onayına sunulur.”

Bu hüküm dolayısıyla kamusal alan dışındaki her türlü sivil ve özel alanlarda askeri operasyon için yetkili birlik komutanı yazılı emri yeterli olacak. Bu emir, 24 saat içerisinde yargı onayına sunulacağı için açıktır ki olay vuku olduktan sonra yargı kararı gelecek. Dolayısıyla da yargı kararı olmaksızın askeri karar ile sivil ve özel alanlara müdahale edilecek.

Asker ancak izinle soruşturulacak, devlet sorumlu sayılacak

Anımsanacağı üzere; Şubat 2014’te Kürt Sorunu’nun çözümü sürecindeki rolü nedeniyle Milli İstihbarat Teşkilatı’na karşı dava açılmaması için 2937 sayılı “Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu”nda kapsamlı değişiklik yapılmıştı. Bu değişiklikler, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) mensupları hakkında hem çözüm süreci, hem de Suriye gibi sınır ötesindeki olası faaliyetleriyle ilgili yargılama yolunu kapattığı için “koruma kalkanı” olarak yorumlanmıştı. O zamanki düzenleme AKP’nin yasa teklifi olarak gündeme alınmış ve tek parti çoğunluğuyla yasalaşmıştı.

Şimdi MİT’e ilişkin düzenlemeye benzer şekilde bugünkü tasarıda ise, TSK mensupları için “koruma kalkanı” getirildiği görüşü gündemde. Bakanlar Kurulu’nun kararıyla görevlendirildiğinde TSK’nın bu görevi kapsamında yürüteceği tüm faaliyetleriyle ilgili davalar ise, devlete karşı açılabilecek.

TSK mensupları değil “devlet” sorumluluğuyla ilgili söz konusu düzenleme, tasarıda J fıkrasında şöyle ifade ediliyor:

“Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin bu fıkra kapsamındaki faaliyetleri askerlik hizmet ve görevlerinden, bu faaliyetler sebebiyle işlendiği iddia edilen suçlar ise askeri suç sayılır. Türk Silahlı Kuvvetleri personeli dışındaki memur ve diğer kamu görevlilerinin bu fıkra kapsamındaki görev ve faaliyetleri sebebiyle işledikleri iddia edilen suçlarla ilgili olarak 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Bu suçlar sebebiyle soruşturma izni verilene kadar yakalama, gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulamaz. Bu fıkradaki görevler yerine getirilirken, görevin niteliği gereği veya ifası sebebiyle verilen zararlar Devlet tarafından tazmin edilir. Bu fıkra kapsamındaki görevlerin yerine getirilmesi sırasında Türk Silahlı Kuvvetleri personeli ile mülki idare amirleri, kolluk kuvvetleri ve diğer memurlar ve kamu görevlilerinin kararlan, işlemleri ve faaliyetleri sebebiyle (kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk halleri de dahil) tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.”

Ancak fıkraya göre; eğer “görevi kötüye kullanma” söz konusu ise, ilgili TSK mensupları veya kamu görevlileri tazminat bedeliyle ilgili sorumlu olacak. O durumda devlet, ilgili Bakan’ın uygun bulması şartıyla 1 yıl içinde tazminat bedelini rücu ettirebilecek.

Yargı erki, yürütme kontrolüne mi geçiyor?

Suç işlendiği iddia edilmesi durumunda; Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları için ancak Başbakan’ın izniyle soruşturma açılabilecek. Diğer askeri personel içinse Milli Savunma Bakanı’nın izni gerecek. Jandarma Genel Komutanı ve Sahil Güvenlik Komutanı ile bu komutanlıklar bünyesindeki askeri personel içinse İçişleri Bakanı’nın izni aranacak.

Bu arada sadece TSK mensupları değil terörle mücadele kapsamındaki görevlendirme kararı kapsamındaki sivil personel de koruma kalkanı altına girecek. Cumhuriyet savcıları, kamu görevlileriyle ilgili ancak İçişleri Bakanı, vali veya kaymakam izniyle soruşturma açabilecek. Dolayısıyla da yargı erki, doğrudan yürütme erki kontrolüne bırakılıyor.

Son olarak J fıkrasında, bu görevlendirme nedeniyle oluşacak harcamalar içinse Milli Savunma Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı bütçeleri adres gösterildi.

XS
SM
MD
LG