Erişilebilirlik

'Sünni-Şii Bölünmesi Çok Büyük Bir Tehdit'


Geçtiğimiz günlerde Washington’un önde gelen düşünce kuruluşlarından Potomac Politika Araştırmaları Enstitüsü’nde “Sünni-Şii Bölünmesi: 2016 Tahminleri” adlı bir toplantı düzenlendi. Toplantıya katılan uzmanlar, Şii-Sünni bölünmesinde dini nedenlerin yanısıra ekonomik ve siyasi nedenlerin de rol oynadığını savundu.

Amerika’nın son iki başkanı Bush ve Obama’ya danışmanlık yapan Bijan Kian, Ortadoğu’daki sorunların temel nedenlerinden birinin İran’ın imparatorluk hedefleri peşinde koşması olduğunu söyledi. Uzman, Şii İran’ın bölgedeki tek siyasi ve ekonomik güç olmak istemesinin, Sünni devletleri telaşlandırdığını belirtti.

Bijan Kian, “Müslümanlar’ın Sünni ve Şii olarak bölünmesine neden olan tarihi olayların haricinde, bu bölünmenin yolaçtığı gerginlik 1979’daki İran Devrimi’ne kadar çok belirgin değildi. İran Devrimi, bir bakıma Sünni-Şii bölünmesini yeniden canlandırdı, çünkü İran bölgede emperyalist bir politika izlemeye başladı İran, kendi benimsediği siyasi ve dini değerleri bölge ülkelerine yayma girişimine başladı. Özellikle Afrika ve Basra Körfezi’ndeki ülkeler İran’ın hedefi haline geldi. Amerika’nın, İran’ın bölgedeki etkisini arttırırken neler yaptığına bakmak da önemli. Amerika, Irak’taki varlığını güçlendirirken İran da Irak’taki etkisini arttırdı Irak’ta kurulan Şii hükümeti, Irak’ta mezhep ayrılığını körükledi. Afganistan’da da aynı durum yaşandı. İran, Afganistan ve Irak’tan sonra, Suriye’de de etkili olmaya başladı. İran’ın bölge ülkeleri üzerindeki etkisinin artması, Sünni hükümetlerin paniklemesine ve bölgede kontrolu yeniden ele geçirmek için çabalarını yoğunlaştırmalarına yol açtı” şeklinde konuşuyor.

Toplantıya katılan ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan emekli diplomat Scott Edelman da, Suudi Arabistan ve İran’ın aslında ülkeleri içindeki zorlukların üstesinden gelmeye çalışırken Ortadoğu’da artan tehlikeyi yeterince fark etmediklerini söyledi. Edelman’a göre, bu gerilimin giderilmesi yakın bir gelecekte mümkün görünmüyor: “Her iki ülkenin söylemlerine baktığımızda, mezhep bölünmesi yüzünden yaşanan sorunların önümüzdeki birkaç yılda çözülmeyeceğini görebiliriz. Sorun sadece dini bölünmeyle ilgili bir sorun değil, gerçekte siyasi bir sorun. Bu sorun, iki ülkenin de çok iyi silahlandığı günümüzde çok daha büyük bir tehlike oluşturuyor. Hem İran hem de Suudi Arabistan, temsil ettikleri mezheplerin yanısıra dünyadaki bütün Müslümanlar’ı temsil ettikleri iddiasında. İki ülke de, bölgede olağandışı ayaklanmalar yaşanan bu dönemde liderliği ele geçirmek istiyor. Birinci Dünya Savaşı sonrası kurulan ulus devletlerinin parçalandığı Ortadoğu, tarihinin en zor ve karamsar günlerini yaşıyor. Ufukta, bölgeye tekrar istikrar ve düzen getirecek bir çözüm görünmüyor. Suudi Arabistan ve İran, birbirlerinden nefret ediyor. Mezhep ayrılığı nedeniyle bu ülkeler birbirlerine güvenmiyor. Ne yazık iki ülke de, aralarındaki düşmanlığın bölgeyi daha büyük bir tehlikeye attığının bilincinde değil.”

Washington’daki Ortadoğu Enstitüsü uzmanı olan Alex Vatanka, İran ve Suudi Arabistan arasındaki gerilimi jeo-politik sorunlar diye niteledi ve aslında aşılmasının zor olmadığını savundu. Ancak uzmana göre bunun için öncelikle Suudi Arabistan’ın İran’a karşı yumuşaması, bir diğer değişle paranoyasının bitmesi şart: “Bölgede mezhep bölünmesi çok ciddi ve bunun nedeni sadece İran değil. Bence Suudi Arabistan da en az İran kadar sorumlu. Birçoklarının aksine ben, İran’da sivil politikacıların kontrolu dini liderlerden almaya başladıklarını düşünüyorum. Bu durum devam ederse bölgede yaşanan gerilimde de azalma olur, çünkü artık sorunlar dini nedenlere dayandırılmaz.”

Toplantıda konuşan Ortadoğu ve Kuzey Afrika hukuk uzmanı Isaam Saliba da, aslında siyasi bir sorun olan Sünni-Şii bölünmesinin önüne geçilmesi için bölge ülkelerinin taşeron savaşına verdikleri desteği sonlandırmaları gerektiğini söyledi. Saliba ve diğer konuşmacılara göre, Şii-Sünni bölünmesinden en büyük kazancı, El Kaide ve IŞİD gibi terörist gruplar elde etti. Bölünmenin ve buna bağlı gerginliğin azalması için hükümetler düzeyinde anlaşmalar yapılıp mevcut güvensizliğin ortadan kaldırılması şart. Uzmanlara göre sağlanacak güven ortamında, terör örgütlerinin beslenmesi mümkün olmaz ve Ortadoğu da uzun zamandır aradığı barış ve huzura kavuşabilir.

XS
SM
MD
LG