Erişilebilirlik

Sarraf Hapiste Bir Yılını Doldurdu


Türkiye’de 17 Aralık’ta hakkındaki rüşvet ve yolsuzluk iddialarıyla tutuklandıktan sonra serbest kalan İran asıllı Türk işadamı Rıza Sarraf, ABD’de tam bir yıldır hapis yatıyor. Amerika’nın Sesi, son bir yılda Sarraf davasındaki önemli gelişmeleri derledi.

Sarraf, geçtiğimiz yıl 19 Mart tarihinde ailesi ve yardımcılarıyla birlikte tatil için geldiği Miami’de FBI ajanları tarafından gözaltına alındı. Sorgusunun ardından tutuklanan Sarraf Miami Cezaevine konuldu.

Amerikan Adalet Bakanlığı, Sarraf soruşturmasıyla ilgili ilk iddianameyi yayınladı.

Sarraf’ın, ABD’nin çıkarlarına karşı komplo kurmak amacıyla işbirliği yapmak, İran’a karşı uygulanan uluslararası ambargoyu delmek, banka sahteciliği yapmak, kara para aklamak suçlamalarıyla 75 yıl hapis cezası istemiyle yargılanacağını açıklandı.

İlk kez Miami’de hakim karşısına çıkartılan Sarraf, hakkındaki suçlamaları kabul etmedi.

Sarraf soruşturmasını New York Güney Bölgesi Eski Başsavcısı Preet Bharara açmıştı. Yolsuzluk ve yüksek profilli davaların savcısı Bharara, Sarraf’ın Manhattan’da adaletin karşısına çıkacağıni sosyal medya hesabından paylaştı. Twitter bir kaç günde 250 bin Türk tarafından takip edilmeye başlandı.

Soruşturmaya Türkiye de girdi

Daha önce kamuoyuyla paylaşılan iddianameye savcı Bharara tarafından 30 Mart’ta yeni eklemeler yapıldı.

İddianameye yapılan eklerde en dikkat çeken bölüm, Rıza Sarraf’ın işlediği suçlar için yer olarak dört ayrı bölümde Türkiye’nin de gösterilmesi oldu. Bu son ekleme sonrasında ABD’de başlatılan soruşturmanın Türkiye’ye uzayabileceği yorumları yapılmaya başladı.

New York’a çeşitli cezaevlerini dolaştırılıp getirildi

Önce kefaletle tutuksuz olarak yargılanmak için başvuruda bulunacağı açıklanan Sarraf, bu kararından vazgeçti. Acilen yargılanacağı Miami’den New York’a sevkini istedi. Kefalet başvurusunu da New York’ta yapacağını belirten bir dilekçeyi mahkemeye sundu.

Başvurusu kabul edilen Sarraf’ın nakli ise çok uzun sürdü. Otobüsle binlerce kilometre süren New York yolculuğunun mola yerleri, ayrı eyaletlerde ayrı kentlerde bulunan cezaevleri oldu. Sarraf, 25 Nisan günü New York’a getirilip yargılanacağı mahkemeye 50 metre uzaklıkta bulunan MCC Cezaevine konuldu. Sarraf’ın savunmasını ünlülerin avukatı olan Benjamin Brafman üstlendi.

Kefalet karşılığı tutuksuz yargılanma talebi

Sarraf, kendisini yargılayacak hakim Richard Berman’ın karşısına bir gün sonra çıkartıldı. Hakkındaki suçlamalar yüzüne okundu. Sarraf, suçlamaları kabul etmedi. Avukatı Brafman, Sarraf’ın kefaletle serbest bırakılıp tutuksuz yargılanması için başvuruda bulunacaklarını açıkladı.

Sarraf’ın avukatı Benjamin Brafman, müvekkilinin 50 milyon dolar kefaletle tutuksuz yargılanması başvurusunda bulundu. Kefalet başvurusuna göre Sarraf 10 milyon dolar nakit ödeme yapacak, geri kalan 40 milyon doları devlet tahviline yatıracaktı.

Ayrıca Sarraf’ın tutuksuz yargılanacağı süre boyunca New York’ta kiraladığı bir apartman dairesinde elektronik kelepçe gözetiminde kalması önerilmişti. Bu süre içinde Rıza Sarraf’ın yalnızca sağlık kontrolu, avukat görüşmeleri, duruşmalar ve dini vecibelerini yerine getirmek için konutundan ayrılması yönünde öneri getirilmişti.

Sarraf’ın avukatı yaptığı bağışları açıkladı

Sarraf’ın iyi ve yardımsever bir Türk vatandaşı olduğunu mahkeme hakimine kanıtlamaya çalışan avukatı Brafman, Emine Erdoğan’ın kurucusu olduğu bir vakfa yaptığı yardımlarını kalem kalem belgeleriyle mahkemeye sundu.

