Erişilebilirlik

Başkent’te 10 Ekim’den sonra 17 Şubat’ta ikinci kez yaşanan terör saldırısında can kaybı 29’a yükselirken; Türk hükümetinin saldırıdan PYD-YPG’yi sorumlu tutması nedeniyle ABD’yle yaşanan görüş ayrılığı derinleşiyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün ABD ve Avrupa’ya, “Başsağlığı güzel ama tedbirler nerede? PKK tamam, PYD ve YPG’yi neden terör örgütü ilan etmiyorsun?” sorularını yöneltti.

2013 yılında Ceylanpınar ve Reyhanlı’daki bombalı araçlarla gerçekleştirilen terör saldırıları sonrasında IŞİD kaynaklı terör olayları geçtiğimiz yaz döneminde yeniden yaşanmaya başlandı. Son olarak IŞİD’in canlı bomba eylemi ile Ankara’da 10 Ekim günü barış mitingindeki sivilleri hedef aldığı saldırıda, 100 kişi hayatını kaybetti. Bu saldırıyla birlikte başkentte ilk kez kitlesel terör riski gündeme taşındı, 17 Şubat’ta Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarını hedef alan terör saldırısı da kamuoyunda hem tepki hem de korkuyla karşılandı.

Ankara’daki ikinci terör saldırısının ardından Başbakan Ahmet Davutoğlu, ertesi günü basına yaptığı açıklamada, “Bu saldırıyı Türkiye içindeki bölücü terör örgütü üyeleri ve YPG mensubu bir kişinin birlikte gerçekleştirdiği ortaya çıkmıştır. Bu kişi PKK ve YPG mensubu bir kişidir. Saldırının YPG irtibatı ortaya çıktı. Kişi, 1992 Amude doğumlu Salih Neccar adlı kişidir” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da, saldırıdan terör örgütü PKK ile birlikte Suriye’nin kuzeyindeki PYD ile silahlı kanadı YPG’yi sorumlu tuttuğunu açıkladı.

Türkiye’nin terör saldırısından PYD-YPG’yi de sorumlu tutmasına rağmen, ABD’nin, Suriye’deki iç savaşta IŞİD’le mücadelede işbirliği yaptığı söz konusu Kürt yapılanmasına yönelik tavrı değişmedi. Erdoğan ile ABD Başkanı Barack Obama arasındaki 19 Şubat’ta günü yapılan 1 saat 20 dakikalık telefon görüşmesinden sonra Türkiye tarafında hayal kırıklığı olduğu gözlendi.

Erdoğan, ABD’ye yine PYD mesajı verdi

Cumhurbaşkanı Erdoğan da, bugünkü 21. Muhtarlar Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Ankara’daki saldırıdan PYD-YPG’yi sorumlu tuttuklarına ilişkin mesajlarını yineledi. Türkiye’yi terör örgütü IŞİD’e yardım ediyor gibi göstermenin millete düşmanlık olduğunu söyleyen Erdoğan, “Tüm dünyaya, özellikle de Batı ülkelerine soruyorum. Hangi ülke Türkiye’deki terör eylemlerinin, canlı bombaların, sınır ihlallerine maruz kalıp da Türkiye kadar itidalli, soğukkanlı davranabilir. 11 Eylül sonrası ABD’de, metro saldırısının ardından İngiltere’de, çeşitli eylemler sonrası Fransa’da yaşananları gayet iyi biliyoruz,” dedi.

Erdoğan, “Türkiye, sadece Temmuz’dan bu yana 300 güvenlik gücünün şehadetiyle sonuçlanan, eşi benzeri görülmemiş bir terör tehdidiyle karşı karşıya. Canlı bomba saldırılarında 200’e yakın vatandaşımızı kaybettik. Bütün bunlar karşısında Türkiye’yi ısrarla bölgesindeki terörle mücadelenin dışında tutmak isteyenlerin amacının başka olduğu ortadadır. Türkiye’nin mücadelesi sadece ve sadece terörizme karşıdır. Israrla Türkiye’yi, Suriye’de saldırganlıkla suçlayanlara şunları hatırlatmak isterim. Kürtler ülkemde benim vatandaşımdır, kardeşimdir. Bizim Kürt kardeşlerimle bir sorunum(uz) yok. Bizim sorunumuz teröristlerledir. Kaldı ki, terörist, Kürt vatandaşların içinden de çıkar, başka etnik unsurlardan da çıkar. Bunu biz gayet iyi biliriz,” diye konuştu.

