Erişilebilirlik

‘Ankara Saldırısından Büyüğünü Yaşayabiliriz’


Güvenlik Stratejileri Araştırma Merkezi (GÜSAM) Başkanı Ercan Taştekin

Güvenlik Stratejileri Araştırma Merkezi (GÜSAM) Başkanı Ercan Taştekin

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en çok sivil ölümü yaşanan Ankara’daki çiftte bombalı saldırı sonrasında yeni terör olayları düzenlenebileceği endişesi yaşanıyor. Güvenlik Stratejileri Araştırma Merkezi (GÜSAM) Başkanı Ercan Taştekin, Amerika’nın Sesi’ne, “Diyarbakır, ardından Suruç, ardından Ankara… Ve şimdiki görüşümüz de, eğer ciddi tedbirler alınmazsa daha büyük terör olayları yaşanabilir. Terör örgütleri hiçbir kurala bağlı değildir. Hiç bir şekilde ‘Bu kadarı yeterli’ gibi bir görüşe sahip değillerdir. Fırsatını bulduklarında, bünyeyi zayıf yakaladıklarında eylemlerini arttırarak sürdürürler,” dedi.

Ercan Taştekin gibi Emniyet teşkilatı ağırlıklı isimlerce oluşturulmuş Ankara merkezli Güvenlik Stratejileri Araştırma Merkezi, IŞİD’in yapılanmasına yönelik açıklamalarıyla dikkat çekiyor. Ağustos 2014’te kendi isteğiyle emekliye ayrılması öncesinde Bingöl İl Emniyet Müdürü görevinde olan Taştekin de, Adıyaman’ın da içerisinde bulunduğu bölgeyi yakından tanımasıyla kamuoyunda biliniyor.

Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan GÜSAM Başkanı Taştekin, öncelikle IŞİD’in Türkiye içerisinde böylesi sivil katliamlarını nasıl gerçekleştirecek altyapıya ulaştığını şöyle anlattı: “IŞİD ile ilgili Türk hükümetinin terör örgütü değilmiş gibi yaklaşımı büyük bir talihsizlikti. Bu yaklaşım, Türkiye’de demokratik kültürü özümseyememiş sorunlu bir kesim için uygun bir zemin oluşturdu. IŞİD’in Türkiye içerisindeki örgütlenme, militan oluşturma süreci Emniyet teşkilatı tarafından öncelikli olarak takip edilmedi. Hükümetin talihsiz açıklamaları, 17-25 Aralık soruşturmaları sonrasında Emniyet’in El-Kaide gibi örgütlerle mücadelede uzmanlaşmış elemanlarının tasfiye edilmiş olması, Hükümetin terörle mücadele politikasında bir sivil toplum örgütünü, cemaati terör örgütü gibi lanse etme girişimiyle Emniyet teşkilatı enerjisini bunun gibi alanlara harcaması sonucu Türkiye IŞİD ile ilgili uygun zemin oluştu. Bunun oluşmasıyla çok sayıda sempatizan militanlaştırıldı. Bu militanlar terörist eğitimi almak üzere Suriye’ye götürüldü. Bunlar arada giriş-çıkış yaptılar. IŞİD’in Türkiye içi yapılanmasıyla ilgili 3 bin, 5 bin rakamları telaffuz edildi. Ancak Emniyet’in bununla ilgili ayrıntılı bir çalışması olmadığı için net bir rakam tespit edilememesi sonucunu doğurdu. Ayrıca Türkiye’nin güney sınırında etkin bir kontrol yapılmaması, kontrolsüz geçişler olması sorun teşkil ediyor.”

Türkiye’de anımsanacağı üzere Ankara saldırısından önce, 5 Haziran’da Diyarbakır’da, ardından 20 Temmuz’da Suruç’ta sivil ölümlerle sonuçlanan IŞİD kaynaklı bombalı eylemler düzenlenmişti. Adıyaman kaynaklı IŞİD’in örgütlenmesiyle yetiştirilmiş canlı bombalar ile yapılan bu terör eylemlerine yönelik “güvenlik zaafiyeti” ve “istihbarat eksikliği” gibi eleştirileri de GÜSAM Başkanı yorumladı.

