Erişilebilirlik

Dünya İklim Zirvesi Paris'te Başladı


Dünyanın en büyük buluşmalarından 21. Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi (COP21), Paris’te başladı. Küresel ısınma ve hava kirliliği ile boğuşan dünya ülkeleri umutla Paris’teki İklim Zirvesi’nde bu sorunlara çare arayacak. Paris’te 30 Kasım-11 Aralık tarihleri düzenlenecek zirveye dünyadan 195 ülke ve kurum temsilcisiyle 147 devlet ve hükümet başkanı katılıyor. Ülkeler, Paris’te 11 gün sürecek kıran kırana pazarlıkların ardından 1997’de imzalanan Kyoto Anlaşması’nın yerine geçebilecek yeni bir anlaşma üzerinde uzlaşmaya çalışacak.

Fransa, Paris saldırılarından yalnızca 16 gün sonra dev bir uluslararası buluşmaya ev sahipliği yaparak, 147 lideri Paris’te bir araya getirdi. Birleşmiş Milletler 21. İklim Zirvesi, Paris yakınlarındaki Bourget Havaalanı’na yakın bir bölgede kurulan, 18 bin metrekarelik alanda başladı. Fransa Çevre Bakanı Segolene Royal, bu zirvenin tarihi önemi olduğuna vurgulayarak, “150 devlet ve hükümet başkanını bir amaç etrafında, tek bir masada toplayan başka bir etkinlik olmadı. Bu insanlık tarihinde bir ilk. Hükümet olarak bu buluşmadan bir uzlaşma çıkması için büyük emek verdik” dedi. Ancak hükümet yalnızca katılımcı sayısıyla tarihe geçmek istemiyor. İçerik olarak da zirveden güçlü bir anlaşma çıkmasını hedefliyor.

Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, 2009’da Kopenhag’da yaşanan hayal kırıklığının ardından, Kyoto başarısı gibi bir anlaşmayı imzalayarak, 2020 yılından itibaren çevre alanında atılacak adımları imza altına almak ve böylece tarihe önemli bir not düşmek istiyor. Hollande bunun için bir yıldır dünya liderlerini dolaşarak uzlaşma aradı ve özellikle Çin ve Hindistan’ı masaya oturarak çevre konusunda adım atmaları için ikna etti. Paris saldırılarının ardından katılımcı lider sayısı arttı. Dünya liderleri Paris’e gelerek, saldırıya rağmen bu buluşmayı iptal etmeyen Fransa'ya destek vermek isteyince katılımcı lider sayısı 147’yi buldu. Katılımcılar toplantının başında iyimser bir hava olduğunu belirtiyor. Ancak bu hava masadaki müzakerelere ne kadar yansıyacak, bunun yanıtı hayli kaygı verici. Neden?

Temel hedefler

Bilim adamları yılmadan hükümetleri uyarıyor. Eğer bu hızda sera gazı emisyonları artmaya devam ederse, küresel ısınmanın zararları geri dönülemez bir hal alacak. Zirvede küresel ısınmaya yol açan sera gazı salımının aşağıya çekilerek küresel ısınmanın yüzyıl sonunda 2 dereceye indirilmesi gibi oldukça önemli bir iddia üzerinde pazarlık yapılacak. En büyük emisyona sahip ABD, Çin gibi ülkeler bu konuda hayli ilerledi. ABD 2025’e kadar emisyonlarını 2005 seviyelerine göre %26-28 oranında azaltacak. Çin, 2030’da emisyonlarının zirve yapacağını kabul edecek. AB ülkeleri, 2030 yılına kadar emisyonlarını, 1990 seviyelerine göre %40 oranında azaltacak. Ancak Brezilya, Hİndistan gibi gelişmekte olan ülkeler için henüz hedefler ortaya konmadı.

Zirvede ayrıca, en büyük sera gazı etkisi yaratan fosil yakıt kullanımının azaltılması ve fosil yakıt rezervlerinin üçte ikisinin yer altında bırakılması, bu yüzyıl içinde alternatif yenilenebilir enerji yöntemlerinin uygulanmaya konulması tartışılacak. Ancak fosil yakıt tartışmasına petrol üreten ülkeler temkinli yaklaşıyor. Örneğin ülke sanayisi ve ısınmasının büyük oranda fosil yakıta dayalı olduğu Hindistan’da Başbakan Narendra Mori uzlaşmaya yakın oldukları sinyali verdi. Ancak Hindistan’ın uğrayacağı maddi zararı karşılama ihtimali hayli zor. Gelişmekte olan ülkelerin sanayilerinin yenilenebilir enerjiye geçebilmesi için maddi zararların karşılanması gerekiyor. İşte bu nedenle “finansman sorunu” zirvenin ikinci önemli gündem maddesi olacak. Gelişmiş ülkelerden yoksul ülkelere maddi yardımın yanı sıra, teknoloji transferi de yapılması zorunlu.

