Erişilebilirlik

‘Rusya’yla Kriz 2016'nın da Gündemi’


24 Kasım’da Suriye sınırında Türkiye hava sahasını ihlal ettiği iddia edilen bir Rus savaş uçağının Türk jetlerince düşürülmesinin ardından, Ankara-Moskova ilişkileri daha önce görülmemiş düzeyde gerildi. Türkiye ve Rusya, Birinci Dünya Savaşı’ndan bu yana çatışmadan uzak duran iki komşu devlet ve bu iki devlet, son dönemde güçlü ekonomik ilişkilere sahip oldu. Özellikle Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra ticari ilişkilerde patlama yaşanmıştı.

Türk dış politikası uzmanlarından Prof. Dr. Baskın Oran, “Geçmişe baktığımızda Osmanlı İmparatorluğu’nun hayatta tek korktuğu devlet, ‘Moskof’. Onlara bulaşmamaya büyük özen göstermiş. Türkiye Cumhuriyeti İstiklal Harbi’ni Rus altınlarıyla yapmış. Ondan sonra da çok uzun zaman, Soğuk Savaş’a kadar, Sovyetler’le çok iyi bir ilişki sürdürmüş, çok iyi bir ilişki sürdürmüş. Soğuk Savaş’ta tabi bozuşmuşuz, ama hiç çatışmamışız. Bu ilk çatışmamız bizim” diye konuştu.

Karşı kamplarda yer alan iki komşu ülke, Soğuk Savaş’ı dahi kazasız bir şekilde atlatırken onları askeri anlamda karşı karşıya getiren etken, bir başka komşu devlet oldu. Rusya, beş yıldır iç savaş yaşanan Türkiye’nin güney komşusu Suriye’ye Eylül ayında savaş uçakları gönderdi ve asker takviyesi yaptı. IŞİD’le mücadele ettiğini savunan Rusya, IŞİD yerine sıklıkla Esat rejimiyle mücadele eden muhalefet güçlerini bombaladı ve zaman zaman, Amerika’nın da doğruladığı gibi, Türkiye’nin hava sahasını ihlal etti. Ama Rusya’nın uçağının vurulması gerekli miydi?

Emekli Büyükelçi Ünal Çeviköz’e göre hava sahası ihlali yapan uçaklara yönelik angajman kuralları uygulanır. Çeviköz sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye, 2012 yılında Suriye sınırında bir askeri uçağının düşürülmesi üzerine, Suriye sınırında tanımlamış olduğu bir bölgede angajman kurallarını kaldırmıştır. Aslında olan budur, angajman kuralları kalktıktan sonra buraya gelecek olan her türlü hava aracına biz 'angajman kuralları uygulamadan, doğrudan doğruya vurma talimatı verdik' demiştir. Türkiye'de askerlere, silahlı kuvvetlerimize ve hava kuvvetlerimize verilen talimat bundan ibarettir. Şimdi, 2015 yılının, Eylül ayının sonundan itibaren Rusya'daki hava sahasında Rus uçakları uçmaya başladıktan itibaren, bu angajman kurallarının yeniden, özellikle yeniden Türkiye ve Rusya arasında tesis edilmesi gerekirdi. Eğer bu yapılmış olsaydı, bugün Türkiye ve Rusya arasında böylesine bir durum yaşanmazdı, bu yapılmadığı için, bugün bir Rus uçağının düşürülmesine varan gelişmeler yaşanmıştır. Elbette Türkiye hava sahası ihlal edildiği için Rus uçağını daha evvel de çeşitli defalar bu konudaki uyarılarını yaptığı için düşürmüştür. Çünkü bir ihlal söz konusudur. İhlal gerekli olan cevabı almıştır ve bu yüzden de herhangi bir şekilde hukuki bakımdan bir yanlışlık yoktur. Ama bence siyasi bir yanlışlık vardır. Bu noktaya gelmeden evvel, Türkiye'nin ve Rusya'nın bölgede uçakları karşılaştığı zaman, böyle bir olay yaşanmasın diye nasıl davranacaklarını belli bir askeri protokole bağlamaları gerekirdi.”

Büyükelçi Çeviköz’, Rusya’yla çok zor kurulan bir güven ortamının, uçağın düşürülmesinden sonra kaybolduğunu ve bundan dolayı ilişkilerin yakın vadede düzelmesinin zor olduğunu da ekledi.

Columbia Üniversitesi öğretim üyelerinden Rus uzman Maria Snegovaya’ya göre Moskova, doğrudan çatışmaya girmekten kaçınabilir, ama Ankara’ya karşılık vermek için elindeki tüm seçenekleri değerlendirmeye niyetli: “Sorulması gereken soru, Rusya böyle bir tepkiyi bekliyor muydu? Rusya iki yıldır birçok ülkenin hava sahasını ihlal ediyor. Bunlar arasında NATO ülkeleri de var. Sadece Türkiye cevap verecek cesareti gösterdi. Putin bence bu tarz bir tepkiyi beklemedi. Ondan dolayı ‘sırtımızdan bıçaklandık’ diyerek duygusal bir tepki gösterdi. Kendilerine önemli bir müttefik olan Türkiye’nin düşmanca davrandığını düşündü. Fakat Rusya’nın Suriye’deki eylemleri Türkiye’nin çıkarlarına aykırıydı ve bu tepki normaldi. Böyle bir tepkiye nasıl yanıt vereceklerini bilmedikleri için de görünüşü kurtarmak istediler ve yaptırım yoluna gittiler. Normalde Cumhurbaşkanı Erdoğan Putin’le görüşmek istedi, hayır diyen Putin oldu. Ama bana sorarsanız askeri çatışma yolunu onlar da tercih etmiyor, zaten fazlasıyla sorunları var. Onun yerine Türkiye’yi başka politikalarla incitme yolunu tercih edeceklerdir. Bu Suriye’de Kürtler’e destek vermek olabilir, Türkiye’nin destek verdiği grupları bombalamak olabilir. Ama Türkiye’yle doğrudan askeri çatışmayı göze alamazlar. Elbette onlar da simetrik bir yanıt vermek isterdi bir Türk jetini düşürerek. Ama Türkiye o konuda dikkatli. Bundan dolayı da Türkiye’yi incitmek için başka seçenekler deneyeceklerdir.”

