Erişilebilirlik

Suriye’de ‘Güvenli Bölge’ Olabilir mi?


Suriye’de ‘güvenli bölge’ kurulmasıyla ilgili Türkiye’deki en dikkat çekici resmi açıklama Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan, 28 Temmuz Salı günü Çin gezisi arifesinde geldi. Erdoğan’ın da açıkladığı üzere Türkiye’nin tarif ettiği ‘güvenli bölge’, Birleşmiş Milletler’in ‘tampon bölge’ kavramından farklı olarak Suriye’nin kuzeyinde ‘sıfır çatışma’ amaçlı yaşam alanı yaratmak görünüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ABD ile işbirliğini vurgulayan açıklaması özetle şöyleydi:

“Tabii burada ilk adım malum bu güvenli bölgenin alt yapısını oluşturmak. Konuyla ilgili olarak benim geçtiğimiz Çarşamba günü Sayın Obama ile yapmış olduğumuz görüşmede bunları etraflıca ele aldığımız gibi daha önce Dışişleri Bakanlığımızın Amerikalı yetkililerle yapmış olduğu görüşmeler ve şu anda da devam etmekte olan görüşmelerle her şeyden önce malum terör örgütü ve DAEŞ ile özellikle kuzey Suriye’deki mücadelenin verilmesi büyük önem arz ediyor. Aynı zamanda yine ulusal güvenliğimize tehdit oluşturan yine bölgedeki malum unsurlar var. Buradaki bizler için 'ikmal bölgesi' diye tanımladığımız bölgelerin tehditten arındırılması ve orada güvenlik bir bölgenin oluşturulması takdir edersiniz ki bizde ki 1 milyon 700 bin Suriyeli vatandaşın içerisinde artık ülkelerine dönme beklentisi içinde olmaları bakımından onlar için de bir zemin oluşturacaktır. Bunların çalışmalarını da görevli olan heyetlerimiz ayrıca yapmaktadırlar. İlk etapta bir defa buranın arındırılması, temizlenmesi ve bu arındırma ve temizlenmeden sonra oranın güvenli hale getirilmesinden sonra güvenli bölge tanımının yapılması adımı da atılmış olacaktır."

Bu arada Başbakan Ahmet Davutoğlu ise, Türkiye’nin Suriye’ye askeri kara gücü gönderme niyeti olmadığını ve eğit-donat programı çerçevesinde silahlı muhalif güçlerle güvenlik sağlanmasını öngördüklerini açıklamıştı.

IŞİD o bölgeden nasıl temizlenecek?

Peki mevcut tabloda, Türkiye’nin askeri kara gücü aktif rol almaksızın Suriye’nin kuzeyinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tarif ettiği şekilde çatışmadan arındırılmış güvenli bölge oluşturulması mümkün mü? Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa’ya göre, bölgede IŞİD temizlendikten sonra Özgür Suriye Ordusu ve Türkmen gücü tarafından güvenlik sağlanabilir.

Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Mustafa, “IŞİD temizlendikten sonra Özgür Suriye Ordusu ve zaten oradaki insanlarımızdan oluşan askeri birliklerimiz (koruyabilir). 22 Haziran’dan itibaren de birliklerimizi yeniden yapılanmaya gidiyoruz. Türkmen birlikleri zaten son 5 yıldır orada mücadele ediyor. Bunun belli sayısı da yoktur. Kendi memleketini savunacak Türkmenler'e açıktır” dedi.

Uzun menzilli topçu bataryasıyla destek

Eski MHP Milletvekili ve siyasi araştırmacı Sinan Oğan da, Türkiye’nin askeri kara gücü olmadan güvenli bölge oluşturulabileceği görüşünde. Oğan, Amerika’nın Sesi’ne özetle şunları ifade etti:

“Türkiye’nin de Amerika’nın da destek verdiği, eğit-donat programından geçirdiği Özgür Suriye Ordusu’nun ve şimdi Türkmenlerin de ciddi silahlı bir gücü oluşmaya başladı. Bunların karadan kontrolu sağlamasıyla mümkün olur. Türkiye, hem uzun menzilli topçu bataryalarıyla karadan hem de havadan ağır silah desteği verdiği takdirde, belirlenen hedefler içerisinde 90 kilometrelik bir alanda, 60 kilometre derinliği olan bir alanda, karadan birlikler gerekli noktalara yerleştiği takdirde bu mümkündür. Çünkü IŞİD eski gücünde değil. IŞİD, Suriye’de giderek geriliyor. Bir taraftan PYD, bir taraftan Esad Ordusu, bir taraftan Fetih Ordusu, bir taraftan da şimdi Özgür Suriye Ordusu. Suriyeli mültecileri artık kabul etmek de mümkün değil. Suriyelileri orada muhafaza etmek lazım. Aksi takdirde Suriye boşalacak. Dolacak yer de Türkiye’dir. Türkiye’den bir süre sonra Avrupa’ya taşınmaya başlayacaklar. O sebep ile buna Avrupa, Batı’nın sıcak bakacağını düşünüyorum.”

