Erişilebilirlik

Rusya’dan Türkiye’ye “Uluslararası Hukuk” Uyarısı


Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov, Türkiye ile ilişkilerde yaşanan kriz dönemi sonrasında yeniden ekonomik, sosyal ve siyasi iyileşme sağlanması noktasında “acele etmeyelim” ve Fırat Kalkanı Operasyonu içinse “Şam’dan izin alınmalı, uluslararası hukuka uygun değil” mesajlarını verdi.

Büyükelçi Karlov, Atılım Üniversitesi’nin akademik yıl açılış törenine, Rektör Prof. Dr. Yıldırım Üçtuğ’un ardından yaptığı “açılış dersi” konuşmasıyla katıldı. Karlov, konuşmasında Türkiye – Rusya ilişkilerinde Moskova’nın tavrını ortaya koyan ifadeler kullandı. “Rus savaş uçağı konusunda yaşanan trajedi iki ülke ilişkilerini zorlayan bir durum olmuştu” diyen Karlov, sonrasındaki yedi aylık süreçte ilişkilerin dondurulduğunu anımsattı. Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerde kriz dönemi sonrasında yeni aşamaya, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ağustos ayındaki görüşmesiyle başlandığını kaydeden Karlov, “Mutluyum ki iki ülke lideri bu zor durumdan çıkış yolunu buldu ve ilişkilerimiz yeniden gelişme dönemine girdi. Dost Türkiye halkının bu yaz ne kadar zor durumdan, ne kadar trajik olaylardan geçtiğini biliyorum ve özellikle şunu vurgulamak isterim ki Türkiye’ye destek veren ilk liderlerden biri bizim devlet başkanımız Sayın Putin oldu. Ülkesini ve halkını korumak amacıyla şehit düşen Türk genç erkekleri ve kızları için Rusya halkı da büyük üzüntü duyuyor ve başsağlığı diliyor. İnanıyorum ki onların isimleri Türkiye’de hiçbir zaman unutulmayacaktır,” dedi.

Suriye’deki duruma da değinen Karlov, “Başta Suriye olmak üzere görüş ayrılığımız olan konuları da Türkiye tarafıyla görüşmekten çekinmiyoruz. Ama Suriye konusunda iki ülkeyi biraraya getiren en önemli husus şudur ki Suriye için sadece siyasi çözüm olabileceğinden hareket ediyoruz. Hem Moskova hem de Ankara, Suriye toprak bütünlüğünden yanadır. Ama uluslararası gündemin her alanında Türkiye ile yakın diyalog içerisinde olmaya hazırız,” diye konuştu.

ABD’ye mesaj ve İHA suçlaması

Büyükelçi Karlov, Suriye’deki gelişmelerde ABD’nin rolüyle ilgili bir soru üzerine, “Düşünüyorum ki Suriye’nin birkaç parçaya ayrılması en büyük jeopolitik trajedilerden biri olacaktır. Bu halde bölgede istikrar uzun yıllar boyunca olmayacaktır. İşte bunun için biz Suriye’nin tek devlet olarak toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini ifade ediyoruz. Rusya’nın desteklediği yaklaşım, özellikle Suriye’nin devlet yapısının korunması ve bunun bütünlüğünün sağlanmasıdır. ABD de bu yaklaşım uyarınca hareket etseydi bizim bu sonuçları elde etmemiz daha kolay olurdu,” dedi.

Rusya’ya Halep ile ilgili yöneltilen suçlamalara ilişkin soru üzerine Karlov, ülke adı vermedi ancak “uluslararası koalisyon” ifadesiyle İncirlik Üssü’ndeki İHA (İnsansız Hava Aracı) varlığına yönelik suçlamasıyla dikkat çekti. Öncelikle bu iddialarda kaynağı incelemek gerektiğini belirten Karlov, bölgedeki tespitlerine göre insani yardım taşıyan konvoyun bombalanması sırasında hava sahasında uluslararası koalisyona ait bir İHA bulunduğunu ifade etti. Rusya olarak inceleme yapılmasını istediklerini ve konvoyun karadan mı havadan mı vurulduğunun araştırılmasını talep ettiklerini belirten Karlov, Türkiye’den kalkmış “predatör” tipli bir İHA gözlendiğini ve bunun hem hedef belirleme, hem de havadan saldırı düzenleme özelliklerine sahip olduğunu söyledi.

