Erişilebilirlik

Şeffaf Seçim Beklentisi Artıyor


Türkiye beş ay sonra yenilenen genel seçimlere gergin bir havada girerken, uluslararası gözlemcilerin seçimle ilgili ön değerlendirmesinin sonuçları yarın açıklanacak.

1 Kasım Genel Seçimleri’ne 7 Haziran’daki havada girilmediği gözlemcilerce kabul edilen bir saptama. Bu beş aylık süre içinde, PKK’yla çatışmalar yeniden başladı, Türk Silahlı Kuvvetleri ve emniyet personeli ardı ardına kayıplar verdi ve bunu izleyen süreçte başta Halkların Demokratik Partisi şubeleri ve Türkiye’nin batı kesimlerinde yaşayan bazı Kürt vatandaşlar saldırıya uğradı. IŞİD terör örgütüyle bağlantısı olduğu tespit edilen biri Suruç’ta, diğeri Ankara’da iki büyük bombalı saldırı yaşandı. Bunun ardından siyasi partiler kampanyalarını askıya aldı. “Toplumsal kutuplaşma” terimi, Türkiye’yi dışarıdan izleyen uzmanların ağzında sakız oldu.

Cumhuriyet tarihinin en kanlı terör saldırısına hedef olan başkentin sokaklarında 7 Haziran öncesinde olduğu kadar bayrak ve afişler asılmaması, gürültülü parti anonslarıyla sokakları işgal eden ve evlerin camlarını titreten parti araçlarına rastlanmaması, bugünkü seçimlere coşkulu bir havada girilmediğini net bir şekilde ortaya koyuyor.

Önceki seçimlerde olduğu gibi Türkiye’de bulunan Uluslararası Gözlemci Heyeti misyonunu Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü’ne (AGİT) bağlı Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Dairesi, AGİT Parlamenterler Asamblesi ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi yürütüyor. Resmi statüdeki Uluslararası Gözlemci Heyeti’nin Türkiye’de 34 ülkeden 112 gözlemci üyesi bulunuyor. Bunların 77’si Avrupalı parlamenter. Heyetin Türkiye genelinde incelemelerde bulunan 35 uzun dönem gözlemcisi var. Ayrıca HDP’nin yaptığı çağrı üzerine, başta güneydoğu illeri olmak üzere 19 ilde çalışacak 300 kadar gözlemci de bulunuyor ve bu gözlemcilerin çoğu Avrupa ülkelerinden gelen sol partilerin temsilcileri.

Cumartesi gününü, Türk gazeteciler, sivil toplum kuruluşları temsilcileri, Radyo Televizyon Üst Kurulu ve uzun dönemli gözlemcilerinden brifing almakla geçiren AGİT ve Avrupa Konseyi gözlemci heyeti seçim öncesi görüş bildirmekten kaçınsa da, izlenimlerini kısmen geçen hafta, Sınırlı Seçim Gözlem Heyeti imzalı Ara Rapor’da ortaya koymuştu:

“Ankara’da 100’den fazla kişinin ölümüne ve 500’den fazla kişinin yaralanmasına sebep olan 10 Ekim tarihli bombalı saldırının ardından, Meclis’te bulunan dört parti seçim kampanyası faaliyetlerini geçici olarak askıya almıştır. Seçim kampanyasının genel tonu cepheleşmeye sürükleyici niteliktedir ve seçim kampanyasının ana başlıkları sosyo-ekonomik durum, çözüm sürecinin sona ermesi ve terörle mücadeledir. Temmuz ayının sonundan beri Güneydoğu’da şiddetin artmasıyla birlikte, çeşitli partilerin binaları ve üyeleri ülke çapında hedef alınmıştır. Güneydoğu’da artan şiddet, adayların özgürce seçim kampanyası yürütebilme gücünü etkilemiştir.”

7 Haziran seçimleri öncesinde hazırladığı Ara Rapor’da Cumhurbaşkanı’nın yetkilerini arttırmasını eleştiren Uluslararası Gözlemci Heyeti’nin o dönemki Nihai Raporu’nda değişiklik yapmamış olması, heyetin yarın yapacağı açıklamada da görüşlerini değiştireceği izlenimi vermiyor. Özellikle de oy sandıklarının aynı seçim bölgesinde “seçim güvenliği” gerekçesiyle başka sandıklarla “birleştirilmesi” yönünde atılan adımlar; oyların helikopterler ve zırhlı araçlarla taşınacağı ve Yüksek Seçim Kurulu’nun uygun görmesine rağmen gönüllü seçim müşahitlerine müdahale edileceği yönündeki söylentiler seçimin şeffaf geçeceğiyle ilgili kaygıları arttırıyor.

