Erişilebilirlik

Trump Cumhuriyetçilerin Hışmına Uğradı


Cumhuriyetçi Başkan adayları, dün gece CNN televizyonunun sunduğu canlı tartışma programında bir kez daha kozlarını paylaşma fırsatı buldu. Önde gelen aday ve milyarder emlak devi Donald Trump yine beklentileri boşa çıkartmadı ve bu ikinci tartışmanın da merkezinde kalmayı sürdürdü, ama bu kez diğer adayların hışmına uğramaktan kurtulamadı.

Cumhuriyetçi Partili Başkan adayları arasındaki son tartışma, California eyaletine bağlı Simi Vadisi’nde, eski Başkan Ronald Reagan adına faaliyet gösteren kütüphanede düzenlendi.

Başkanlık niyetinde ısrarlı olduğunu, aldığı anket sonuçlarıyla da ortaya koyan Trump, diğer Cumhuriyetçi Partili rakiplerine özellikle işadamlığı dönemindeki deneyimlerini örnek gösterdi. Kendisine tartışma platformunun merkezinde yer verilen ve en fazla konuşma hakkı tanınan Donald Trump, “olağanüstü bir mizaca” sahip olduğunu ve iş tecrübesinin kendisini dünyanın önde gelen liderleri arasında yerleştireceğini savundu. Trump, Başkan olması durumunda tüm dünya liderleriyle, hatta en çok eleştirdiği Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le bile uyum içinde olacağını da öne sürdü.

2016 Başkanlık yarışına sıra dışı bir aday olarak giriş yapan Donald Trump, Washington karşıtı söylemleri ve rakiplerine karşı kullandığı sert eleştirileriyle Cumhuriyetçi Partili seçmenler arasında düzenlenen kamuoyu yoklamalarında son birkaç haftadır üst sıralarda yerini korumayı başardı. Uzmanlar eleştiri oklarının ortak hedefi olmasına rağmen Trump'ın popülaritesini bu tartışma programından sonra da sürdürmesini bekliyor.

Donald Trump

Donald Trump

CBS televizyonu ve New York Times gazetesi tarafından düzenlenen son kamuoyu yoklaması, Donald Trump’ın Cumhuriyetçi seçmen arasında yüzde 27’lik desteğe sahip olduğunu ortaya koyuyor. Kendisini yüzde 23’le yine siyaset sahnesinde hiçbir tecrübesi bulunmayan eski beyin cerrahı Ben Carson izliyor. Ancak Carson dünkü tartışmada ciddi bir varlık gösteremedi.

Trump ve Carson dışında hiçbir Cumhuriyetçi aday, bu kamuoyu yoklamasında iki haneli yüzdeye sahip değil.

Cumhuriyetçi Partili adaylar arasındaki en sıcak konulardan biri olan ve halen Kongre’nin onayını bekleyen İran’la yapılan nükleer anlaşma konusunda parti politikalarına uyuşmayacak iki öneri Kentucky Senatörü Rand Paul ve Florida eski Valisi Jeb Bush’tan geldi. İki aday da, bir sonraki Başkan’ın bu anlaşmayı iptal etmesine karşı çıktı.

Normalde Cumhuriyetçi Parti, Obama yönetiminin büyük bir başarı olarak gördüğü İran’la nükleer anlaşmaya kesinlikle karşı çıkıyor. Partinin birçok başkan adayı, Beyaz Saray’ın bir sonraki kiracısı olmaları durumunda bu anlaşmayı kesinlikle iptal edeceğini söylüyor.

Siyaseten hiçbir tecrübesi olmayan iki aday Ben Carson (solda) ve Donald Trump, Cumhuriyetçi Parti'nin en popüler başkan adayları arasında.

Siyaseten hiçbir tecrübesi olmayan iki aday Ben Carson (solda) ve Donald Trump, Cumhuriyetçi Parti'nin en popüler başkan adayları arasında.

Ancak mevcut anlaşmanın bir anda iptal edilmesine karşı çıkan Rand Paul, böyle bir yaklaşımı anlamsız bulduğunu söyledi. Ağabeyi sekiz, babası dört yıl başkanlık yapmış olan Jeb Bush ise, mevcut bir anlaşmayı yırtıp atmanın bir ülke stratejisiyle uyuşmayacağını söyledi ve bunun yerine İsrail’le ilişkilerin güçlendirilerek İran üzerinde caydırıcı etki oluşturulabileceğini belirtti.

Küba asıllı Florida Senatörü Marco Rubio da, Trump gibi dış politikada acemi bir kişinin başkan olmasının Amerika’ya zarar vereceğini savundu. Rubio, Amerika’ya yönelik dış tehditler arasında Kuzey Kore füzelerini, Rusya’nın Ukrayna’yı kısmen işgalini ve Çin’in düzenlediği siber saldırıları saydı, Trump’ın başkan olarak bu tehlikeli sorunlarla başa çıkamayacağını savundu.