Fırat Kalkanı Operasyonu’na Şam anımsatması

Karlov, Ankara’nın Suriye politikasına ve Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından yürütülen Fırat Kalkanı Operasyonu’na ilişkin şu görüşlerini de şu şekilde ifade etti: “Biz düşünüyoruz ki Suriye’nin meşru hükümeti ile temas yapmadan, diyalog kurmadan Suriye’deki krizin çözülmesi mümkün olmayacaktır. Birbirimize açık şekilde söyleyelim teröristlerle en ciddi şekilde mücadele veren kim; Suriye hükümetinin ordusu. Suriye hükümeti olmasa teröristlerin ilerlemesini kim durduracaktır. Biz Rusya olarak Suriye hükümeti ile bütün muhalif gruplarla temas içerisindeyiz. İletişim sağlamadığımız gruplar teröristtir. Suriye muhalif gruplarının ne kadar hızlı şekilde ortak pozisyon oluşturabilecekse taraflar arasında ne kadar hızlı şekilde diyalog başlatılacaksa Suriye’de o kadar hızlı şekilde çözüm üretilebilir. Bu operasyonun (Fırat Kalkanı Operasyonu) başlatılmasına neden olan sebepleri anlıyoruz. Özellikle son aylarda Türkiye’de düzenlenen dehşet verici terör eylemlerinin azmettiricileri ve icracıları Suriye’den gelmiştir. Fakat bir “ama”sı var. Uluslararası hukuk gereği bu tip operasyonlar BM kararıyla ya da ülke yönetimince onaylanmalıdır. Maalesef üzüntüyle söylemek isteriz ki, bu talep yerine getirilmemiştir. Malumlarınız olduğu üzere Suriye topraklarında bizim hava kuvvetlerimiz faaliyette bulunmaktadır ve Suriye hükümetince onaylanmıştır. Geçtiğimiz günlerde Genelkurmay Başkanımız tarafından Ankara’da Türk Genelkurmay Başkanı ile görüşülmesi, son 11 sene içerisinde ilk ziyareti oldu. Askerlerimiz her konuyu ele alabilir. Ama uluslararası hukukun yerine getirilmesi önemlidir.”

Rusya’nın özellikle Suriye topraklarında Rus uyruklu savaşçılara karşı mücadele verdiğini vurgulayan Karlov, üç bine yakın bu savaşçıları terörist olarak gördüklerini ve Rusya’ya geri dönmelerini istemediklerini kaydetti.

Türkiye, Suriye ordusu ile karşılaşırsa

Büyükelçi Karlov, Suriye topraklarında Türkiye’nin El-Bab’ın güneyine doğru hareket etmesi halinde Rusya’nın desteklediği Şam rejimi ordusuyla karşı karşıya kalma ihtimaliyle ilgili bir soru üzerine ise, Fırat Kalkanı Operasyonu’nu uluslararası hukuka aykırı bulduklarını anımsattı. “Bu konudaki pozisyonumuzu ifade ettim” diyen Karlov, “Türkiye, Suriye’de yapacağı operasyonun programının tamamını bize verirse, biz de Rus Savunma Bakanlığı’nın onayına sunabiliriz,” dedi.

Ekonomik ilişkilerde iyileşme nasıl olacak?

Başta ekonomik ilişkilerin tekrar kurulması ve yeniden eski seviyesine ulaştırılması için çaba gösterilmesi gerektiğini belirten Karlov, Rusya ve Türkiye arasındaki ekonomik tabloya ilişkin şu bilgileri paylaştı: “Malumlarınız olduğu üzere Rusya, Türkiye’nin önde gelen ticari ortaklarından birisiydi. İki ülke arasında ticaret hacmi 30 milyar Dolar üzerindeydi. Dolaylı ticaret veya hizmet ticareti de 15 milyar Dolar seviyesindeydi. Ama anladığımız kadarıyla bu son 7 ay bizim ekonomik ilişkilerimize çok ciddi bir zarar getirmiştir. Önümüzdeki 1,5 – 2 yıl içerisinde eski seviyeye ulaşmaya ve ondan sonra da yeni ufuklar açmaya uygun olabilecek ve bize katkı sağlayacak bir dizi eylem programları geliştirilmektedir. Ticari, ekonomik ve kültürel alanlarda orta vadeli programların hazırlanmasında son aşamaya gelinmiştir. 2016-2019 yıllarını kapsayan bir orta vadeli program, bizim ikili ekonomik ilişkilerimizin bir yol haritası şeklinde olacaktır. Hizmet ticareti ve yatırımlar konusundaki anlaşmanın da geliştirilmesinde son aşamaya gelinmiştir. Bu anlaşma, iki ülke arasında serbest ticaret anlaşması anlamına geliyor. 1 milyar Dolar tutarında Rusya-Türkiye Ortak Yatırım Fonu kurulmasıyla ilgili çalışmalar da sürdürülmektedir. Özellikle şunun altını çizmek isterim ki bu fonun mali kaynakları Rusya ve Türkiye’nin yanı sıra ortak projelerde üçüncü ülkelere de aktarılacaktır. Ekonomik işbirliğimizin somut şekilde eski seviye ulaştırılması bakımından ciddi adımlar atılmıştır. Biliyorsunuz charter uçuşları yeniden başlatılmıştır. Daha önce turizm alanında ciddi bir rekor kırılmıştır. 2012 yılında 4,5 milyon Rus, Türkiye’ye girmiştir. Tabi bu sene rakamlar çok düşük olacaktır ama inanıyorum ki önümüzdeki sene yine milyonlarca Rus vatandaşı Türkiye’ye tatil yapmaya gelecektir.”