Çevreyi en az seviyede kirlettikleri halde küresel iklim felaketlerine en çok maruz kalan küçük Pasifik ada ülkeleri ile Afrika’nın bu felaketlerle mücadele etmesine yardım konusu zirvede ele alınacak. Bu yardımlar için yılda en az 100 milyar dolarlık finansman sağlanması gerekiyor. Yoksul ülkelerin yeşil enerjiye geçebilmek için zirveden en büyük beklentileri bunlar.

Uzlaşma çıkar mı?

Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius, Avrupa gazetelerine verdiği demeçte, “İklim değişikliği sorunu da en az terör sorunu kadar önemli. 21’inci yüzyılın en büyük mücadelesi bu iki alanda geçecek. İklim sorununun çözümü, terörü de azaltıcı etki yapacaktır” diyerek zirveye verdikleri önemi anlattı. Amerika Başkanı Barack Obama ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping zirveye katılarak konuya önem verdiklerini gösterdi. Dünyayı en çok kirleten ülke olan Çin’de halk, yaşadığı yoğun hava kirliliği karşısında giderek daha da bilinçli hale geliyor. Bu da Çin yönetimini daha duyarlı olmaya itiyor. En çok kirleten diğer ülke ise Amerika. Amerika Dışişleri Bakanı John Kerry, Paris buluşması öncesi, kendilerini yasal olarak bağlayacak bir uzlaşmaya imza atamayacakları sinyali verdi. Zira, Senato’da çoğunlukta olan Cumhuriyetçiler’in böyle bir uzlaşmayı onaylama ihtimali hayli zor.

Siyasi boyutu

İklim zirvesinin ekolojik boyutu kadar küresel ve yerel politika boyutu da büyük önem taşıyor. Zirve’nin başarısı için bütün ağırlığını koyan Cumhurbaşkanı Hollande, iktidarının en önemli günlerini yaşıyor. Paris saldırılarının hemen ardından yapılan zirvede bir uzlaşma gerçekleşirse, yeniden cumhurbaşkanı adayı olmak isteyen Hollande, politik başarı hanesine önemli bir artı ekleyecek. Zirve başarısı, özellikle önümüzdeki Pazar günü gerçekleşecek bölge seçimlerinin sonuçlarını da etkileyecek.

Putin-Erdoğan görüşür mü?

Zirvenin Türkiye açısından politik önemi ise, Rusya ile yaşanan ‘uçak’ gerginliğinin ardından, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ilk kez aynı ortamda bulunacak olması. İki liderin buluşacağına dair bir açıklama yapılmadı ancak Erdoğan ile Putin’in sabah saatlerinde yapılacak toplantılarda ayrı salonlarda olacağı, liderlere verilen öğle yemeğinde ve aile fotoğrafında da birbirine yakın olmayacakları belirtildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hollande dahil birçok lider ile ikili temaslarda bulunacak.

Güvenlik önlemleri

Bütün dünya ülkelerinden temsilcilerin geleceği zirvede salon içindeki güvenlik Birleşmiş Milletler görevlileri, salon dışındaki güvenlik ise 2 bin 800 Fransız polisi tarafından sağlanacak. Paris’i sarsan 13 Kasım terör saldırıları sonrası gerçekleşen zirve sırasında Fransa sınırlarında da 8 bin polis görev yaparak, sınırlarda kuş uçurtmayacak. Liderlerin önemli bölümü, konferansın yakınındaki Bourget Askeri Havaalanı’na inecek ve doğrudan salona bağlantıyı sağlayan üstü kapalı bir yol aracılığıyla zirveye katılacak. Zirve boyunca Paris çevre yolu ve pek çok otoyol ile kent içindeki merkez yollar ulaşıma kapandı. İçişleri Bakanı Bernard Cazeneuve, Parisliler’e toplu taşım araçlarını kullanmaları çağrısı yaptı.

Obama'dan Bataclan Cafe'ye ziyaret

COP21 zirvesine katılmak için Paris'te bulunan Başkan Barack Obama, geceyarısından sonra kısa bir süre 13 Kasım'da düzenlenen terör saldırısında en çok kayıp veren Bataclan Cafe'yi ziyaret etti.

Yanında Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ve Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo'yla saygı duruşunda bulunan ve bir gül bırakan Obama, açıklama yapmadı.

130 kişinin öldüğü Paris saldırılarında Bataclan Cafe'ye giren üç cihatçı terörist burada kendileriyle birlikte 90 kişiyi öldürdü. Olay sırasında Bataclan'da bir Amerikan rock grubu konser veriyordu.

XS
SM
MD
LG