Erişilebilirlik

Pace: 'Kadın Gazeteci Olmak Bir Ayrıcalık'


Sonja Pace, 40 yıl Amerika’nın Sesi’nde önce dünyanın çeşitli bölgelerinde muhabirlik ve sonra da Washington’da haber merkezi müdürlüğü yaptıktan sonra geçtiğimiz günlerde emekli oldu. Deneyimli gazeteci Sonja Pace, Hülya Polat’ın sorularını yanıtladı.

Yıllardır Amerika’nın Sesi için dünya olaylarını izleyen Sonja Pace, hangi ülkelerde görev yaptığını şöyle anlattı.

“Birçok ülkede çalıştım. Yıllar önce Amerika’nın Sesi’nde çalışmaya başladığımda ilk yurtdışı görevim Batı Afrika’ya çıktı. Fildişi Sahili’nde, Abidcan’da görev yaptım.Oradayken Batı ve Orta Afrika’nın tümünü izledim, gelişmelerle ilgili haber geçtim. Sonra Ortadoğu’ya gönderildim. En çok sevdiğim dönemlerden biri Ortadoğu’da çalıştığım yıllar oldu. Merkez Kahire’ydi. Sonra Avrupa’da Amerika’nın Sesi muhabirliği yaptım. Sonra tekrar Ortadoğu’ya geçtim. Kudüs’te muhabirlik yaptım. Batı Avrupa ve Rusya’daki gelişmeleri izledim haberci olarak. Kendimi birçok ülkede çalışma fırsatı bulduğum için çok şanslı sayıyorum. “

Haberci olarak izlediği büyük olayları sorduğumuz zaman Sonja Pace, insan faktörünün önemini vurguladı, kendisini etkileyen hikayeleri anımsadı.

“Elbette büyük olaylar aklımızda kalıyor. Körfez Savaşı’nı izledim. Altı ay boyunca Suudi Arabistan’da kaldım. Yalnızca savaş sırasında değil, savaştan sonra da bölgedeydim. Körfez Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan Kürt mülteci sorunuyla ilgili haberler yaptım. Irak ve Türkiye’ye birçok kez giderek, çalıştım. Sonra Washington, ardından Irak savaşı başlayınca tekrar Ortadoğu. Kudüs’ten haber geçtim ama bölgede seyahat edip haber topladım. Pakistan’a, Afganistan’a gittim. Çok olaylı yıllardı, izlenecek çok şey vardı ama başka şeyler de kalıyor insanın aklında. Bir örnek vereyim. Irak’ta Kürt kentlerine gittim, halkla konuştum, Kürt milislerden yardım aldım, İran sınırı yakınındaki Halepçe’yi unutamıyorum. Saddam Hüseyin’in zehirli gaz saldırısından hemen sonraydı. O günlerde Halepçe çok boştu, ölü sayısı yüksekti. Ama ölümden kurtulan halk bana evini açtı, yemeğini paylaştı. Ellerinde çok az şey kalmıştı ve beni ağırlamak için uğraştılar. Onların hikayesini anlatabilmek, benim için büyük olaylardan daha tatmin edici bir deneyim oldu. Bence dünyanın bu büyük olaylarda insanların neler çektiğini öğrenmesi gerçekten çok önemli. Bosna Savaşı’nı, Ruanda katliamını da muhabir olarak izledim. Yunanistan’daki ekonomik krizi de. Yine halkın çektiklerini vurgulayarak. Amerika’da da kaçak bir göçmenin neler çektiği, bir işsizin nasıl yaşadığıyla ilgili hikayeler hepimizin ilgisini çekedr. Bir gazeteci olarak olayları yansıtmak kadar insanların çektiklerini anlatmak da önemli. Biz yapmazsak kim yapacak?”


“Kadın muhabir, kadın gazeteci olarak büyük tehlikelerle karşılaştınız mı? Kadın olmak bir avantaj ya da dezavantaj oldu mu, olduysa hangi ülkelerde?” sorusunu Sonja Pace, şu şekilde yanıtladı: “Doğrusu Mısır gibi ülkelerde olayların çok büyüdüğü dönemlerde kadın olmak, kadın haberci olmak bir dezavantaj olabiliyor. Sadece kadın gazetecilerin değil, göstericilerin de taviz edildiğini, saldırıya uğradığını gördük. Ben böyle birşey yaşamadım. Ancak zaman zaman kadın olduğunuz için gerçekten korumasız olduğunuzu hissediyorsunuz. Kimi zaman da kadın muhabir olmak işe yarıyor. Örneğin Suudi Arabistan’da erkeklerin ulaşamadığı yerlere girmek, kadınlarla konuşmak, kadın olduğum için daha kolay oldu. Ailelere konuk olabildim. Birçok yerde kadın olduğunuz için bir tehdit sayılmıyorsunuz.Elbette her zaman her yerde dikkatli olmak zorundasınız. Genelde yerel halk çok yardımcı oluyor. Polis ve askerlerle sorun yaşayabiliyorsunuz gazeteci olarak. Hangi otelde kalmamanız gerektiğini, hangi bölgelerin tehlikeli olduğunu anlatıyorlar. Yardım etmek istiyorlar.”

Hemen herkesin kendisine örnek aldığı, rol model olarak gördüğü kişiler vardır. Sonja Pace’e de onu etkileyen, hayatına yön veren bir kadın olup olmadığını sorduk. Pace’in ideal kadını anneannesiymiş, şöyle anlattı: “Anneannem. Cok farklı bir nesildi kuşkusuz. Ben Almanya’da doğdum, büyüdüm. Orta halli bir aileden geliyorum. Hayatımda gördüğüm en güçlü, en çalışkan kadındı anneannem. Savaş yaşadı, bombardımanlar gördü, açlık çekti, yine de asla hiçbir şeyden vazgeçmedi. Ona hayrandım. O zamanlar bu meslekte çok fazla kadın yoktu, kadın yönetici yok denecek kadar azdı. Kadınlar çok göz önünde değildi. Radyoda, televizyonda haber sunan kadınlar vardı ama çok azdı. Amerika’nın Sesi’ne ilk geldiğim ve muhabirlik yapmak için başvurduğum zaman, personel dairesinde bana bu mesleğin kadınlar için uygun olmadığını, başarıya ulaşmanın çok zor olduğunu söylediler çünkü o zaman gerçekten de kadın muhabir yoktu. Beyaz Saray’da ve Dışişlerinde iki kadın muhabir daha vardı. Ben Batı Afrika’da görevlendirilen ilk kadın muhabir oldum ve bununla gurur duyuyorum. Hiçbir şey kolay değil. Bu meslek de zor ama bu zorluk kimseyi yıldırmamalı. Bir aileniz, çocuklarınız varsa elbette çok zor ama mümkün.”

Gazetecilik, habercilik zor meslek, üstelik tehlikeli ama bu mesleğe gönül verenler için zorluklar bu işin güzellikleri sayılabiliyor.
XS
SM
MD
LG