Erişilebilirlik

'Türkiye-İsrail İlişkilerinin Eski Haline Dönmesi Çok Zor'


Birçok uzman Mavi Marmara baskınının Türkiye ve İsrail ilişkilerinin gerilmesi sürecinde bardağı taşıran son nokta olduğu görüşünde

Birçok uzman Mavi Marmara baskınının Türkiye ve İsrail ilişkilerinin gerilmesi sürecinde bardağı taşıran son nokta olduğu görüşünde

Ortadoğu’da son dönemde güçler dengesinin ve ittifakların değişmesi, ortaya yeni bölgesel güçlerin çıkması, ‘Ortadoğu’ kavramının Arap-İsrail ekseninden uzaklaşması ve tüm bu gelişmelerin Amerikan dış politikasına etkisi dün Washington’da bir konferansta ele alındı. Konferansta Türkiye, İsrail ve İran arasındaki ilişkilere de ağırlık verildi

Amerikan yönetiminin yıllardır sürdürdüğü çabalara rağmen Ortadoğu’da İsrail ve Filistinliler arasındaki barış çabalarının sonuç vermemesi ve bölgesel dinamiklerin Arap olmayan unsurlardan yana gelişmesi, Ortadoğu Enstitüsü adlı düşünce kuruluşunun dün Washington’da düzenlediği yıllık toplantının ana konusu oldu. Irak savaşı, İran’ın bir nükleer güç olarak ortaya çıkması, Hamas ve Hizbullah gibi devlet olmayan unsurların güçlenmesi gibi konuların yanı sıra Türkiye’nin ekonomik ve bölgesel güç olarak yaptığı çıkış ve aynı zamanda İran ve İsrail’le ilişkileri de tartışıldı.

1990’lı yılların ortasında özellikle savunma alanında gelişen ve ittifak düzeyine varan Türkiye-İsrail ilişkileri, son iki yıl içinde hızlı düşüş yaşadı. Konferansa konuk olan Brookings Enstitüsü uzmanı Ömer Taşpınar ilişkilerin, özellikle de İsrail komandolarının dokuz Türk sivili öldürdüğü Mavi Marmara baskınından sonra eski haline dönmesinin artık çok zor olduğunu söyledi.

Geçmişte ordunun daha güçlü olduğu dönemde kamuoyu görüşüne fazla önem verilmediğini savunan Taşpınar, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin popülist bir çizgi izlemesinden dolayı kamuoyu görüşüne de eski hükümetlerden daha fazla önem verildiğini savundu.

Ömer Taşpınar, Türkiye’nin İslamlaştığı savlarını reddetti, ancak muhafazakar ortamdan çıkan Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetinin daha bağımsız, daha milliyetçi, tüm umudunu Batı’yla ilişkilere bağlamayan ve ticari çıkarlarına daha fazla ağırlık veren bir politika izlediğini belirtti.

Türkiye’nin aralarında İran’ın da bulunduğu Doğu ülkeleriyle ilişkilerini geliştirmesini bu yeni çizgiye bağlayan Taşpınar, bununla birlikte Sünni nüfusa sahip Türkiye’nin Şii İran’ın bölgede güçlenmesine izin vermek istemeyeceğine inandığını kaydetti. Ankara’nın, İran’ın artan nüfuzundan dolayı Irak’ın Sünni politikacılarıyla teması arttırdığını söyleyen Taşpınar, Tahran hükümetinin Hizbullah ve Hamas’ı kontrol altına alarak bölgesel gelişmeleri etkilemeye çalışmasından da rahatsızlık duyulduğunu, bundan dolayı Türkiye’nin Hamas lideri Halid Meşal’i çağırarak onun görüşlerini etkilemeye çalıştığını savundu.

Bununla birlikte Ömer Taşpınar, Türkiye’nin bölgesel istikrarın bozulmasını istemediği için Amerika ve İsrail’in İran’ı tehdit etmesinden kaygı duyduğunu, o yüzden de Tahran hükümetine baskı ya da yaptırım yapmak yerine bu ülkeyle görüşme yolunun seçilmesini savunduğunu söyledi.

Toplantıda söz alan İran uzmanı Alex Vatanka ise, Tahran ve Ankara arasındaki yakınlaşmayı, iki ülkenin de çıkar sağladığı bazı ortak unsurlara bağladı. Vatanka iki ülkenin de Kürt militanlarla mücadele ettiğini, ticaret ve enerji işbirliği alanında kazanımlar elde ettiğini söyledi.

İran ve Türkiye arasındaki ticaret hacminin on yılda bir milyar dolardan on milyar doların üzerine çıktığını kaydeden uzman, bu yakınlaşmanın iki tarafın da yalnızca İslamcı eğilimlerine bağlanamayacağını belirtti. Ortadoğu Enstitüsü uzmanı Vatanka, Türkiye ve İran’ın ikili ilişkilere daha gerçekçi yaklaştığını ve Sünni-Şii farklılıklarının bunu engelleyemeyeceğini savundu.

Bununla birlikte bir başka uzman, son dönemde ilişkilerini arttıran Türkiye-İran arasında potansiyel gerginlik yaşanabileceğini, ilişkinin sürekli devam edemeyeceğini öne sürdü. İsrail’in eski Washington Büyükelçisi İtamar Rabinoviç, Ankara ve Tahran’ın bölgede aynı anda egemenlik kurmak istediğini, iki ülkenin de tam olarak ortak çıkarlara sahip olmadığını savundu.

Türkiye ve İsrail arasında son dönemde gerginleşen ilişkileri de değerlendiren eski büyükelçi Rabinoviç, İsrail’in son dönemde bölgede yeni ittifak arayışı içinde olduğunu ve bir seçeneğin de Yunanistan olduğunun altını çizdi.

İtamar Rabinoviç ayrıca Türkiye’nin geçmişte İsrail ve Suriye arasında yürüttüğü arabuluculuk çabalarını, bundan sonra Amerika’nın devam ettirmesi gerektiğini savundu. Suriye’nin de Washington’la yakınlaşmak için Amerika’nın arabuluculuğunu tercih edeceğini söyleyen eski İsrailli diplomat, Türkiye’nin hala bu süreçte rolü olabileceğini, ama bir yandan Hamas’a destek vererek, bir yandan da İsrail ve Suriye arasında arabuluculuk yapamayacağını kaydetti.

İlgili bağlantılar

XS
SM
MD
LG