Rusya’nın bu seçenekleri arasında tabi ki en büyük silah ekonomik yaptırımlar. 2014 yılında iki ülke arasındaki yıllık ticaret hacmi 30 milyar doların üzerindeydi. Nitekim Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Türk ihracat ürünlerine boykot başlatırken, turizm şirketlerinin Türkiye’ye tur düzenlemesini de yasakladı. Ancak Brookings Enstitüsü Türkiye Programı Direktörü ve TÜSİAD Kıdemli Araştırmacısı Prof. Dr. Kemal Kirişçi’ye göre, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler bu denli hayati durumdayken yaptırımların uzun vadeye yayılması olasılığı zor.

Kirişçi şöyle konuştu: “Bu yaptırımlar daha ziyade Türkiye'nin Rusya'ya ihraç ettiği sebze ve meyvelere yönelik bir yaptırım. Daha ziyade sanayi mamullerine yönelik bir yaptırım yok. Ayrıca getirilen yeni tedbirler de Türkiye'yle Rusya arasında şu anda yürütülmekte olan projelere de yönelik değil, daha ilerisine yönelik. Yani başlanmış işleri bozmaya yönelik adımlar atmamayı tercih ettikleri gibi, Türkiye, Almanya'dan sonra Rusya'nın en önemli doğal gaz ithalatçısı. Petrol fiyatlarının düştüğü, uluslararası pazarda enerji arzının genişlemekte olduğu bir dönemde tahmin ediyorum Rusya, Türkiye pazarını kesinlikle kaybetmek istemeyecektir. Bu detayları gündeme getirmemin nedeni de, Rusya'nın aslında bu işi fazla da ileriye götürmek istemediğini ve götürdüğü takdirde de kendi milli menfaatlerine de ters düşeceğinin farkında olduğunu düşündüğünü göstermek için söyledim.”

Prof. Dr. Kemal Kirişçi, Rusya’yla krizin, özellikle Batı’nın bu ülkeyle IŞİD’e karşı ortak bir siyaset geliştirme aşamasında yaşanmasına dikkati çekiyor. Bu da Amerika’yı, ve diğer NATO müttefiklerini kapsayan Avrupa Birliği’ni güç durumda bırakıyor. Başkan Barack Obama, iki tarafa da gerginliği aşma tavsiyesinde bulundu.

Olayı “Bir NATO toprağında ilk kez Rus uçağının düşürülmesi” diye yorumlayan Amerika’nın eski Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone, tarafların ölçülü ve sorumlu adım attığı görüşünde: “Burada önemli olan gerginliği azaltarak bu tarz olayların bir daha yaşanmamasını sağlamak. Türkiye ve Rusya’nın önemli örtüşen çıkarları mevcut, hem ekonomik, hem de NATO üyesi olmamalarına rağmen ortak güvenlik çıkarları var. Ayrıca hepimizin Esat sonrası başarılı bir geçiş dönemi sağlayacak, devleti ayakta tutacak şekilde Suriye’nin istikrarında hepimizin çıkarları ortak. Bu çok zor bir iş. Amerika ve Türkiye, Esat sonrası dönem için bir geçiş süreci arzularken, Rusya ve İran bunun aksini istiyor. Tarafları birbirine yakınlaştırmak diplomatik açıdan gerçekten zor bir görev. Ayrıca Amerika ve Türkiye de farklı perspektiflere sahip olsa da aynı tarafta. Bundan kuşkum yok. Türkiye Suriye’yle sınır paylaştığı için farklı perspektifte olması kaçınılmaz. Gerginliğin azaldığını görmek bu anlamda sevindirici. Umarım Türkiye ve Rusya bu krizi aşmayı başarır. Ama Amerika’nın nerede durduğundan asla kuşku yok. Amerika daima NATO müttefikine destek verir.”

Amerika Batılı müttefikleriyle birlikte uzun bir uğraştan sonra Suriye’de beş yıldır devam eden iç savaşı sona erdirecek, barışçı ve kapsayıcı bir siyasi geçiş süreci başlatma konusunda Rusya’yı kendi yanına çekmeyi başarmış görünüyor. Ancak bu durum, Ankara ve Moskova arasında uçak düşürülmesiyle başlayan krizi çözmeye yetmeyebilir. Taraflar arasındaki gerginliğin 2016 yılında da devam etmesi beklenirken, kafaları kurcalayan en önemli soruysa, krizin iki ülke arasındaki ilişkileri hangi alanlarda etkilemeye devam edeceği olacak.

XS
SM
MD
LG