Sarraf’ın yaptığı TOGEM-DER Vakfına yaptığı milyonlarca dolarlık bağışların makbuzları yayınlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu bağışlarla ilgili belgeleri, davanın savcısı Bharara’nın dava dosyasına soktuğunu düşündü, Sarraf davasının hakim ve savcısının “FETÖ”nün yedirip içirdiği kişiler olduğunu” öne sürdü.

Erdoğan, iddianamede kendisi ve eşinin adının geçmesini şöyle değerlendirmişti: “Enteresandır, mesela tutup iddianameye eşimin TOGEM’in kurucusu olduğu, benim o dernekle ilişkim olduğu falan yazılıyor. Ama o derneğin kurucuları arasında ne eşim var ne de ben. Böyle bir şey olmamasına rağmen, bunun söz konusu edilmesi adamların art niyetlerinin ne istikamette olduğunu gösteriyor. Halbuki Dışişleri Müsteşarımın da gayet güzel ifade ettiği üzere, ABD hukuk sisteminde ‘egemen bağışıklık’ diye bir madde var. Buna göre devlet başkanlarının herhangi bir mahkemeye konu yapılabilmesi mümkün değil. Buna rağmen iddianamede adımızın geçirilmeye çalışılması, işin içinde art niyet olduğunu ortaya koyuyor” demişti.

Bozdağ Amerikan Adalet Bakanıyla Sarraf davasını konuştu

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’da eski Amerikan Adalet Bakanı Amerika Loretta Lynch ile ABD’de gerçekleştiği görüşme sonrasında Sarraf davasının da gündeme geldiğini belirtti.

Bakan Bozdağ, "Sarraf dosyası bizim takip ettiğimiz kadarıyla hukuki olmaktan çok siyasi bir dosyadır. Çünkü dosyanın içinde ortaya konan şeyler savcının yorumlarına, şüpheden kaynaklanan yorumlarına dayanıyor. Tabii bu arada Sayın Cumhurbaşkanımızla, Cumhurbaşkanımızın eşiyle ilgili, Türkiye'ye dönük de savcının yaptığı değerlendirmeler var. Bu da tabii siyasi bir maksat güttüğünü çok net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu davanın Türkiye'ye yönelik bir operasyon olarak, siyasi hedefli olarak yürütülen bir dava olarak ortada durduğunu biz Sayın Bakan'a ilettik."

‘Kaçma riski yüksek, kefaletle serbest kalamaz’

Sarraf’ın tutuksuz olarak yargılanması için tüm bu çabalar yetmedi. Hakim Berman, 35 sayfalık gerekçeli karar metninde kefalet talebini reddettiğini bildirdi. Gerekçeli kararda, savcılığın Sarraf’ın yüksek kaçma riski olduğu vurgulandı.

Kefalet talebi kabul edilmeyen Sarraf, bu kez kendi ABD’nin en ünlü avukatları tuttu. ABD’nin önemli ceza ve temyiz avukatlarından oluşan ekip Brafman’ın koordinasyonuyla, Sarraf’ın savunmasını üstlendi.

Bharara, başka bir hamle yapıp doğru ve sağlam deliller olarak nitelendirdiği, Türkiye’de kapatılan 17 Aralık soruşturmasının 400 sayfalık fezlekesini İngilizce’ye çevirtip dava dosyasına koydu.

Hakime ve davaya itiraz

Avukatlarını güçlendiren Sarraf, önce Türkiye’de bir hukuk paneline katıldığı gerekçesiyle Hakim Berman’ın davadan çekilmesi istendi ancak savunmanın bu talebi de kabul edilmedi. Sarraf’ın avukatları arkasında Fethullah Gülen’in olduğu iddia edilen darbe girişimi sonrasında bu davanın da düşmesinin yönündeki başvurusunu da kabul etmedi.

Hakim Berman kararında Sarraf’ın, iddianamesinde yer alan, işlediği iddia edilen suçların ABD’de dışındaki ülkelerde işlenmiş olsa bile doğrudan bu ülkeyi ilgilendiren suç nitelikleri nedeniyle davanın Amerikan federal yargı sisteminde görülebileceğine karar verdi.

Karar Ağustos ayında

Tam bir yıldır ABD’de hapis yatan Sarraf davasında karar Ağustos ayında yapılacağı açıklanan seri duruşma sonucu çıkacak. Nisan ayında ise Sarraf’ın Miami’de yakalandığı sırada cep telefonundan elde edilen bilgilerin Ağustos ayında yapılacak mahkemede delil olup olmayacağı ek duruşmalarda karara bağlanacak.

Sarraf’ın bazı bildiklerini itiraf etmesi karşılığında Ağustos ayında jürili duruşmalar öncesi uzlaşmaya da girebileceği ifade ediliyor. Ayrıca geçtiğimiz hafta Sarraf soruşturmasını başlatan Bharara’nın da görevden alınmasının dava sürecinde etki edebileceği belirtiliyor.

XS
SM
MD
LG