Erişilebilirlik

Taksim Dayanışma 31 Mayıs’ta Yeniden Taksim'de


Gezi Direnişi yaz boyu devam etti. Olaylarda hayatını kaybedenlerin anmaları yapıldı. Gezi Olayları’nın birinci yıldönümünde bu direnişi örgütleyen Taksim Dayanışması, bir basın toplantısı düzenleyerek ‘meydandayız’ dedi

Gezi Direnişi ya da Gezi Olayları 2013 yılına damgasına vurdu. Mayıs ayında Taksim Gezi Parkı’na AVM yapılmasını engellemek isteyenler, 27 Mayıs’ta polis tarafından zor kullanılarak çıkarılmış. Ardından 31 Mayıs’ta başlayan büyük direnişle Taksim Gezi Parkı işgal edilmişti. 16 Haziran’da polis yine zor kullanarak parkı boşaltmıştı.

Gezi Direnişi yaz boyu devam etti. Olaylarda hayatını kaybedenlerin anmaları yapıldı. Gezi Olayları’nın birinci yıldönümünde bu direnişi örgütleyen Taksim Dayanışması, bir basın toplantısı düzenleyerek ‘meydandayız’ dedi.

Peki neden? Amerika’nın Sesi’ne konuşan Taksim Dayanışması’ndan mimar Mücella Yapıcı, bu soruya “Biz orada olacağız, buna mecburuz. Ama halka ‘gelin’ demek haddimize değil” diye yanıt veriyor.

Yapıcı’ya göre, Haziran Direnişi adını verdiği süreç “12 Eylül’den beri susan bir toplumun bütün bu korku ve çekiniklik zincirini kırıp kendini ifade etme” haliydi.

O süreçte Taksim Dayanışması’nın ‘sağlıklı kent talepleri’nin baskı altında çok sıkışmış ve bunalmış yurttaşın daha fazla demokrasi ve özgürlük talebiyle birleştiğini söyleyen 63 yaşındaki mimar, “Bu direniş çok çok büyük şiddetle karşılaştı. Buna barışçı şekilde karşılık verildi. Bu aslında bir toplumun uyanış haliydi ve bu nedenle iktidarı korkuttu. Haziran’dan toplumsal bir devrim beklerseniz ona en büyük zararı vermiş olursunuz. O biz dünyayı değiştirebiliriz umuduydu” diyor.

İnsanların artık sokaktan çekildiğini ve sokağa çıkmanın doğru bir mücadele biçimini olup olmadığını soruyorum. Yapıcı’nın yanıtı net: “İnsanlar yoruldular, 11 insan öldü, 24 gencin ışığı kayboldu kör oldular, yüzlerce insan gözaltına alındı, müthiş bir polis şiddeti vardı. Evet, insanlar yoruldu. ama korktuklarını sanmıyorum. Başbakan sürekli gerilimi tırmandırıyor, korkutuyor. Ama bu şiddet ilanihaye devam etmez.”

Erdoğan’ın özellikle medya gücü sayesinde toplumdaki algıyı çok iyi yönettiğini söyleyen Yapıcı, sol, sosyal demokrat partilerle kendileri de dahil olmak üzere sivil toplum örgütlerini de sıkı muhalefet yapmamakla eleştiriyor.

Taksim Dayanışması’nın bir başka üyesi Can Atalay ise

Can Atalay: Gezi tarihe mal oldu, başarısız olduğu doğru değil

VOA: “Gezi Direnişi sırasında milyonlarca insan sokağa çıktı. Biri polis sekiz kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı. Gezi Parkı’nın AVM yapılma projesi engellendi. İktidarı hedef alan protesto gösterileri aylarca sürdü. Ancak 30 Mart’ta hükümet güven tazeledi. Bu toplumsal muhalefet açısından bir başarısızlık mı?”

CAN ATALAY: “Gezi hala sürmekte dolayısıyla 31 Mayıs ya da başka bir tarihle anılması gereken değil mücadele kararlılığının yeniden dillendirilmesi için vesile olabilir ancak. Gezi, ya da Haziran Direnişi sağlıklı kentleşme ve yaşanılır kent talebiyle başladı. Ülkenin milyonlarca yurttaşının eşitlik özgürlük adalet ve demokratik haklara ilişkin taleplerini yükseltmesiyle bambaşka bir hale büründü. Tarihe mal oldu. Herhangi bir kitle hareketinin tarih boyunca kısa dönemli etkilerinden daha çok uzun dönemli etkilerinin ne olduğunu ya da ne olacağına dikkat etmek gerekir. Hala içinde bulunduğumuz bir sürecin bir başarısızlıkla akamete uğradığını söylemek mümkün olmadığı gibi maddi gerçek de bu değil.”