Türkiye’nin Suriye’ye bakışında değişiklik olmadığı görüşünü savunan Erdoğan, PYD’yi hedef alan şu açıklamaları yaptı:

“PYD ve YPG de, tıpkı PKK gibi, DAEŞ gibi, El Kaide gibi terör örgütüdür. PKK’ya nasıl bakıyorsak, PYD ve YPG’ye de aynı şekilde bakmaya devam edeceğiz. Bizim ısrarla terör örgütü dediğimiz bir örgüte çok daha ısrarlı bir şekilde ‘Terör örgütü değildir’ denmesi müttefikliğin ruhuna yakışmaz. Bu iş Türkiye için bir beka meselesidir. Müttefiklerin yol ayrımına geldiğini anlatmak için meseleyi nasıl anlatabiliriz, inanın anlamakta zorlanıyorum. YPG ve PYD de ateşkes kapsamının dışında olmalıdır. PYD ve YPG Rusya’yla bir olup muhaliflerin belini kırarak DAEŞ’in en büyük destekçisi olmuştur. Başsağlığı güzel ama tedbirler nerede? PKK tamam, PYD ve YPG’yi neden terör örgütü ilan etmiyorsun? PKK’yla yapamadığınızı PYD ve YPG’yle mi yapmak istiyorsunuz? Asla temenni etmeyiz ama yarın Washington’da, Brüksel’de bunlar olduğunda aynı üzüntüyü duyarız. Acılar arasında asla ayrım yapmıyoruz. Artık bu komediye bir son verilmelidir. Ben ‘PKK’yla birlikte hareket ediyorum’ diyen bir örgüte ‘Hayır, senin bağlantın yok’ demek, bizim aklımızla alay etmektir.”

TAK’ı Adli Tıp Kurumu doğruladı

Bu arada hareket halindeki bomba yüklü araçla düzenlenen terör saldırısını PKK ile bağlantılı Kürdistan Özgürlük Şahinleri (TAK) üstlenmişti. TAK, bomba yüklü araç ile birlikte intihar saldırısını Zınar Raperin kod adlı Abdulbaki Sömer’in düzenlediğini duyurmuştu. Ancak TAK’ın açıkladığı isim ve fotoğraf tartışma konusu oldu.

Sömer’in Van’da yaşayan babası Musa Sömer’den DNA örneği alan Adli Tıp Kurumu bombalı eylemi düzenleyen şahsın Abdulbaki Sömer olduğunu kesinleştirdi.

Bu gelişme üzerine Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, “İsminin başka olması meselenin gerçeğini değiştirmez. Kendi ortaya koyduğu bilgiler bakımından buradaki parmak izlerinden, şahsın kimlik bilgileri o şekilde tespit edildi. Mardin’den girdiği, PYD bölgesinden girdiği [gibi] çok açık bir durumla karşı karşıyayız. Bizim elimizdeki bilgi buydu” açıklamasını yaptı.

Ankara’daki terör saldırısına ilişkin bir başka gelişme ise, yaralılardan 66 yaşındaki Aydın Dede Hayır’ın tedavi gördüğü hastanede dün hayatını kaybetmesi oldu. Bu nedenle saldırıda hayatını kaybedenlerin sayısı 29’a yükseldi.

Karanfiller bırakılmaya devam ediyor

Ayrıca bugün Ankara’da ikinci saldırıya sahne olan Devlet Mahallesi’ndeki İsmet İnönü Bulvarı üzerindeki noktaya, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, eşi ve beraberindeki çok sayıda CHP’li milletvekili karanfiller bıraktı. Kılıçdaroğlu, basına yaptığı açıklamada, “Bu tür acıları Türkiye hak etmiyor. Hepimiz barış içinde yaşamak istiyoruz. Türkiye'nin en temel sorunu Türkiye'nin iyi yönetilmemesidir. Hükümete açık çağrıda bulunuyorum. Ülkeyi ya adam gibi yönetin, ya da sorumluluğu alıp istifanızı verin. Bir ülkede, ülke kan gölüne dönmüşse, yönetimde bir sorun var demektir. Sorumlu bulamıyoruz, bunun yanında aklımızla alay ediliyor. Yazık günahtır bu millete. Biz size demedik mi? Suriye bataklığında Türkiye'nin ne işi var? Terör ihraç ediyormuş, iyi de sen de ithal ediyorsun be kardeşim. Gerçekleri artık milletimizin görmesi lazım. Hepimizin sorumluluğu var. Ben kendim için de söylüyorum, benim de sorumluluğum var ama ben gerçekleri millete anlatmak zorundayım. Ben bunları yapmazsam görevimi yapmamış olurum,” dedi.

TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı ve AKP İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu ve beraberindeki komisyon üyeleri de olay yerini ziyaret ederek, ölenler anısına kırmızı karanfiller bıraktı.

XS
SM
MD
LG