Erişilebilirlik

Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı, Türkiye’nin en güçlü kurumu olan Silahlı Kuvvetler’i hem kışlaya, hem de siyasetin dışına sürdü. Şimdiyse ordunun iş ilişkileri masaya yatırılıyor

Türkiye’de alabileceğiniz bir çikolata, bir sigorta, bir ev ya da arabanın öyle ya da böyle Ordu Yardımlaşma Kurumu’yla bir bağlantısı vardır.

Taraf gazetesi yazarı ve savunma muhabiri Lale Kemal, OYAK’ın geçmişte ordu yönetimlerinin bir mirası olduğunu söylüyor. Ordu Yardımlaşma Kurumu için, “Garip, kimseye hesap vermeyen bir kurum” diyen Kemal, OYAK’ı hukuk devleti ve demokrasinin olmadığı Latin Amerika ülkelerinde, Çin’de ve Mısır’daki yapılaşmalara benzetiyor.

Ancak OYAK şimdi siyasi soruşturma altında. AKP sözcüsü Hüseyin Çelik, geçen ay yaptığı açıklamada Meclis’in OYAK’ın varlık ve işlevini soruşturacağını açıkladı.

Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında, ülkedeki generallerin beşte biri darbe iddialarıyla bağlantılı olarak tutuklandı, yargılandı, ya da yargılanmayı bekliyor. Bu beklenmedik soruşturmalar, orduyu siyasetin dışına itti.

Bahçeşehir Üniversitesi siyaset bilimcilerinden Cengiz Aktar, ordunun ekonomik gücünün de üstüne gidilmesinin hayati olduğu görüşünde. “Askersizleştirme uzun bir süreç” diyen Aktar, ordunun mali ve hukuki ayrıcalıklarını kaldırmadan bu sürecin tamamlanmayacağını söylüyor.

OYAK, 1961 darbesinin ardından ordu mensupları tarafından kendilerine bir emeklilik fonu oluşturmak üzere kuruldu. Bu fon yıllar boyunca müthiş bir büyüme kaydetti.

OYAK’ın 2009 raporu, holdingin 30 bin kişiye iş verdiğini ve 15 milyar dolarlık mal varlığı olduğunu gösteriyor. Holding 60 şirketle çalışıyor. Oyak’ın Renault ile 1971 yılında başlattığı işbirliğinin sonucu bu yıl 4 milyonuncu Renault otomobil üretildi.

Holdingin yönetim kurulu üyeleri ve genel kurulunun çoğu emekli generallerden oluşuyor. Buna rağmen OYAK, Silahlı Kuvvetler’le ilişkisi olmadığını savunuyor.

Türkiye’de yaşayan İngiliz uzman Gareth Jenkins, OYAK konusundaki huzursuzluğun şimdi astsubaylara da yansıdığını belirtiyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, OYAK’ın yönetim kurulunda temsil edilmek isteyen astsubayların açtığı davayı değerlendiriyor.

“OYAK’ın sorunu emekli generallere iş bulma kurumu haline gelmiş olmasıydı” diyen Jenkins, OYAK’ın en büyük işgücünün gerçekte düşük rütbeli subaylarla astsubaylar olduğunu, ama kurumdan genelde üst düzey subayların yararlandığını belirtiyor.

OYAK Başkanı Yıldırım Türker bir süre önce cezaevine gönderildi. Emekli Korgeneral Türker, 1997 yılında Refah-Yol hükümetinin istifaya zorlandığı “post-modern darbeyle” ilişkilendiriliyor.

Gareth Jenkins, TSK gittikçe daha fazla siyasi ve hukuki incelemelere maruz kalırken OYAK’da değişiklikler yapılmasının kaçınılmaz olduğunu söylüyor. Jenkins, şirketler OYAK’tan ayrılmaya başladıkça, bu şirketlerin sermayelerinin de iktidara yakın kişilere aktarılabileceğine işaret ediyor. İngiliz uzman, “Son birkaç yıl içinde Türkiye’de gördüğümüz şey; sistem aynı, ama yönetici seçkinler değişiyor,” diye konuşuyor.

Ordunun bu denli güçlü olmasını eleştiren kesimler, ülkedeki Silahlı Kuvvetler egemenliğinin tamamen kalkması ve demokrasinin geleceği için OYAK’ta reformun şart olduğunu belirtiyor. Lale Kemal, “OYAK’ın kimseye hesap vermeyen, dokunulmaz yapıya sahip olması; askeri egemenliğin sona ermesi ve Silahlı Kuvvetler’in tam anlamıyla sivillerin idaresine geçmesi konusunda Türkiye’nin önünde daha uzun yol olduğunu gösteriyor” diyor.

Ordunun sivil idare altına girmesi, Avrupa Birliği’nin kilit taleplerinden biri. OYAK web sitesinde yayınladığı açıklamada, bu eleştirileri reddediyor ve karalama kampanyasının kurbanı olduğunu savunuyor. Gözlemciler, ordu siyasi gücünü kaybettikçe OYAK’ın reform edilmesi yönündeki baskıların da artacağını söylüyor.

Yorumları göster

XS
SM
MD
LG