Erişilebilirlik

Ortadoğu Barış Dörtlüsü'nün Görüşmesinden Sonuç Alınamadı


Amerika Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, dün gece geç saatlerde Barış Dörtlüsü’nün temsilcilerini Washington’da ağırladı

Amerika Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, dün gece geç saatlerde Barış Dörtlüsü’nün temsilcilerini Washington’da ağırladı

Ortadoğu Barış Dörtlüsü, İsrail ve Filistinliler arasındaki doğrudan görüşmeleri yeniden başlatma çabalarından sonuç alamadı.

Amerika Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, dün akşam geç saatlerde Barış Dörtlüsü’nün temsilcilerini Washington’da ağırladı. Görüşmeye Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon, Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov ve Avrupa Birliği’nin Dış Politika temsilcisi Catherine Ashton katıldı.

Görüşmelerden sonra bir açıklama yapılmadı. Ancak Amerikalı yetkililer görüşmeleri yeniden ilerletme konusunda büyük görüş ayrılıkları bulunduğunu ve daha çok çaba sarf edilmesi gerektiğini söyledi.

Görüşmeden önce açıklama yapan Amerika Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Victoria Nuland, Ortadoğu Barış Dörtlüsü’nün amacının, Filistin tanınma için Eylül ayında Birleşmiş Milletler’e başvurmadan önce tarafları görüşme masasına getirmek olduğunu söyledi.

Amerika ve İsrail, Filistin’in devlet olarak tanınmak için Birleşmiş Milletlere başvurma kararını tek yanlı adım olarak niteliyor.

İsrail ve Filistin arasındaki doğrudan görüşmelerse geçen Eylül ayından bu yana kesilmiş durumda. İsrail işgal altındaki topraklarda yerleşim inşaatlarını sürdürme kararı alınca Filistinliler görüşmeden çekilmişti.

Aaron David Miller

Aaron David Miller

'Tarafların Sorunları Çözmek İçin Stratejisi Yok'

Amerika’nın Sesi’nden Jeffrey Young’ın sorularını yanıtlayan, Wilson Merkezi uzmanlarından Aaron David Miller’a göre İsrail ve Filistinlileri görüşme masasına getirmenin yolu temel görüş ayrılıklarını çözmekten geçiyor, ama kimsenin bu görüş ayrılıklarını çözmek için belli bir stratejisi bulunmuyor:

"Bu görüş ayrılıkları Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas’la İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu arasında. Bunlar sınır güvenliği, Kudüs’ün statüsü ve mültecilerin durumuyla ilgili. Bu sorunların çözümü şu anda da, gelecekte de zor görünüyor. Buna ek olarak İsrail’in Yahudi yerleşimleri, Filistinliler’in Birleşmiş Milletler’e tek yanlı olarak tanınma başvurusunda bulunması ve Gazze filosu gibi etkenler de ekleniyor. İsrail, Filistinliler ve Amerika, bir anlaşmaya varmak için bu temel sorunlar üzerinde zorlu kararlar almadıkça daha çok felaketler yaşanabilir. Barış süreci sapar, şiddet olayları patlak verir. Şu anda hiç kimse bu temel görüş ayrılıklarını çözmeye hazırlıklı görünmüyor."

Wilson Merkezi’nden Aaron David Miller da Amerika’nın Filistinlilerin bu girişimlerini yumuşak diplomasiyle önlemeye çalıştığını belirtiyor:

"Burada iki ayrı konu var var. Biri Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun Filistin devletini tanıyacak karar alması. Yani örgütün 192 üyesinin çoğu Filistin devletini tanıyacak. Birleşmiş Milletler Filistin devletini tanısa da onlara egemenlik veremez. Üyelik verebilir ama bu da Güvenlik Konseyi’nin en az dokuz üyesinin onayından geçmeli. Eğer daimi üyelerden biri veto ederse Filistin örgüte üye olamaz. Filistin’i mevcut gözlemci statüsünden üyelik statüsüne getirmekten söz ediyoruz. [Daimi üyelerden] Amerika’nın her halikarda böyle bir şeyi onaylayacağından kuşku duyarım. Sonuçta Filistinliler günün sonunda bir şey kazanmayacak. Egemenliklerini kazanmış olmayacaklar. Egemenlik görüşmeler yoluyla ya da savaşla alınır. Egemen devletler böyle doğar. Birleşmiş Milletler’in emir ve dayatmalarıyla doğmaz. Egemenliği belli bir ortamın sağladığı koşullar çerçevesindeki yönetme kapasitesi belirler."

XS
SM
MD
LG