Erişilebilirlik

Suriye'nin Kaderi Eski İmparatorluklara mı Kaldı?


Suruç'ta Suriye sınırında bekleyen Türk tankı

Suruç'ta Suriye sınırında bekleyen Türk tankı

6 yıldır kesintisiz süren iç savaş, Suriye’yi parçaları darmadağın olmuş bir yapboza çevirdi. Uzmanlara göre yapbozun parçalarını toplayacak olanlar Batılı siyasetçiler, Körfez şeyhleri ya da İran ayetullahı değil. Bu görev daha çok Rusya ve Türkiye’ye kalacağa benziyor.

Türkiye’nin 24 Ağustos’ta, darbe girişiminden haftalar sonra başlattığı Fırat Kalkanı Operasyonu, geçen yıl Rusya’nın Suriye’ye müdahalesinden bu yana bölgede dengeleri değiştirebilecek ilk hamle oldu.

Çoğu uzman ve muhalif komutan, Rusya’nın müdahalesinin Beşar Esat’ı Suriyeli muhaliflerin elinden kurtardığı görüşünde. Ama Türkiye’nin Suriye’ye girmesi de büyük tepkilere neden oldu. Zira Özgür Suriye Ordusu IŞİD’i Türkiye-Suriye sınırından uzaklaştırdığı gibi, Suriyeli Kürtler’in dört kantonu birleştirerek, bağımsız bir ülkeye gitme yoluna da taş koydular.

Türkiye, YPG’yi PKK’nın uzantısı olarak görüyor ve Fırat Kalkanı Operasyonu, düşmanlardan sadece IŞİD’i değil YPG’yi de hedef alıyor.

Erdoğan’ın daha büyük planları var

Üstelik Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hamleleri bitmiş değil.

Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantılarına katılmak için New York’a hareket etmeden önce gazetecilere, Türkiye’nin kontolundaki 900 kilometrekarelik Suriye toprağını 5 bin kilometrekarelik bir güvenli bölge haline getirmeyi amaçladığını söyledi.

Amerika’nın Sesi’ne konuşan Avrupalı bir diplomat, Özgür Suriye Ordusu’nun Türkiye’ye, Batılı ülkelerden daha yakın olmaya başladığının altını çiziyor. Erdoğan başarılı olursa ÖSO, sadece güneye, stratejik önemdeki El Bab’a doğru değil, batıdaki Marea ve Tel Rıfat’a doğru da ilerleyebilir.

YPG kontrolundaki Tel Rıfat, Kürt bölgesi Afrin’in çok yakınında. YPG, Fırat’ın doğusundaki üç Kürt kantonunu Afrin’e bağlamak istiyor.

Adını vermek istemeyen Avrupalı diplomata göre, burada önemli olan nokta sadece Türkiye’nin operasyonunun büyüklüğü değil; Rusya’nın amaçlarına ulaşmaktan alıkonması da çok önemli.

Erdoğan’ın açıklamasından 4 gün önce Rusya Genelkurmay Başkanı Valery Gerasimov, Ankara’yı ziyaret etti. Haber ajansı Interfax, Gerasimov’un Fırat Kalkanı Operasyonu’nun genişletilmesinin siyasi ve askeri riskleri konusunda Ankara’yı uyardığını yazdı. Ama uzmanlar bu uyarının sert olmadığı konusunda hemfikir. Kremlin kontrolundaki basın kuruluşları da, Türkiye’nin askeri müdahalesini eleştirirken temkinli davranıyor.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Demokrasileri Savunma Vakfı uzmanlarından Merve Tahiroğlu’na göre, Türkiye Suriye’nin kuzeyinde kontrolu kendi ellerine almak niyetinde. Tahiroğlu, “Moskova’da üstü kapalı onaylamış görünüyor. Türkiye, Washington’ın son iki yıldır YPG ile olan yakın işbirliğinden rahatsız, o nedenle Suriye’de ABD’den gün geçtikçe daha fazla bağımsız davranacaktır. Tablo daha da karmaşıklaşıyor ve Suriye’de gidişatı Moskova-Ankara hattında olanlar belirleyecektir” diyor.

ABD üzerine düşeni yaparak Türkiye’nin operasyonunu destekledi ama Fırat Kalkanı, Ankara tarafından yönetiliyor ve Amerika’nın Sesi’ne konuşan bazı ABD’li yetkililer, operasyonun açıları konusunda Ankara ile Washington arasında görüş ayrılıkları olduğunu söylüyor.

Türk-Rus ilişkileri Suriye’nin kaderini belirleyecek

Daha önce Türkiye’de görev yapmış Hint diplomat Melkulangara Bhadrakumarhe, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Ağustos başı St. Petersburg ziyaretinin sonrasında ısınan ilişkiler sayesinde siyasi manevra yapabilecek alan kazandığını düşünüyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin bu ziyarette, Erdoğan’a “Sevgili Dostum” diye hitap etmişti.

Ancak Türk liderler, Beşar Esat’ın Suriye’deki siyasi geçiş sürecinin bir parçası olup olmayacağı konusunda bocalıyor. Erdoğan, New York’ta Reuters’a verdiği mülakatta Esat’ın gitmesi gerektiğini ve geçiş sürecinin parçası olamayacağını ifade etti.

Başbakan Binali Yıldırım ise 20 Ağustos’ta yaptığı bir açıklamada Ankara’nın tavrını biraz farklı bir açıklama yaptı ve Beşar Esat’ın geçiş sürecinde rolü olabileceğini, ancak ülkenin geleceğinde yeri olmadığını söyledi.

Adını vermeyen Avrupalı diplomat, Türkiye’nin iyi ya da kötü Suriye’de olan bitenin büyük bir parçası olduğunu ve elini güçlendirdiğini belirtiyor ve “Şimdi elinde bir gayrimenkulü ve pazarlık kozu var. Erdoğan hafife alınmamalı” diye konuşuyor.

Moskova, Sovyetler Birliği tarzındaki daha iddialı tavrıyla, Batı’nın etkisine meydan okuyor. Erdoğan, iki tarafın arasındaki fay hattında manevra gücüne sahip.

AB, göçmenlerin gelmesini engellemek için Erdoğan’ın sözünü tutmasına bağımlı. ABD, IŞİD’le mücadelede Türkiye’yi yanında istiyor. Rusya da, Karadeniz’de NATO’yla olan deniz kuvvetleri yarışında Türkiye’nin az da olsa desteğini almayı umuyor.

ÖSO, Türk uçaklarının ve topçularının desteğiyle güvenli bölgeyi genişletedursun, Ankara, Suriye’nin kuzeyine hamilik yapma niyetini açıkça ortaya koyuyor. Erdoğan’ın destek verdiği Türk ve Suriyeli sivil toplum kuruluşları, bu hamilikte kilit önemde olacak. Batılı STK’lar da şimdiden bunun işaretleri verildi.

Suriyeli aktivist Bassam Al Kuwatli de Ankara’nın, Türkiye yanlısı kasaba konseylerinin kurulması süreci içinde olduğunu savunuyor ama “Yakında kin ve kızgınlık başlayacaktır. Türkler şu anda güçlü ama önünde sonunda, halk kendi hayatının kontrolunu almak isteyecektir” diye konuşuyor.

XS
SM
MD
LG