Diyarbakır, Suruç ve Ankara’nın peş peşe ancak zaman aralıklarıyla yaşanması nedeniyle IŞİD’e karşı yeterli tedbir alınmadığını açıkça gördüklerini belirten Taştekin, hükümetin yeterince IŞİD karşıtı tedbirler geliştirmemesiyle sorunun büyüdüğünü ifade etti. Adıyaman’ın yine işin başlangıç noktası olarak ortaya çıkması açısından da “İslam düşüncesine sahip gençleri radikal bir kesim çevresinde toplamış. Adıyaman’ın sınıra yakınlığı da sorunu büyütüyor Adıyaman’dan örgüte ilk katılanlarca çevrelerinden yeni katılımlar sağladığı görülüyor. İstihbarat teşkilatları bunu fark edemezse sorun büyümeye devam eder. Aslında Diyarbakır patlamasıyla ortaya çıktı ama görünmesine rağmen yeterli tedbirlerin alınamamasıyla Adıyaman’daki sorun büyüyerek devam etti,” diye konuştu.

Ercan Taştekin, Türkiye’de Adıyaman’da özellikle de İslam Kahvesi çerçevesinde IŞİD’e sempatizanlar kazandırdığı belirtilen Mustafa Dokumacılar isimli şahsın adı dolayısıyla bu canlı bomba eylemlerini gerçekleştiren şahıslara “Dokumacılar Grubu” denilmesini de değerlendirdi. IŞİD’in kendi içerisinde örgütler yapısı bakımından kesinlikle bu şahısları “Dokumacılar Grubu” olarak adlandırmayacağını vurgulayan Taştekin, “Kendi içlerinde başka bir hiyerarşi var ve o hiyerarşik yapıda görev alanlarına göre adlandırmalar söz konusu. Kendi silahlı kanadında onlara hangi görevler verildiyse o çerçevede adlandırma yapılmıştır,” derken konuya ilişkin istihbarat olmadığını da kaydetti.

Ankara saldırısındaki teröristlerin Suriye’den Türkiye’ye giriş yaparak, içeride “uyuyan hücre” olarak beklemediğini; Suriye’de hazırlanmış şahıslar olduklarını söyleyen Taştekin, bunun gelecek açısından ise endişe kaynağı olduğuna işaret etti. Taştekin, “Suriye’den geldiklerini düşünüyorum sınır refleksi kalmayınca bir gecede ne kadar militan geçebileceğini bilmediğimiz için Türkiye içerisinde eylem yapacak kişileri de bilemeyiz. Türkiye’de uyutulmuş hücreler yerine Suriye’den insan ve malzeme aktararak eylem yaptıklarını görüyoruz,” yorumunda bulundu.

“Güvenlik bürokrasinin ciddi suç işlediğini düşünüyorum” diyen Taştekin, Diyarbakır ve Suruç yaşandıktan sonra Ankara’da böylesi bir olay yaşanmasının başka türlü izah edilemeyeceği düşüncesinde. Bu terör saldırılarına bakıldığında IŞİD’in her geçen gün daha büyük eylem gerçekleştirdiğini, daha teknik planlamayı da geliştirdiklerini belirten Taştekin, sözlerini şöyle devam ettirdi:

“Soruna rağmen alınan önlemlere baktığınızda vahim bir tablo var. IŞİD’in Türkiye içerisindeki yapılanmaya hiçbir müdahale yapılmamış olması örgütün daha kapsamlı eylem yapabilme kapasitesi artıyor. Diyarbakır’daki şahsın abisinin canlı bomba olduğu açıkça biliyordu. Aradan geçen bu sürede yakalanmaması, kendisine ulaşılamaması ciddi bir istihbarat ve güvenlik zaafiyetini gösterir. Emniyet’in ve MİT’in terörle mücadele reflekslerinin çok zayıfladığını gösterir. Diyarbakır sonrası tedbirler alınmazsa büyüğü yaşanabileceğini söylemiştim. Ardından Suruç sonrası da ve şimdi Ankara sonrası da ciddi tedbirler yine alınmazsa daha büyüğü olabilir. Burada duracağını kimse düşünmesin. Terör örgütleriyle ilgili bu görüş şaşırtıcı olabilir. Ama terör örgütleri hiçbir kurala bağlı değildir. Hiç bir şekilde “bu kadarı yeterli” gibi bir görüşe sahip değillerdir. Fırsatını bulduklarında. Bünyeyi zayıf yakaladıklarında eylemlerini arttırarak sürdürürler.”

Bu uyarısıyla birlikte endişeli olduğunu vurgulayan Taştekin, paylaştığı görüşlerini tecrübesiyle ifade ettiğini ve mutlaka tedbir alınması gerektiği çağrısını yineledi.

10 Ekim günü Ankara’da düzenlenen Barış Mtingi’ni hedef alan saldırılarda resmi kaynaklara göre 97, Ankara Tabip Odası’na göre ise 106 kişi yaşamını yitirmişti.

XS
SM
MD
LG