Erişilebilirlik

Tillerson: 'Görüşmeler Sürüyor Bunlar Zor Kararlar'


Geçtiğimiz Kasım ayında Donald Trump’ın ABD Başkanı seçilmesiyle birlikte Ankara, ilk kez kendi ev sahipliğinde Washington’dan beklentilerini ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson aracılığıyla aktardı. Ancak Tillerson’un, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nu memnun edecek yanıtlar vermediği gözlendi ve Türk tarafınca doğrudan eleştiriler yapılması dikkat çekti.

Bakan Çavuşoğlu, bölgesel gelişmeler ve IŞİD (DAEŞ) ile mücadele konusunda Türkiye’ye güven duyulması yönündeki çağrısını tekrarladı. ABD ile Türkiye arasında işbirliğine ihtiyaç duyulduğunu kaydeden Çavuşoğlu, yarın Brüksel’de yapılacak NATO Zirvesi’nde detayları yeniden konuşacaklarını ifade etti. Çavuşoğlu, “Önümüzdeki süreçte daha fazla adım atabilmeliyiz. İlişkilerimize yeni bir ivme kazandırmamız gerektiğini vurgulamıştım. Geçmiş dönemde DAEŞ ile mücadelede ABD’nin YPG’ye verdiği destek vardı. ABD’li yetkililer PKK ile YPG arasında bir fark olmadığını biliyor. Geçmiş yönetimin YPG’ye destek verdiğini biliyoruz. Bu destek bizi üzmüştür, Türk halkının ABD’ye yönelik duygularını da etkilemiştir. Bu dönemde bunun değişeceğini umuyoruz. Bir terör örgütüyle mücadele ederken diğer terör örgütüne destek vermek doğru değildir,” dedi.

Türkiye’nin özellikle Suriye’de Rakka Operasyonu bağlamında PYD-YPG yapılanması yerine Türk askeri ile IŞİD’e karşı mücadele edilmesi yönündeki çağrısına gönderme yapan Çavuşoğlu, “DAEŞ’e karşı biz mücadele edebiliriz. Washington’da 68 ülke temsilcisi DAEŞ’e karşı koalisyon olarak geçen hafta biraraya gelmiştik. Biz 68 ülke bir terör örgütünü yenemiyorsak kendimizi gözden geçirmemiz lazım. Biz bunu yenebiliriz. Biz müttefikimiz ABD ile birlikte çalışmak istiyoruz,” diye konuştu.

Tillerson Türkiye’ye “minnet ve övgü” mesajı verdi

ABD Dışişleri Bakanı Tillerson ise, Çavuşoğlu’nun “PYD-YPG’yi desteklemeyin” sözlerine karşılık diplomatik üslubuyla dikkat çekti. Tillerson, ilk önce “Dünyanın zorlu coğrafyasında dostumuz ve müttefikimiz Türkiye’yi ziyaret ettiğim için kendimi imtiyazlı hissediyorum. Üç ana hedef üzerine nasıl odaklandığımızı konuştuk. (Bunlar) DAEŞ’i yenmek, bölgedeki istikrarı sağlamak ve ikili ekonomik ilişkileri geliştirmek. Türkiye hem NATO’da hem de DAEŞ’e karşı koalisyonda müttefikimiz, ortak çalışmalarımız sürüyor. Geçtiğimiz 18 aylık süre içinde ABD, Türkiye’deki üslerden aynı sayıda kullanarak operasyonlar yapmaya devam etti ve operasyonlar yüzde 25 arttı. Türkiye de yabancı savaşçıları sınırlarından uzaklaştırdı. Bu bağlamda ABD, Türkiye’nin çabalarını minnetle karşılamaktadır,” dedi.

ABD’nin Türkiye ile ikili ekonomik ticari ilişkilerini arttırmak istediğini söyleyen Tillerson, Suriyeli mülteciler konusunda da Türkiye’nin çalışmalarını takdirle karşıladıklarını da dile getirdi.

