Erişilebilirlik

Trump Döneminde Amerikan Ekonomisiyle İlgili Beklentiler


Washington’daki Rock Creek Group adlı ekonomik danışmanlık şirketinin yöneticilerinden Tunç Dayıoğlu, “Kısa vadede etkisinin çok olumsuz olabileceğiyle ilgili korkular vardı Trump seçilmeden önce ve hatta Trump seçildikten hemen sonra, piyasalar ciddi bir düşüş yaşadı” diyor ve şöyle devam ediyor:

“Bu çok kısa sürdü. Hemen insanlar Trump’ın esasen büyümeye ne kadar ağırlık veren bir politika izleyeceği ile ilgili ümitlerini piyasaya yansıttılar ve Amerika borsası hızlı bir şekilde yükseldi biliyorsunuz, Dow Jones indeksi 20 binin üzerine çıktı. Bu bir rekordu, ilk defa çıktı 20 binin üzerine. Ve orada ciddi bir süre kalmayı başardı. Aynı şekilde Avrupa borsaları olsun, Asya borsaları olsun, genel manada insanların beklentisi hem Amerika’da ve dolaysıyla dünyada daha hızlı bir büyüme döneminin bizi beklediği doğrultusunda.”

Makroekonomi uzmanı Dayıoğlu, seçim kampanyası süresince Donald Trump’ın vergide indirime gitme konusundaki vaatleriyle ilgili olarak da şu değerlendirmede bulundu:

“Vergi konusu çok uzun zamandır Amerika’nın gündemini meşgul eden bir konuydu ama Beyaz Saray ve Senato’daki iki kanat aynı kişi altında, aynı Demokrat ya da Cumhuriyetçi altında olmadığı için, bir türlü yapılamamış bir konuydu. Zaman içinde Amerika’daki kurumsal vergiler, özellikle dünya üzerindeki en yüksek kurumsal vergi oranı şu anda yüzde 35 ile ve bu diğer gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin hayli üstünde. O yüzden bu vergilerde indirime gidilmesi, Amerika’nın uzun vadeli büyüme planları açısından bir pozitif. Çünkü vergiyi devlet topladığı zaman, devletin yaptığı yatırımlar her zaman özel sektörün yaptığı yatırımlara göre daha az üretimsel olduğu için, genelde çok pozitif bakılan bir konu değil. Özellikle Cumhuriyetçiler tarafından. Vergi oranlarında ciddi bir kesiş yapılırsa eğer, bunun Amerika ekonomisi için, hem kısa, hem de uzun vadede ve dolayısıyla dünya ekonomisi için de uzun vadede bir artısı olması, genel beklenti. Tabii buradaki sıkıntı, bu vergideki düşmenin gerçekten nasıl geçirilebileceği ve geçirildikten sonra da nasıl finanse edilebileceği. Bununla ilgili maalesef ortada bir sürü bilinmeyen konu var.”

Gümrük vergilerinin arttırılması ile ilgili olarak da, Tunç Dayıoğlu şöyle bir öngörüde bulunuyor:

“Bu bahsettiğimiz vergi oranlarındakini düşüşü yapabilmesi için bir Cumhuriyetçi kabinenin, bunun en kolay yolu, bunu bütçeye net bir etkisi olmadan yaparsa olabilecek, yani ben vergi oranlarını düşüreceğim ve örneğin 50 milyar dolar daha az vergi toplayacağım ama bunun yanısıra başka kalemlerden 50 milyar dolar kazanım sağlayacağım ve bu yaptığım şey esasında bütçeye bir etki yaratmayacak diyebilirse bu mümkün. Eğer bunu yapabilirse, Cumhuriyetçiler, bunu çok kolay bir şekilde geçirebileceklerdir. Bunu sağlayabilecek maddelerden biri olarak Trump’ın ve seçim kampanyasında çalışanların söylediği Amerika’daki gümrük vergilerinin artırılması. Ve buradaki kazanımların Meksika, Çin gibi ülkelere eklenmiş vergilerin esasen diğer vergi oranlarındaki azalmayı finanse etmesi beklentisi. Bu beklenti tabii matematiksel bir hesaba dayanıyor ve bu matematiksel hesapta yaptığınız varsayımlar oldukça önemli. Açıkçası “bipartisan’’ dediğimiz, yani ne Cumhuriyetçi, ne Demokratlara bağlı olan “think tank”lerin yapmış olduğu araştırmalarda ve hesaplarda bu ekstra yüklenen ithalat vergilerinin, esasen vergi kesilmesine, yani büyük şirketlere ve kişisel vergilerdeki düşüşe olan toplam eksiği kapatacağı yönünde. Onun da birkaç sebebi var. Amerika uzun senelerdir bütçe açığı olan bir ülke ve dışarıdan sattığından daha fazla mal alan bir ülke ve buna vergi yüklediğiniz zaman basit bir hesapla bunun üzerine yüzde 20 gibi bir vergi eklediğiniz zaman, her sene ne kadar para kazanacağınız üç aşağı beş yukarı belli. Fakat tabii bu, Trump’ın yapmayı düşündüğü politikaları uyguladıkça bunlar doların güçlenmesine neden olacak ve Amerika’nın dışarıdan mal almasını daha kolay hale getirecek, satmasını değil. O yüzden bu bütçe açığının tam olarak nasıl gelişeceğine, ne kadar para aktarılmasına sebebiyet açacağı, biraz muamma ve o konudaki maalesef beklentiler bunun birebir olacağı yönünde değil. Zaten piyasalardaki tepki yavaş yavaş birazcık geriye dönmeye başladı, yani Trump geldikten sonraki birçok hareketin, geriye dönmüş olduğunu görüyoruz. Hisse senetlerinde belki çok fazla değil ama hem bono senetlerindeki azalma, hem doların güç kaybı, hem Aralık, hem Ocak ayındaki güç kaybı bizi esasen Trump’ın yapmaya çalıştığı istediği gibi, terayağından kıl çeker gibi olamayacağını biraz gösteriyor.”

Tunç Dayıoğlu bu durumun mutlaka fiyatlara yansıyacağını ve Amerikan halkının alım gücünü etkileyeceğini söylüyor:

“Bu her ne kadar bizden para kazanan Meksika, Çin gibi ülkelere vergiler koyacağız, onlar bunların parasını ödeyecek dense de, tabii ki aynen o ülkelerden, o ülkelerde üretim yapıp, buraya getiren Walmart gibi ya da Under Armour gibi şirketler, maalesef bunun ilk başta ciddi bir şokunu yaşayacaklar ve onlar da kendi kar oranlarını korumak için bunu ister istemez fiyatlarına geçirecekler. Zaten enflasyon beklentisindeki artışın en önemli nedenlerinden biri de bu oldu. Ama bu tabii, belki 10 dolara aldığınız bir tişörtü maalesef piyasadan 12 dolara almanız anlamına geliyor ve sizin gibi, benim gibi tüketiciler için cebimizden normalde harcadığımızdan daha fazla para harcamamız anlamına gelecek. Bunun genel olarak Amerikan ekonomisine çok negatif bir etkisi olmayacaktır çünkü ben 10 dolara bir tişört alıp, ondan sonra kalan 2 dolarla bir kahve alacakken, belki sadece 12 dolara o tişörtü alacağım ama yine piyasaya 12 dolarlık bir katkı sağlamış olacağım. Ama tabii bu esnada bazı sektörler ciddi şekilde faydalanırken, bazı sektörlerde de ciddi şekilde çalkantılar olacak. O yüzden bunun sadece, tek başına, pozitif olarak görülmesi yanlış ki zaten piyasalardaki düzelme de buna biraz tepki gösteriyor.”

XS
SM
MD
LG