Erişilebilirlik

Sessiz Sinemaya Dönüş: ‘The Artist’

  • Penelope Poulou

Sessiz Sinemaya Dönüş: ‘The Artist’

Sessiz Sinemaya Dönüş: ‘The Artist’

Hollywood’un en iyi filmleri Noel ile yılbaşı arasındaki dönemde vizyona girer. İşte bunlardan biri de 1920’li yılların sessiz sinemasından ilham alan ‘The Artist’ ‘Sanatçı’ adlı yapım oldu. Filmin çok farklı bir özelliği daha var. Film hem siyah-beyaz hem de sessiz… Oscar’ın en güçlü adaylarından olmasına kesin gözüyle bakılan The Artist gerek sinema eleştirmenlerinin gerekse sinemaseverlerin büyük beğenisini topluyor.

1920‘lerin Hollywood yıldızı George Valentin sessiz filmlerle büyük ün kazanmış, yanındaki küçük köpeğiyle Amerika’yı fethetmişti.

Valentin’in hayatı, sık sık çevresini saran hayranlarından biriyle; genç bir figüran olan Peppy Miller’le kesişir.

Peppy, Valentin’in filmlerinden birindeki dansçı rolüyle büyük bir fırsat yakalar. Ancak Peppy’yi ünlü yapan sesli filmlerdir. Ne yazık ki yeni teknoloji, Peppy’yi keşfeden Valentin’e şans getirmez. Kendi tarzını yakalayamayan Valentin arka plana çekilmek zorunda kalır. Hayranları da karısı da onu terk eder.

Sessiz Sinemaya Dönüş: ‘The Artist’

Sessiz Sinemaya Dönüş: ‘The Artist’



Fransız yönetmen Michel Hazanavicius ‘The Artist’in bir aşk hikayesi olduğunu, şöhret ve şöhretin zorluklarını anlattığını söylüyor. Film aynı zamanda 1920 ve 30‘ların efsanevi Hollywood’unu yansıtıyor.

Yönetmen Hazanavicius, ”Hikayedeki Amerikan ruhunu keşfetmeye çalıştım çünkü film Hollywood’da geçiyor. Filmi çekerken karakterlere, onların neler yapabileceğine saygı duymaya çalıştım. Filmde hiçbir şekilde çıplaklık yok, şiddet yok,” diyor.

Hazanavicius aşk, sadakat ve azmin gücü temalarını işliyor. Fransız aktör Jean Dujardin’in canlandırdığı George Valentin’in hayat hikayesi, Berenice Bejo’nun oynadığı Peppy Miller’ınkiyle kesişiyor.

Miller’ın yıldızı parlarken Valentin’inki sönüyor. Dujardin bencil ama başkalarının yardımını kabul etmeyecek kadar gururlu Valentin rolünde çok başarılı. Dujardin’in oyunculuğu, Valentin’in yıldızı parlarken ne kadar coşturucuysa yıldızı sönerken de o kadar iç burkucu.

Dujardin eski Hollywood yıldızlarından ilham almış: ”Douglas Fairbanks’in birçok filmini izledim. Jean Kelly’nin enerjisi, Vittorio Gassman’ın fizikselliği, Clark Gable’ın bıyığından esinlendim.”

Yönetmen Michel Hazanavicius’ın gerçek hayattaki eşi aktris Berenice Bejo çekici, neşeli Peppy Miller rolünde adeta parıldıyor. Valentin’e aşık olan genç yıldız, sevdiği adamın düşüşüyle acı çekiyor. Valentin’i diriltmeye kararlı olan Peppy onun yaşamını kurtarmayı da başarıyor.

Los Angeles’taki çekimler sırasında Bejo 1930‘ların Hollywood yıldızına dönüşüyor.

Oyuncu Berenice Bejo, ”Filmlerin çekildiği yerde olmak hikayeye gerçeklik kattı. Hollywood tepelerinden aşağıya inmek, stüdyolara gitmek, Peppy’nin yaptığı gibi kapıdan geçmek daha mükemmel çekilemezdi,” diyor.

Sessiz Sinemaya Dönüş: ‘The Artist’

Sessiz Sinemaya Dönüş: ‘The Artist’



Altı dalda Altın Küre Ödülü’ne aday olan The Artist’in Oscar’a da aday gösterilmesi bekleniyor. Yönetmen Hazanavicius, filmin ilk başta yapımcı ve yatırımcılardan destek görmemiş olmasını 21‘inci yüzyılda sessiz film çekmenin tuhaf kaçmasına bağlıyor.

Film kusursuz bir akışa sahip. Oyuncu Jean Dujardin’in cezbedici gülümsemesi tek kelime etmeden çok şey söylüyor. Tek bir bakışın herşeyi anlattığı ‘The Artist’ sessiz sinemayı dramatik sanatın ince ve etkili bir türü olarak yansıtıyor.


XS
SM
MD
LG