Konuşmasında Çavuşoğlu’nun açıkça ifade ettiği PYG-YPG eleştirisine yanıt vermediği gözlemlenen Tillerson, basın toplantısında soru-cevap bölümüne geçildiğinde, peş peşe Suriye bağlamında ABD’nin seçiminin ne olacağı yönündeki sorularla karşı karşıya kaldı.

Tillerson’a, önce “Obama döneminde ABD’nin Suriye’de YPG’ye verdiği destek görüyoruz ki Trump döneminde de devam ediyor. YPG’ye destek politikası sürecek mi ve eğer sürecekse ABD bu dönemin sonunda YPG’ye ne vaat ediyor? Rakka Operasyonu YPG ile mi yapılacak, eğer böyle olacaksa Türkiye ve ABD’nin ilişkilerinin sağlıklı bir zeminde yürüyeceğini öngörüyor musunuz?” sorusu yöneltildi. Buna karşılık Tillerson, “Bu sorular zaten bugünkü görüşmenin odak noktasıydı. Suriye içinde istikrarı nasıl sağlayabiliriz, bu bölgeye insanların güvenli bir şekilde dönmesini nasıl sağlayabiliriz ve uzun dönemde nasıl bir sonuç elde edebiliriz, bunu tartıştık. Çok faydalı bir görüş alışverişi olduğunu düşünüyorum. Bu konuda ileride beraber çalışmaya devam edeceğiz. Rakka’nın geleceği hususunda yine buranın kontrolünün yerel halka geri verilmesini istiyoruz ki buradan kaçmak zorunda kalan tüm Suriyeliler buraya dönebilsinler” açıklaması yaptı.

“Görüşmeler sürecek, zor seçimler, zor kararlar”

Tillerson, ardından “Türk hükümeti YPG’yi ortak olarak kabul etmiyor, Türk hükümetini YPG’yle beraber çalışma konusunda nasıl ikna etmeyi düşünüyorsunuz?” sorusunu yanıtladı. Tillerson, “Daha önce zaten bahsettim. Çok güzel bir görüşme oldu. Hem Cumhurbaşkanı düzeyinde hem de şimdi ‘nasıl Suriye’de güvenliği sağlayabiliriz’ konusunu görüştük. Bunu yaparken birçok farklı seçenek söz konusu. Bunlarla alakalı görüşmelerimiz devam edecek. İki tarafın da tabii görüşleri mevcut, bunların üzerinden ilerlemeye devam edeceğiz,” dedi.

Tillerson, “Çavuşoğlu konuşmasında ABD’li yetkililerin PKK ile YPG arasında bir ayrım yapmadığını söyledi, siz de böyle mi düşünüyorsunuz? Bu görüş ayrılığını nasıl aşmayı düşünüyorsunuz? Rakka konusunda fikir birliğine varabilecek misiniz?” sorusunu ise şöyle yanıtladı:

“IŞİD’le mücadele konusunda tekrar şunun altını çizmek istiyorum. Herkes Türkiye ve ABD’nin bu mücadele konusundaki taahhüdünden emin olmaya devam etsin. IŞİD dünya üzerinde nerede ortaya çıkıyorsa mutlaka bu koalisyonla karşı karşıya gelecektir. Kimse bundan şüphe etmesin. Savaş ortamında olsun, ya da başka alanlarda --mesela sosyal medyada olsun, sanal alemde olsun. Bu sonuca ulaşmak için kullanılan taktik konusunda biraraya gelmemiz gerekiyor. Ortaklarımızla, işte orada kararlar alması gerekiyor koalisyon üyelerinin. Askeri faaliyetler konusunda tartışmalar bu sebeple devam ediyor. Evet, tartışmalar olmaya devam edecek nasıl ilerleyeceğimiz konusunda. Bugün de bu tartışmalar devam etti. Ne tarz seçeneklerimiz var, bunların üzerinden gittik. Evet, açıkça söylüyorum, bunlar yapılması gereken zor seçimler, zor kararlar. Ama bu çok açık ve çok faydalı tartışmalar olmaya devam ediyor. Sayın Bakan, Sayın Başbakan, Sayın Cumhurbaşkanı bütün yaptığımız tartışmaları dikkate alacaklardır. Sonuç olarak ABD ve Türkiye bu koalisyonun bir parçası olarak ortaklığa devam edecektir.