VOA: “Maddi gerçekten kasıt, Gezi Parkı’na AVM yapılmamış olması mı?”

CA: “Gezi parkını kazandık. Ama bundan daha önemlisi tek tek bireyler, teker teker bireylerin oluşturdukları gruplar, kendilerine güvenlerini kazandılar, özgüvenleri arttı. Kendilerine, sularına geleceklerine sahip çıktıklarında memleket siyasetini etkileyebileceklerini gördüler. Kurtuluşun ancak kendi ellerinde olabileceğini deneyimlediler.”

‘Polis şiddeti nedeniyle insanlarda moral bozukluğu var’

VOA: “En son ‘taşeron çalışmaya karşı protesto mitingi’nde katılımın yetersiz olduğunu gördük. Sandıkta sonuç alamamak sokak muhalefetini gerilemesine mi yol açıyor?”

CA: “Bir tür moral bozukluğu ve sürekli polis şiddetine maruz kalmak nedeniyle insanların sokağa çıkmak konusunda tereddütlü oldukları açık. Fakat bu başarısızlık duygusu değil kanımca. Başarısızlık diyebilmek için insanların Haziran’da sokağa çıkmanın yanlış olduğunu görmeleri gerekir. Oysa durum bunun tam tersi. Daha açık söylemek gerekirse insanlar sokağa çıkmayı öğrendiler. Fakat hayatlarını geleceklerini savunabilmek için bundan fazlasını yapmaları gerektiğini fark ettiler. Şu an arayış içindeler.”

VOA: “Bundan fazlasından kasıt ne kastediyorsunuz?”

CA: “Her gün her düzeyde haklarına sahip çıkmak bunun memleketin ana gündemi haline gelmesi.”

‘Sokaktaki şiddetin sorumlusu polistir’

VOA: “İnsanları protestoya sokağa çağırdığınız için eleştiriliyorsunuz?”

CA: “Bir bu eleştirinin yöneldiği yerle ilgili sorun yok mu? Sokaktaki şiddetinin sorumlusu polistir. Taksim Dayanışması’nın açıklaması okunduğunda net bir şekilde görülecek ki bu ülkede parkına, suyuna, geleceğine sahip çıkanlar hükümetin gerilimi arttıran tutumuna, bu oyuna ortak olmayacak. Bunun parçası olmayacak. Fabrikalarda, madenlerde, plazalarda ölümüne güvencesiz sendikasız taşeron çalışmayı gün be gün daha da ısrarla reddettiğimiz için bütün söylenen sözlerin üzerini örten medyaya güvenilmediği için adalet aradığımız için sokaktayız. 31 Mayıs’ın barışçıl olması ve tek bir yurttaşımızın dahi burnunun kanamaması için tüm yurttaşlar elinden geleni yapacaktır. Sorun, en basit talepleri dahi şiddetle bastırmak isteğinden kaynaklanıyor. Ve daha da önemlisi sorun, bunun giderek bir hükümet politikası haline gelmesindedir.”

Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nde düzenlenen basın toplantısına Mimar Mücella Yapıcı, Şehir Plancılar Odası İstanbul Şube Sekreteri Burak Atlar, İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Ali Çerkezoğlu ve Gezi eylemlerinde yaşamını yitiren Mehmet Ayvalıtaş'ın ağabeyi Muharrem Ayvalıtaş’la birlikte Can Atalay da katıldı.

Taksim Dayanışması: ‘Ülkemiz ciddi bir gerilim ortamına sürüklenmekte’

Basın açıklamasında, “İktidar, dünyaya örnek olacak bu dayanışma ve direnişten hala korkmakta, ‘Geziciler’ olarak bizi dillerinden düşürmemekte; yolsuzluklarını, cinayetlerini katliamlarını unutturmak için hukuksuz polis şiddetini teşvik eden, adaletsizlik ve cezasızlıkla cesaretlendiren politikalar eşliğinde ülkemizi ciddi bir gerilim ortamına sürüklemektedir” dendi.

Taksim Dayanışması, 31 Mayıs’ta yeniden Taksim’de olacağını duyurdu ama kamuoyunu Taksim’e davet etmedi.

Ethem Sarısülük, Ali İsmail Korkmaz, Mehmet Ayvalıtaş, Medeni Yıldırım, Berkin Elvan, Ahmet Atakan, Abdullah Cömert ve İrfan Tuna Gezi sürecinde hayatını kaybetti. Ayrıca polis memuru Mustafa Sarı da yaşamını yitirdi.

Yorumları göster

XS
SM
MD
LG