Erişilebilirlik

Siyasette Para Yasal Olabilir mi?


1 Kasım Genel Seçimleri kampanyası finansmanındaki sıkıntılar ve işin etik boyutunun ötesinde\ ülke geleceğini de etkileyen kararlara yol açan süreçler, ‘Denge ve Denetleme Ağı’ tarafından değerlendirildi ve yasal düzenleme gerektiği açıklandı

1 Kasım Genel Seçimleri kampanyası finansmanındaki sıkıntılar ve işin etik boyutunun ötesinde\ ülke geleceğini de etkileyen kararlara yol açan süreçler, ‘Denge ve Denetleme Ağı’ tarafından değerlendirildi ve yasal düzenleme gerektiği açıklandı

1 Kasım Genel Seçimleri’ne ilişkin seçim kampanyası finansmanındaki sıkıntılar ve işin etik boyutunun ötesinde, ülke geleceğini de etkileyen kararlara yol açan süreçler, ‘Denge ve Denetleme Ağı’ tarafından değerlendirildi ve yasal düzenleme gerektiği açıklandı.

Ülke genelinde birbirinden farklı alanlardaki 270 sivil toplum örgütünün katkı verdiği ‘Denge ve Denetleme Ağı’ projesi, Avrupa Birliği ve yabancı kuruluşların maddi desteğini alıyor. Denge ve Denetleme Ağı, Türkiye’de kamu kaynakları harcamalarına yönelik şeffaflık çağrısıyla birlikte demokraside sivil halkın denetimine açık mekanizmalar oluşturulmasını talep ediyor.

Denge ve Denetleme Ağı, son olarak illerde 1 Kasım Genel Seçimleri sürecinde yerel düzeyde siyasetçiler, esnaf ve sanayiciler, seçmenler ile toplantılar gerçekleştirdi. Yerelde sağlanan bilgiler temelinde “Seçim Kampanyası Finansmanı Değerlendirme Raporu – 1 Kasım 2015 Genel Seçimleri” analiz raporu ortaya konuldu. Denge ve Denetleme Ağı’nın üyesi sivil toplum örgütleri temsilcileri Selda Tandoğan Demirel, Şakir Gürel, Berrin Sönmez ve Sibel Özgümüş gibi isimleri içeren İzleme Ekibi, tanıtım toplantısıyla rapor hakkında bilgi verdi.

‘Kamu kaynakları harcanıyor’

7 Haziran Genel Seçimleri öncesinde “halkın parası halkın ihtiyaçlarına gitmeli” yaklaşımıyla yola çıkan Denge ve Denetleme Ağı, “Aramızda paranın lafı olsun” kampanyasını başlatarak, 1 Kasım Genel Seçimleri sürecine de taşıdı, Her iki seçim sürecini de kapsayan değerlendirmelere ve son rapora göre; 7 Haziran seçimi için AK Parti 81, CHP 61, MHP 44 ve HDP 41 miting gerçekleştirdi. Sadece mitingler için harcanan para 45 milyon 400 bin Türk Lirası’na ulaştı. Kapsamlı organizasyon mevcutsa, bir miting maliyeti ortalama 200 bin Türk Lirası olarak kayda geçirildi. 1 Kasım Genel Seçimleri’nde ise miting yapılmaması yönünde ortak eğilim olmasına karşın yine de mitingler gerçekleştirildi. Seçim kampanyası süreçlerinde tespit edildi ki, eğer miting maliyetinin sadece dörtte biri dahi yerel yönetimler eliyle karşılansa sadece 1 seçim döneminde harcanan kamu kaynağı 11 milyon 350 bin Türk Lirası oldu. Oysa Maliye Bakanlığı’nın 2014 yılı için belirlediği siyasi partilere yardım için üst sınır 31 bin 917 Türk Lirası olarak açıklanmış iken bunun çok üzerinde parasal ilişkiler kurulduğu yönünde toplumda genel kabul olduğu ifade edildi.

İhale mevzuatında 164 kez değişiklik yapıldığı vurgulanırken; siyaset ile para ilişkisini açıkça ortaya koymadan sivil demokrasiden söz edilemeyeceği dile getirildi.

Raporda, 1 Kasım Genel Seçimleri sürecindeki siyaset ve para ilişkisi bakımından hangi bulgular elde edildiği ise özetle şöyle sıralandı:

“Kampanya finansmanına ilişkin yasal bir düzenleme olmaması, seçimlerin parasal bir yarışa dönüşmesine yol açıyor. Ekonomisi güçlü olan aday ve partiler rakiplerine karşı avantaj elde ediyor. Para, hem seçimlerde ekonomik gücün siyasal güce dönüşmesi, hem de bireylerin ve grupların siyasette etki ve güç oluşturmaya çalışmalarında etkin olarak kullanılıyor. Bu durum, kadınlar başta olmak üzere küçük partiler ve bağımsız adaylar gibi grupların siyasete katılımında ciddi engel oluşturuyor. Medya seçmenlerin, seçimlerin adil ve eşit bir yarış̧ olarak geçmesi yönündeki beklenti ve isteklerini karşılayamıyor. Adaylara ilişkin herhangi bir izleme denetim kurumu bulunmuyor.”

Bağışçı korkuyor mu?

Raporda, Cumhurbaşkanlığı Seçimi dışında mevcut seçim mevzuatında genel ve yerel seçimler açısından kampanya finansmanına ilişkin kısıtlayıcı hükümler bulunmadığı vurgulandı. Seçim dönemlerinde bayrağından flamasına, gazete ilanından reklam filmlerine çok ciddi bir ‘seçim ekonomisi’ olduğu belirtildi. Ancak vatandaşlarda, hangi siyasi partiye maddi destek verdiği yönünde herhangi bir açıklama yaptığı takdirde zarar göreceği yönünde korku olduğu da açıklandı. Bağış yaptıkları siyasi partilerden dolayı farklı mekanizmalar ile siyasi baskıya maruz kalacakları yönünde seçmenlerde ortak bir görüş olduğu ifade edildi. Dolayısıyla siyasette şeffaflık olabilmesi için bağış yapanlar açısından kişilik haklarını korumaya dönük tedbirler gerektiğinin altı çizildi.

Hükümet 3 ayda ne yapacak?

Yerel düzeyde görüşmeler ile ortaya çıkarılan bulguları sıralayan raporda, ekonomik güç ile siyasal güç arasında denge kurulması ve bunun halkın denetimine açık olabilmesi için mutlaka yasal mevzuat gerektiği açıklandı. Siyasette etik ilkeleri de içeren seçimlere yönelik ortak kurallar çerçevesi gerektiği duyuruldu. Avrupa Birliği ülkelerindeki örneklerden yola çıkarak, Türkiye’nin mutlaka kendi yasal çerçevesini oluşturması çağrısına yer verildi.

Denge ve Denetleme Ağı’nın İzleme Ekibi de, 64.Hükümet programındaki vaatleri de yakından takibe alacaklarını belirterek, özellikle ilk 3 ayda yapılacak işler olarak duyurulanlardan hangilerinin ne derece yapıldığını da kamuoyuna açıklayacaklarını ifade etti. İzleme Ekibi, siyaset ve para ilişkisini düzenleyecek yasal mevzuat için TBMM’deki 4 siyasi parti üzerinde baskı kurulacağını ve bunun için bütün sivil toplum örgütlerinden dayanışma beklendiği de açıkladı.

XS
SM
MD
LG