Erişilebilirlik

İstanbul Uluslararası Kriz Çözme Merkezi Olma Yolunda


İstanbul Uluslararası Kriz Çözme Merkezi Olma Yolunda

İstanbul Uluslararası Kriz Çözme Merkezi Olma Yolunda

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, toplantıyı açarken Türkiye’nin öneminin, Balkanlar’dan Orta Asya’ya kadar tüm jeopolitik depremlerin merkezinde bulunmasından kaynaklandığını ve tüm krizlerin dolaylı ya da dolaysız tarihi ve kültürel olarak Türkiye ile bağlantılı olduğunu söyledi

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İstanbul’u uluslararası krizleri çözmede bir arabuluculuk merkezi yapma girişimi yürütüyor. Bu girişim çerçevesinde haftasonunda İstanbul’da düzenlenen toplantıya eski ve görevdeki dışişleri bakanları ve öndegelen akademisyenler katıldı. Finlandiya’nın işbirliğiyle gerçekleştirilen toplantı ”Arabulucuk Yoluyla Barışı Güçlendirme: Yeni Aktörler, Taze Yaklaşımlar, Cesur Girişimler” adını taşıyor.

Davutoğlu, toplantıyı açarken Türkiye’nin öneminin, Balkanlar’dan Orta Asya’ya kadar tüm jeopolitik depremlerin merkezinde bulunmasından kaynaklandığını ve tüm krizlerin dolaylı ya da dolaysız tarihi ve kültürel olarak Türkiye ile bağlantılı olduğunu söyledi.

Girişim üç yönlü bir yaklaşım sergiliyor: arabulucuğun önemine dikkat çekmek; BM bünyesinde arabuluculuk yeteneğini arttırmak ve bölgesel düzeyde Türkiye’nin oynayacağı rolü güçlendirmek. Girişim, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Başkanı Nessir Abdülaziz Nasır tarafından kuvvetle destekleniyor.

Toplantıda yaptığı konuşmada krizleri çözmede daha fazla bölgesel yaklaşıma ihtiyaç olduğunu belirten Nasır, BM’in bu yüzden uyuşmazlıklara kalıcı çözüm bulmak için bölgesel güçleri ve girişimlerini desteklediğini belirtti.

Toplantıda Suriye’de devam eden kanlı çatışmalara ağırlık verildi. Çatışmaları sona erdirme çabalarında öncü diplomatik rol üstlenen Türkiye, Şam üzerinde etkili olamadığı gerekçesiyle eleştiriliyor. Ancak Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Selçuk Ünal bu eleştirileri kabul etmiyor, Türkiye’nin diplomatik çözüm bulma çabalarını sürdüreceğini vurguluyor.

Arap Birliği’nin çabalarının, BM Güvenlik Konseyi karar tasarısı girişiminin sonuç vermediğini hatırlatan Ünal, bu nedenle Türkiye’nin bir dizi diplomatik girişim başlattığını ve bu çabaların Tunus toplantısıyla sonuçlandığını söyledi.

Gözlemciler Tunus toplantısında fazla önemli sonuçlar alınmadığı görüşünde birleşiyor, ancak ikinci toplantı gelecek ay İstanbul’da yapılacak.

İstanbul sadece Suriye değil İran’ın nükleer programı ile ilgili bir diğer önemli krizin çözümünü amaçlayan uluslararası toplantılara da evsahipliği yapıyor.

Ankara’nın, geçen yıl İran ile ilgili BM Güvenlik Konseyi karar tasarısına hayır oyu vermesi Batılı müttefikleriyle ilişkilerini gerginleştirdi. Ancak gözlemciler Ankara’nın İran’ı hedef alan NATO füzesavar sistemine katılmayı kabul ederek ve İran’ın müttefiği Suriye’ye cephe alarak Batı ile ilişkilerini yeniden düzettiğini söylüyor.

Uluslararası ilişkiler profesörü Soli Özel, İran ile gerginleşen ilişkilerine rağmen Türkiye’nin hala Tahran için bir diyalog ortağı olduğu görüşünde.

Türkiye’nin Suriye ile ilgili bir çözümde mutlaka rol oynayacağını belirten Özel, ancak bu çözümün sadece Türkiye’yi değil İran’ı da hoşnut edecek bir çözüm olacağını savunuyor. Özel, İran’ın Türkiye’ye hala ihtiyacı olduğunu ve Türklere güvenebileceklerine inandıklarını çünkü Türkiye’nin doğal gaz ve benzer alanlarda İran’a bağımlı olduğunu vurguluyor.

Gözlemcilere göre Türkiye başlattığı arabulucuk girişimiyle kriz ve istikrarsızlığın giderek arttığı bir bölgede kendisi için hızla geliştirdiği diplomatik rolü resmileştirmek istiyor.

XS
SM
MD
LG