Türk Akımı’nda ilk gaz 2019’da

Ekonomik ilişkilerdeki iki önemli projeye de dikkat çekmek istediğini vurgulayan Karlov, Türkiye’nin ilk nükleer santrali olarak Akkuyu Nükleer Santrali’ni anımsattı. Karlov, “Türkiye’nin ekonomisi bakımından bu projenin vaktinde ve üstün kalitede tamamlanması için Rusya bütün sorumluluklarını yerine getirecektir. Özellikle bu yılın Ağustos ayında iki liderin biraraya geldiği toplantıda, Sayın Erdoğan’ın da ifade ettiği gibi Akkuyu’ya stratejik yatırım statüsünün verilmesi de bu projenin hayata geçirilmesine önemli katkı sağlayacaktır,” ifadesini kullandı.

Akkuyu Nükleer Santrali’nin yanı sıra ikinci önemli proje olarak Karadeniz üzerinden doğalgaz boru hattı döşenmesini kapsayan Türk Akımı projesini anımsatan Karlov, projeye ilişkin şu açıklamaları yaptı: “İnanıyoruz ki Türk Akımı, ilgili hükümetler arasında en yakın zamanda imzalanır ki projenin inşa aşamasına geçilsin. Bu yeni boru hattından ilk gaz 2019 yılı sonunda gelecektir. Türk Akımı Doğalgaz Boru Hattı’nın ilk aşamasının hacmi 15 milyar metreküp gaz olacaktır. Bu ilk hattın tamamlanmasından sonra Türkiye’nin Rusya’dan aldığı doğalgaz miktarının tamamı, direkt olarak Rusya’dan Türkiye’ye sevk edilecektir. Ama bir hattın dışında Rusya olarak ikinci, üçüncü, dördüncü hatları da inşa etmeye hazırız. Böylece doğalgaz Türkiye üzerinden Avrupa’ya sevk edilecektir. Özellikle bu proje ve bu anlayış, Türk yönetiminin ‘Türkiye’nin doğalgaz, petrol transit ülkesi’ olması ilkesine tam olarak uygundur. Böyle bir projesinin avantajları çok net ortadır.”

Vizesiz günler gelecek mi?

İki ülke arasında 24 Kasım 2015 öncesindeki gibi vizesiz giriş uygulamasına yeniden ne zaman geçilebileceği ile ilgili soruya karşılık, Karlov, “İki ülke vize almadan seyahat ediyordu yalnız vizesiz rejimi turistik amaçlı seyahatleri kapsıyordu. Türk işçileri, müteahhitleri çok ün kazanmıştı. Türk işçileri iş vizesi alıp geliyordu. Acele etmeyelim. Türkiye’de OHAL rejimi halen yürürlüktedir. Belki de bu şartlarda vizesiz rejime tekrar geçmek uygun olmayabilir. 24 Kasım seviyesine bir gün içerisinde ulaşmak mümkün olmamaktadır. Aşamalı bir süreçtir. Acele etmeyelim. Vize alınması zor bir süreç değil. Ankara, İstanbul, Trabzon ve Antalya’da başkonsolosluklarımız var. Biz de bu süreci hızlandırmaya hazırız,” diye konuştu.

Yaş sebze ve meyvede durum ne olacak?

Kriz öncesinde Türkiye’den 1 milyar dolar tutarında yaş meyve-sebze ürünü satınalındığını anımsatan Karlov, “Özellikle bu ürünlere son 7 ay büyük bir zarar getirmiştir. Tarım ürünlerinin ticari alanında eski seviyeye ulaşmak çok zor olacaktır. Bunun yanı sıra diğer ülkelerle özellikle Azerbaycan, İran ve Arap ülkelerinden yaş meyve-sebze ithalatına başlamıştık, sözleşme imzalamıştık. Bu sözleşmeler de yerine getirilecektir. Türk tarım üreticilerinin Rus piyasasında ne kadar etkili olacaklarına bağlıdır. Standartlara uygun olması halinde de Rus pazarında kendilerine ‘Hoşgeldiniz’ diyeceğiz,” dedi.

XS
SM
MD
LG