Dış politika konusunda zayıf olduğunu kabul eden Trump ise, zamanla bu konuda kendini yetiştireceğini öne sürdü.

Tartışmanın en yoğunlaştığı aşamalardan biri, Donald Trump ve Jeb Bush arasında göçmenlik konusundaki atışmalar oldu. Bush kendisinin göçmenlik konusundaki hassasiyetinin nedenini Meksika asıllı eşine bağlayan Donald Trump’a dönerek, eşinden özür dilemesini istedi. Ancak Trump özür dilemekten kaçındı.

Trump zaman zaman demeçlerini İspanyolca veren Jeb Bush’u sert dille eleştiriyor ve bunun Latin kökenli göçmenlerin Amerikan toplumuna uyumu konusunda ters mesaj verdiğini savunuyordu. Trump hatta bir seferinde “Burası İngilizce konuşulan bir ülke, İspanyolca değil” şeklinde bir ifade de kullanmıştı.

Donald Trump ayrıca Jeb Bush’a dönerek, eski başkan olan ağabeyi George W. Bush hakkında “son üç ayını o kadar kötü hale getirdi ki, başımıza (mevcut başkan Barack) Obama’yı sardı. O kadar büyük felakete yol açtı ki, arkasından Abraham Lincoln gelse seçilemezdi” diye konuştu. Amerika’nın en popüler başkanlarından biri olan Abraham Lincoln Cumhuriyetçi Parti üyesiydi.

Ancak Bush da kendisine dönerek ağabeyinin Amerika’yı 11 Eylül terör saldırılarından sonra güvenli hale getirdiğini savundu ve salondaki bazı izleyicilerden alkış aldı.

Donald Trump ayrıca Amerika’da doğan çocukların otomatikman vatandaşlık elde etmesini sağlayan anayasal güvenceye de karşı çıktı. Başkan olması durumunda bu hakkı kaldıracağını söyleyen Trump, Amerika’nın bu konuda “budalaca davrandığını” savundu.

Trump ayrıca programa katılan tek kadın aday olan Carly Fiorina’yla da sert bir tartışma yaşadı. Daha önce kadınlarla ilgili skandal düzeyinde sözler sarf eden emlak devi, Hewlett Packard şirketinin eski yöneticisi Fiorina’ hakkında bir dergiye verdiği demeçte “Şu yüze bakın, buna kim oy verir” diye konuşmuştu.

Bu konuyu dün akşamki tartışmada değerlendirmesi istenen Fiorina, “Sanıyorum, bu ülkedeki tüm kadınlar Sayın Trump’ın ne söylediğini çok net bir şekilde duydu” dedi. Trump’sa bunun ardından donuk bir şekilde Fiorina’ya dönerek, “Bence çok güzel bir yüzü var, çok güzel bir kadın” diye konuştu. Adaylar arasında iş dünyası tecrübesi olan iki aday olmalarına rağmen Trump daha sonra, Hewlett Packard’ın yöneticiliğinden ihraç edilen Fiorina için “Ben kendisine şirketlerimin yöneticiliğini vermem” diye konuştu.

Bu arada Demokrat Parti’nin en kuvvetli adayı durumundaki eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton da bu Cumhuriyetçi Partili adayların tartışmasında hedefti. Clinton özellikle Dışişleri Bakanlığı döneminde yaşanan Bingazi olayı ve e-posta skandalları yüzünden eleştirildi.

CNN televizyonu, kamuoyu yoklamalarından en düşük oya sahip dört Cumhuriyetçi aday arasındaysa ayrı bir tartışma programı düzenledi. Bu programa Louisiana eski Valisi Bobby Jindal, Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham, Pennsylvania Senatörü Rick Santorum ve eski New York Valisi George Pataki katıldı.

Donald Trump bu adayların da hedefindeydi. Jindal, Trump’ın muhafazakar biri olmadığını ve bundan dolayı da Cumhuriyetçi Parti üyesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savunurken, Pataki de Trump’ın Başkan olmaya uygun biri olmadığını söyledi.

Lindsey Graham dikkatleri daha çok IŞİD’le mücadele üzerinde yoğunlaştırdı.

Partilerin başkan adayları, seçmen önündeki ilk sınavlarını 1 Şubat’ta Iowa’da yapılacak ilk önseçimde verecek.

Öte yandan Demokrat Parti’nin başkan adayları da ilk tartışmayı 13 Ekim’de Las Vegas kentinde gerçekleştirecek. Bu tartışma da CNN televizyonunun ev sahipliğinde yapılacak. Demokrat Parti’de şu anda başta Hillary Clinton olmak üzere kendisini “demokrat sosyalist” diye tanımlayan Vermont eyaleti Senatörü Bernie Sanders ve Maryland eyaleti eski valisi Martin O’Malley göze çarpan adaylar arasında.

XS
SM
MD
LG