Özcan Mutlu

Özcan Mutlu

Özcan Mutlu: ‘Adil bir seçim olacağı söylenemez’

Görevi bu seçimlerin ne kadar şeffaf geçeceğini incelemek olan AGİT ve Avrupa Konseyi Heyeti’nin temsilcileri, seçim öncesi bir açıklama yapıp peşin hükümlü görünmekten kaçınsa da heyet üyelerinden Amerika’nın Sesi’ne konuşan Türkiye kökenli Alman Yeşiller Partisi Milletvekili Özcan Mutlu, Uluslararası Gözlemci Heyeti’nin Ara Rapor’daki eleştirileri yansıtmaktan çekinmiyor. “Halk seçimlere baskı altında giriyor” diyen Mutlu şöyle devam ediyor: “Sokakta kiminle görüşürseniz, vatandaşlar gerilim içerisinde. Aynı zamanda hükümet yanlısı yayın yapmadıkları zaman medya kuruluşları baskı altında. Adil bir seçim sistemi olduğundan bahsedemeyiz. Son günlerdeki izlenimlerimiz şunu gösteriyor: Hükümet ve iktidar partisi, devletin tüm imkanlarını kullanmaktadır. Mesela TRT devlet televizyonu olarak muhalefete pek yer vermezken iktidar partisine ve Cumhurbaşkanı’na on kat fazla yer vermekte. Bunlar da pek adil seçim olduğunu söylenemez hale getiriyor insanı.”

7 Haziran seçimlerini manipülasyona rastlanmayan, “şeffaf ve iyi bir seçim” diye değerlendiren Türkiye kökenli Alman parlamenter, bunda Oy ve Ötesi’yle Ankara’nın Oyları gibi sivil toplum kuruluşlarının büyük pay sahibi olduğunu söyledi. 1 Kasım Genel Seçimleri’ne girilen ortam hakkında karamsar tablo çizse de, temennisinin seçimin “demokrasi içerisinde geçmesi” olduğunu belirten Özcan Mutlu, bunun demokratik bir Avrupa Birliği için de önemli olduğunu söyledi: “Türkiye jeopolitik bir ortamda bulunmakta, bu nedenle Türkiye’nin demokrasiden ayrılmaması için Avrupa Birliği’nin de üzerine düşeni yapması gerekir. AB, Türkiye müzakerelerinde gaz vermeli artık o fasılları açmalı. Türkiye’yi bir şamar oğlanı gibi bekletmesi doğru olmaz. Avrupa’nın da aleyhine olur. Umut ediyorum ki seçim sonuçları da bu süreci hızlandırır.”

1 Kasım seçimleri öncesinde diplomatik misyonlarda kullanılan oyların artmasına da dikkati çektiğimiz Özcan Mutlu, geçen seçimlerde yüzde 32 olan yurtdışı seçmen katılım oranının bu seçimlerde yüzde 40’a çıktığını söyledi. Mutlu, bu durumu sevindirici bulmakla birlikte yurtdışında yaşayan Türkiye vatandaşlarının bulundukları ülkelere uyum sürecini ters yönde etkileyebileceğini düşünüyor. İnsanların yaşadığı ülkelerdeki ülkelerin siyasetiyle ilgilenmesi gerektiğini kaydeden Mutlu, yine de Türkiye’nin yurtdışında yaşayan vatandaşlarına oy hakkı tanımasının önemli bir adım olduğunun altını çizdi.

‘Asıl sorun şeffaflık’

Dünkü toplantıda Gözlemci Heyeti üyelerine bilgi veren İnsan Hakları Ortak Platformu Genel Koordinatörü Feray Salman da, önceliklerinin seçim sürecinin şeffaf geçmesi ve halkın özgür iradesinin sandıkta doğru yansıtılması olduğunu belirtti.

Feray Salman’ın kaygılarından biri, güneydoğuda sandıkların güvenlik gerekçesiyle belli merkezlerde birleştiriliyor olması ve bu bölgelerdeki seçim merkezlerinde güvenlik unsurunun arttırılması. Bunun seçimlerin tarafsız bir şekilde izlenmesini zorlaştıracağının altını çizen Salman, güvenlik güçlerinin olası terör saldırılarına karşı oy güvenliği sağlasa da, alınacak önlemlerin insan hakları ve oy verme hakkı sınırlamaları içinde olmasını beklemiyor. Salman, 7 Haziran seçimleri ve 1 Kasım seçimleri arasındaki süredeyse Türkiye’de nefret söylemlerinin arttığını, bilgi alma özgürlüğünün kısıtlandığını ve kadın adaylarda azalma yaşandığını kaydediyor.

Türkiye’deki çalışmalarını 10 Kasım’a kadar sürdürecek olan Uluslararası Gözlemci Heyeti, bugün bazı seçim merkezlerinde incelemeler yapacak. Ön bulgularını seçimin ertesi günü paylaşacak olan heyet, yaklaşık iki ay içinde de nihai raporunu sunacak.

XS
SM
MD
LG