Erişilebilirlik

Savaşın En Büyük Yıkımı: Ekonomi


Suriye’de 5 yıldır devam eden savaş askeri, siyasi, demografik ve hatta sosyolojik açılardan ülkeyi ve halkı doğrudan etkiledi. Şüphesiz savaş şartlarından en fazla etkilenen ülke ekonomisi oldu.

2011 yılı başlarında 23 milyon olan ülke nüfusunun yaklaşık 4 milyonu çeşitli ülkelere göç etti. Yaklaşık 7 milyon Suriyeli ülke içinde yönetimin kontrolündeki bölgelere gitti.

Savaş şartları nedeniyle Halep gibi sanayi kentleri başta olmak üzere bazı bölgelerde üretim tamamen durdu.

5 yıl devam eden savaşın askeri masraflarının finansmanının yanı sıra tarım arazilerinin bir kısmının işlenememesi, turizm benzeri ülkenin önemli gelir kaynaklarının kesilmesi gibi sebepler ülkedeki ekonomik krizi derinleştirdi.

İç göç nedeniyle bazı şehirlerin nüfusu 1-2 yıl gibi kısa süreler içinde neredeyse iki katına çıktı. Savaş şartlarının olumsuz etkilediği üretim sürecine şehirlere göç edenlerin iş talebi de eklendi. Özellikle şehir merkezlerinde ev kiraları fahiş rakamlara ulaştı. Bu nedenle, iç göçmenlerin bir kısmı bir dairede birkaç aile yaşayarak kira giderini düşürmeye çalışıyor. Yine iç göçlerle şehirlere ve bazı bölgelere yönelik yığılma bu bölgelerin yiyecek-içecekten elektrik tüketimine kadar ihtiyaçlarının da artmasına sebep oldu. Ne yığılmanın olduğu kentlerde ne de ülke genelinde böyle bir olağanüstü talep patlamasına hazırlık vardı.

Şam başta olmak üzere bazı şehirlere yönelik göç akınlarının ilk yansımaları çarşı-pazar fiyatlarının hızlı artışı ile kendini göstermeye başladı. Talebi karşılayacak düzeyde tarımsal ve sanayi üretiminin olmaması fiyatların çok hızlı bir şekilde yükselmesine neden oldu. Yine tarım ilaçlarından makine parçalarına kadar üretim sürecinde gerek duyulan bazı ihtiyaçların çeşitli ülkelerden satın alınması da çarşı-pazar fiyatlarını etkiledi.

Çatışmalı veya kuşatma altındaki bölgelerde tüketim maddelerinin temini daha da güçleşti. 1 kilo pirincin 50 dolara yakın fiyatlara ulaştığı bu bölgelerde kara borsaların oluştuğu da biliniyor.

2011 yılında 100 dolar 4.500 Suriye lirası iken 2016 yılının ilk ayları itibariyle sürekli iniş çıkışlarla birlikte 100 dolar 45-50 bin Suriye lirasına ulaşmış durumda. Buna karşılık 2011 yılında ekmek, ısınma için kullanılan mazot gibi ihtiyaçları büyük ölçüde devlet sübvanse ediyordu. Yine eğitim ve hastanelerin ücretsiz olduğu ülkede maaşlar 10-20 bin Suriye lirası arasında değişiyordu. Bu dönemde 10 yufka ekmeğin (1 kg) fiyatı 25 Suriye lirası iken günümüzde Şam’da 150 Suriye lirasına çıkmış durumda.Bir taraftan fiyatlar hızla artarken maaşlara zaman zaman iyileştirmeler yapılsa da ortalama memur maaşı 40 bin Suriye lirası civarında.

Ülke içinde son yapılan araştırmalara göre 4 kişilik bir ailenin asgari düzeyde geçinebilmesi için 160 bin Suriye lirası gerekli. Ancak ailedeki herkesin çalışması halinde bile gerekli geliri sağlamak pek mümkün değil.

Alım gücünün hızla düştüğü ülkede düzenli geliri olmayan veya ailesinde çalışacak birileri kalmayanlar da var. Fakirleşmenin hızla arttığı sokaklarda aynı oranda artan dilenci sayısından da anlaşılabiliyor.

Suriye Kızılay’ı, Kızılhaç, camiler, kiliseler, BM’ye bağlı çeşitli kuruluşlar sürekli yardım faaliyetleri yürütüyor. Ancak çatışmalı bölgelerin büyük oranda kırsalda ve tarım bölgelerinde olması buralardan göç eden insanları uzun süreli işsizliğe mahkum edebiliyor.

İyi bir öğrenim görmüş olmasına rağmen niteliksiz işlerde çalışanlar, inşaatlarda yaşayan aileler, sürekli yardıma muhtaç yaşam savaşı verenler, evini ve yaşadığı yeri pijamaları ile terk etmek zorunda kalanlar için savaşın ekonomiye yansıması çok daha ağır.

Savaş şartlarına bağlı olarak çarşı pazar fiyatlarını olumsuz etkileyen unsurlardan biri de fiyatları denetleyen kurumların etkili bir şekilde çalışamaması.

Suriye, içe kapalı bir ülke olduğu için sosyalizm benzeri bir ekonomik sistem uygulanıyordu. Dış borcu ve borsa sistemi olmayan ülkede, iç üretim-iç tüketim dengesi sağlanmış ve buna uygun bir fiyat sistemi geliştirilmişti. Örneğin, tarım ürünlerini çiftçiler doğrudan pazara sunuyordu. Ancak 2011 yılında başlayan ayaklanma ile birlikte güvenlik gibi faktörler nakliyat başta olmak üzere ürünlerin halka ulaştırılmasını zorlaştırmaya başladı. Buna bağlı olarak ortaya çıkan komisyoncular, tüccarlar, kabzımallar, yurtdışından ithalat yapan aracı şirketler gibi piyasanın dengesini tamamen sarsan unsurlar ortaya çıktı. Devletin denetim mekanizmasının sağlıklı işletilememesi bu unsurların hızla çoğalmasına ve güçlenmesine yol açtı.

Suriye yönetiminin hakim olduğu yerler dışında kalan ve çeşitli silahlı grupların kontrolü altındaki bölgelerde yaşayanların durumu da pek farklı değil.

Silahlı grupların öncelikle kendi militanlarının ihtiyacını karşılamak istemesi, IŞİD ve Nusra Cephesi gibi örgütlerin vergilendirme sistemleri gibi faktörler zaten kıt olması nedeniyle pahalı olan temel ihtiyaçların teminini iyice güçleştiriyor. Bazı bölgelere insani yardımın ulaşması ise ancak BM gibi uluslararası kuruluşların devreye girmesi ve uzun süreli pazarlıkların yapılması ile mümkün olabiliyor.

XS
SM
MD
LG