Tillerson, ayrıca “Uzun vadeli duruma bakacak olursak Esat’ın gidip- gitmemesine Suriye halkı karar verir” yönündeki görüşünü de tekrarladı.

Adil Öksüz konusunda uzlaşma olmadığı hissedildi

Bu arada basın toplantısında, Fethullah Gülen yapılanmasında “hava kuvvetleri imamı” olarak 15 Temmuz Darbe Girişimi’nde rol oynadığı iddia edilen Adil Öksüz de gündeme geldi. Dün ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu’nun Öksüz’ü 21 Temmuz 2016 günü telefonla aradığı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca basınla paylaşılmıştı. Bunun ardından ABD Büyükelçiliği, Öksüz’ün Türk makamlarıyla işbirliği dahilinde vizesi iptal edildiği için yasal prosedür gereğince cep telefonundan aranmış olduğunu duyurmuştu. Bu konu her iki bakana da soruldu.

ABD Dışişleri Bakanı Tillerson, konsolosluğun amacını “gayet açık ve vize prosedürünü uygulamak” olarak değerlendirdi. Tillerson, konuya ilişkin tek cümlelik açıklama ile yetindi. Buna karşın Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ise, “ABD’nin bir açıklaması oldu. Biz tabi ki böyle bir açıklamaya inanmak isteriz ve bunun arkasında da bir şey aramak istemeyiz ama neticede bu konunun detaylarını da somut olarak görmek isteriz,” dedi.

Çavuşoğlu: “Halkbank olayı ‘siyasi’, Brunson olayı ‘yargı’”

Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla'nın ABD'de tutuklanmasına ilişkin bir soru üzerine Çavuşoğlu, Rıza Sarraf dahil tüm gelişmeleri siyasi bir süreç olarak gördüklerini açıkladı. Halkbank Genel Müdür Yardımcısı ile konsolosluk arasında dün itibariyle irtibat sağlandığını kaydeden Çavuşoğlu, “Fakat bu işin geçmişine bakmak lazım. Bu süreci başlatan eski savcı Bharara. FETÖ ile çok yakından bağları var. Hatta hakim dahil onlarla Türkiye’ye gelmişlerdir ve Türkiye’de siyasi etkinliklere katılmışlardır. Sosyal medyada Türkiye aleyhine ne kadar yorum varsa Bharara hepsini retweet ediyor. Bu olay O’nun açtığı dosya üzerinden başlatıldı. Biz endişelerimizi olayın başladığı ilk günden beri ABD’li dostlarımızla paylaşıyoruz. Bugün de Rex Tillerson ile bütün düşüncelerimizi paylaştık,” diye konuştu.

ABD’li bir gazeteci ise, Çavuşoğlu’na, Protestan Cemaati’ne ait İzmir Diriliş Kilisesi Rahibi olan ABD vatandaşı Andrew Craig Brunson’un 9 Aralık’tan bu yana tutuklu oluşunu sordu.

Bu soruya karşılık, Çavuşoğlu, “Brunson hakkında yaptığı işten dolayı değil kendi tercümanının şikayetinden dolayı yasal işlem yapıldı. Bu süreçte konsolosluk aracılığıyla eşiyle özel görüşmeler dahil, istediği kitapların kendisine, İncil dahil, hep yardımcı oluyoruz, yapmaya da devam ediyoruz. Savcılık iddianameyi tamamlamak üzere bizde de bağımsız mahkemeler var. Mahkeme kararı verecek. Burada Türk yargısı ya da polisinin kendiliğinden başlattığı bir süreç değil. Kendi tercümanının şikayeti üzerine başlatılmıştır. Bu siyasi değil, ABD’ye karşı bir adım da değil,” açıklaması yaptı.

XS
SM
MD
LG