Erişilebilirlik

“Türkiye’de işçi sağlığı ve iş güvenliği sisteminin yaşama geçirilmesi için oluşturulan mevzuat, sorunları çözecek yeterlilik ve nitelikte değildir” denilen raporda hükümet istifaya çağrıldı

13 Mayıs 2014 tarihinde Manisa’nın Soma İlçesi’ndeki kömür ocağında meydana gelen ve 301 maden işçisinin ölümüne neden olan kazayla ilgili TMMOB raporu 18 Eylül 2014 tarihinde düzenlenen bir basın toplantısı ile açıklandı. TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, Yürütme Kurulu üyeleri Mehmet Besleme, Mehmet Torun, Genel Sekreter Vekili H. Can Doğan‘ın katıldığı basın toplantısında açıklama Mehmet Torun’dan geldi.

Raporda, “Soma’da meydana gelen facia, dünya madencilik tarihinin en acı olaylarından biridir’ denildi ve 21’nci yüzyılın en büyük maden kazası olduğuna dikkat çekildi.

TMMOB, raporun daha detaylı ve sağlıklı yazılabilmesi için ilgili bakanlıklardan olayın meydana geldiği yeraltı ocağında inceleme yapma talebinde bulunulduğunu ancak bu talebin kabul edilmediğini bildirdi. Olayın henüz bütün yönleriyle aydınlatılamadığı hatırlatılan raporda, ocaktaki kömür damarlarının kendiliğinden yanmaya müsait olduğunun, hem bilimsel çalışmalarla belirlendiği hem de pratikte yaşanan birçok olayla eskiden beri bilindiği kaydedildi. Eldeki mevcut verilerin, ölüm nedenleri ve tanık ifadelerinin; olayın, kömürün kızışması (oksidasyonu) sonucu meydana geldiğini gösterdiği belirtilen raporda, ilk açıklamalarda trafo patlaması olarak belirtilen ve olağan bir kaza izlenimi verilmeye çalışılan felaketin, boyutları açısından Türkiye’de yaşanan en büyük "iş cinayeti" olduğu bildirildi. TMMOB’nin raporuna göre, facia, hem "madencilik" hem de "işçi sağlığı ve güvenliği" alanında son 12 yıldır sürdürülen "özelleştirme", "piyasalaştırma" ve "taşeronlaştırma" politikalarının çöktüğünü gösteriyor.

Raporda şu görüşlere yer verildi: “Soma Kömür A.Ş.’nin en az 1.5 milyon ton/yıl üretim yaparak 10 yılda belirlenen alandaki kömürü üretmesi planlanmıştır. Soma Kömür AŞ. üretimi hızla arttırmış ve 2009 yılında 230 bin ton olan üretim 10 kattan fazla arttırılarak 2010 yılında 2,6 milyon tona yükseltilmiştir. Üretimdeki hızlı artış, daha sonraki yıllarda da devam etmiş ve 2012 yılında 3,8 milyon ton düzeyine kadar ulaşmıştır. İşçi sayısı da 3.000’lere ulaşmıştır. Son dört yılda yaşanan hızlı üretim artışları son derece çarpıcıdır. Söz konusu üretim düzeyine bu kadar kısa süre içerisinde çıkılmasının sahanın fiziksel dengelerini olumsuz yönde etkilemiş olabileceği hususu ciddiyetle ele alınmalıdır. Gerekli emniyet yatırımları yapılmaksızın eski havalandırma ve galeri alt yapısıyla sırf kar amacı güdülerek çok yüksek üretim seviyesine çıkılmış ve çalışanların hayati önemdeki emniyet tedbirleri ihmal edilmiştir.

Ayrıca, ocakta, dar bir alanda çok fazla pano aynı anda çalışılmış, üretim zorlaması ve emek yoğun çalışma nedeniyle panolardaki işçi sayısı giderek artış göstermiş, dolayısıyla kaza riski de hızla yükselmiştir.”

“Türkiye’de işçi sağlığı ve iş güvenliği sisteminin yaşama geçirilmesi için oluşturulan mevzuat sistemsel sorunları çözecek yeterlilikte ve nitelikte değildir” denilen raporda, her şeyin kağıt üzerinde kaldığı bir işçi sağlığı ve iş güvenliği sisteminin yürütülebilmesinin mümkün olmadığı kaydediliyor.

TMMOB’nin raporunda şöyle deniyor: “Türkiye’de uygulanan ekonomik sistem, sermaye birikim koşullarına ve madencilik sektörünün özgün yapısına bakıldığında, yapısal olarak "kaza" üreten bir sistemdir. Büyüme ve küresel piyasalarla rekabet edebilme adına uygulanan üretim zorlaması, uzun çalışma saatleri, işçi maliyetlerinin düşürülmesi, bir maliyet unsuru olarak görülen işçi sağlığı ve iş güvenliğinden yapılan fedakarlıklar; daha kötü çalışma koşullarını ve kazaları beraberinde getirmekte, sonrasında yaşananlar ise kalkınma için bu koşullara katlanılması gerektiği söylevine, işin fıtratına bağlanmaktadır. Soma faciası, tüm bu dinamiklerin yaşandığı acılarla yüklü, olumsuz bir tablodur.”

TMMOB, raporda olayın incelenesine izin verilmesi çağrısını tekrarladı: “Kamuoyunun ihtiyacı olan detaylı bir teknik raporun hazırlanması, faciaya neden olan teknik ihmal ve hataların net olarak tespit edilebilmesi için; ocağa girilebilmesi, istenen bilgi, belge ve kayıtların Birliğimizle paylaşılması gerekmektedir. Ama bugün için kesin olan şudur; bu kadar işçimiz ve meslektaşımızın canına mal olan katliamın temel nedeni, 80’li yıllardan itibaren sürdürülen ve AKP hükümeti tarafından da kılavuz edinilen emek düşmanı neoliberal politikalar ve uygulamalarıdır. Hükümet yetkililerinin, "bu işin fıtratında vardır" söylemleri, bilimin ve tekniğin karşısında aldıkları pozisyonu özetlemekte olup, hükümet; 301 vatandaşın can güvenliğini sağlayamadığı için hukuki ve vicdani sorumluluk ilkeleri gereği istifa etmelidir.”

XS
SM
MD
LG