‘Türkmenler hep güvenli bölge istedi’

Suriye halkı tarafından ‘güvenli bölge’nin en başından beri talep edildiğini söyleyen Mustafa, Beşar Esad rejimi ile mücadelelerinde hava üstünlüğü nedeniyle de bunun gerektiğini ancak uluslararası kamuoyunda kabul görmediğini vurguladı. “Birinci faydası, Suriye halkını orada kamplar yaparak ülke içinde tutmaktı. İkincisi de Türkiye bakımından orada terör örgütleri yuvalandı. Bu bahsedilen bölge zaten doğal olarak Türkmen bölgesi” diyen Mustafa, Cerablus ile Azez (Kilis’in karşısında) arasındaki Türkmen bölgesini 1,5 yıl önce IŞİD’in kontrolü altına girdiğini anımsattı.

Türkiye’nin de güvenli bölge olarak önerdiği coğrafyada 142 köyde yaklaşık 500 bin Türkmen nüfusundan söz edildiğini dile getiren Mustafa, Türkiye’ye ise 150-160 bin arasında Türkmen’in sığınmacı olarak geldiğini düşündüklerini belirtti.

Bu arada Suriye Türkmen Meclisi’nin de Türkmenler’i temsil eden çatı örgüt olduğunu belirten Mustafa, Suriye Türkmen Meclisi’nin “seçimle gelmiş tek meşru örgüt” olduğunu söyledi. Suriye Türkmen Meclisi içerisinde ise farklı siyasi partiler bulunduğunu hatırlattı.

Suriye Türkmen Meclisi’nde Suriye Milli Hareket Partisi’nin temsilcisi Yusuf Mahli de, Amerika’nın Sesi’ne, ayrıca Suriye’deki Türkmen varlığı ve siyasi yapısı hakkında detaylı bilgi verdi.

Türkmenlerin Suriye’deki en mağdur kesim olduğunu belirten Yusuf Mahli, kastedilen Cerablus-Azez arasındaki bölgenin Türkmenler’in ağırlıkta yaşadığı bir bölge olduğunu kaydetti. Bu konuda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasını anımsatan Mahli, Türkiye’deki Suriyeli sığınmacıları da buraya gönderilmesine olumlu baktıklarını açıkladı.


Suriye’de ‘güvenli bölge’ kimi rahatsız eder?

Türkiye’nin yıllardır fikren desteklediği Suriye’de güvenli bölge oluşturulması önerisinden neden rahatsızlık duyulduğunu da değerlendiren Abdurrahman Mustafa, güvenli bölge oluşturulmasından Beşar Esad rejimi ile terör örgütlerince rahatsızlık duyulduğunu söyledi. Mustafa, “Bundan (güvenli bölgeden) başka hiç kimse rahatsız olmaz. Suriye Türkmen Meclisi’nin siyasi otorite olarak Suriye Ulusal Koalisyonu altındayız. Askeri olarak Türkmenler de Özgür Suriye Ordusu altında savaşıyor. Biz Suriye halkıyla hareket ediyoruz. Bundan Suriye’ye yabancı olanlar ve Suriye’yi bölmek isteyenler rahatsız olur” dedi.

Suriye Türkmen Meclisi’nin, kuzeyde kanton yapılanmasıyla özerklik ilan etmiş Kürt siyasi hareketi PYD’ye (Partiya Yekîtiya Demokrat – Demokratik Birlik Partisi) bakışı da AKP Hükümeti ile örtüşüyor. Mustafa, “PYD’yi bir terör örgütü olarak görüyoruz. Biz rejime karşı Suriye halkıyla mücadele verirken PYD rejimle işbirliği yapıyordu. Tel Abyad’da yaşanan olayda da nüfus yapısını sistematik olarak değiştirmeye kalktı. Türkmenleri tecrit etti. Orada Kürt nüfusu azdı. Bizim PYD herhangi bir ilişkimiz yok” diye konuştu.

Yusuf Mahli de, Tel Abyad’da PYD baskısıyla Suriye Türkmen Meclisi’ndeki iki temsilcisinin de oradan çıkış yapmak zorunda kaldığını söyledi.

XS
SM
MD
LG