Erişilebilirlik

"Türkiye Onkoloji ve Radyolojide Çok İlerde"


"Türkiye Onkoloji ve Radyolojide Çok İlerde"

"Türkiye Onkoloji ve Radyolojide Çok İlerde"

Profesör Dr. Adnan Kabaalioğlu'na göre, Türkiye, hem kanser tedavisinde, hem de radyoloji alanında, Avrupa’nın en iyi ülkeleriyle kıyaslanabilir düzeyde

Profesör Dr. Adnan Kabaalioğlu, Amerika'nın Sesi'nin sorularını yanıtladı ve radyolojinin önemini vurguladı. Neolife uzmanlarından olan Profesör Doktor Kabaalioğlu, 27 yıllık doktor ve doğru teşhis ve doğru tedavinin önemini vurguluyor ve doktorlara büyük sorumluluk düştüğünü söylüyor. Profesör Dr. Kalaalioğlu, Hülya Polat'ın sorularına şu yanıtları verdi:

HP- Onkolojide radyolojinin önemi nedir?

AK- Radyoloji; röntgen filmleri, ultrason, tomografi ve MR gibi yöntemleri kullanarak, insan vücudunun hemen hemen tüm bölgelerini detaylı bir şekilde görüntüler ve bu yolla hastalıkların teşhisi ile tedavi takibinde çok önemli bir rol üstlenir. Hemen tüm tıp branşları için görüntülemenin spektrumu giderek genişlemektedir. Bu genişleme, onkolojide daha da belirgindir; kanserin erken teşhisinde ve hastaların tedavileri sırasında sık olarak, ultrason, tomografi (BT), PET-BT ve MR ile hastalığın seyri konusunda çok değerli bilgiler elde edilir. Bu yöntemler, hastalığın iyileşme derecesini gösterir ve hatta hastanın tahmini yaşam süresi gibi sorulara da cevap verebilir.

Diğer yandan, girişimsel radyoloji kapsamında, bazı uygun hastalarda, klasik ameliyatlar yerine, görüntüleme kılavuzluğunda çeşitli tümörlerin hem teşhisi konur (iğne biyopsileriyle), hem de tedavisi yapılabilir. Örneğin bazı karaciğer, akciğer ve böbrek tümörleri, ameliyatsız, lokal anestezi ile iğneler sayesinde yakılarak yok edilebilir veya çok ince iğne ve kateterlerle, kasık damarlarından girilerek, özellikle karaciğer tümörlerine yönelik yoğun-odaklanmış çeşitli tedaviler uygulanabilir.

HP- Meme görüntülemede hangi tetkik tanı koymada en etkilisidir?

AK- Bu soru, hastalar ve hatta birçok branştaki doktor tarafından da sıkça merak edilir ve tartışılır. Sorunun tek ve basit bir cevabı yoktur. Çünkü kanser taramada, yani, hiçbir hastalığı olmadan kontrole gelen 40 yaş üstü bir bayandaki sessiz-ele gelmeyen bir erken dönem meme kanserini yakalamada, mamografi rakipsizdir. Ancak, 40 yaş altındaki genç bir bayanın elle hissettiği bir meme kitlesini değerlendirmede ultrason genellikle daha üstündür. Kistik (sıvı içerikli), solid (katı yapıda) kitleleri ayırt etmede ve solid kitlelerin, iyi huylu mu, kötü huylu mu olduğuna karar vermede ise ultrason çok değerlidir. Son yıllarda, MR da, meme sorunlarının bazılarında ve kanserin yaygınlığının gösterilmesinde, ultrason ve mamografiye katkı yapabilen bir görüntüleme yöntemi haline gelmiştir.

Sonuç olarak, her üç yöntemin de (mamografi, ultrason, MR) değeri ayrıdır ve genellikle birbirlerini tamamlayan yöntemlerdir.

HP- Bu tetkikin ne kadar sıklıkta yapılmasını önerirsiniz?

AK- Mamografinin, meme kanseri açısından, 40 yaş üstü bayanlarda, tarama yöntemi olarak kullanılması ve her yıl çekilmesi konusunda, genel olarak fikir birliği sağlanmıştır. Çünkü 1950-60’lı yıllardan beri süren, birçok uzun soluklu çalışmada, taramanın, meme kanserine bağlı ölümleri %30 azalttığı gösterilmiştir. Buna itiraz eden bilim adamlarının büyük bir kısmı, taramanın her yıl değil, 2 yılda bir yapılması veya 50 yaşından sonra başlanması gerektiğini söylerler; yani taramanın faydasına inanırlar, ama sıklığı konusunda farklı düşünürler.

HP- Bu tetkikler sırasında vücudun maruz kaldığı radyasyon tehlikeli mi?

AK- Mamografi ile alınan radyasyon dozu çok kontrollü bir şekilde verilir ve radyasyon konusundaki yaklaşık 100 yıllık tecrübemiz, bu düzeydeki dozların zararı olabildiğine dair hiçbir kanıtın olmadığı yönünde.

Doğal şartlarda, her insan, yılda ortalama 2.5 mSV birimi kadar radyasyona maruz kalır. Bu radyasyon, havadan, topraktan ve sudan gelir. Bir mamografi çekimi ile ortalama olarak, bunun yaklaşık yarısı kadar 1.5 mSV birim radyasyon alınır ki, bu da ihmal edilebilir bir dozdur.

HP- Türkiye’de kanser tedavisinde gelinen nokta nedir? Radyoloji alanında Türkiye dünya sıralamasında nasıl bir yere sahip?

AK- Türkiye, hem kanser tedavisinde, hem de radyoloji alanında, Avrupa’nın en iyi ülkeleri ile kıyaslanabilir düzeydedir. Birçok Avrupa ülkesinden ve komşumuz olan ülkelerin hepsinden çok daha üst seviyede olduğumuzu biliyoruz. En büyük sorunlar, yardımcı destek elemanları eksikliği ve artan nüfusa cevap verebilecek kaliteli teşhis ve tedavi mekanları konusundadır.

HP- Doktorluk çok özveri gerektiren bir meslek. Sizce işinizin en zor tarafı nedir?

AK- 27 yıllık doktorum. Bir radyoloji uzmanı olarak işimin en zor kısmı, tetkik taleplerine (yani ultrason, tomografi ve MR istemlerine) hem zamanında, hem de kaliteli şekilde cevap verebilmek.

Hastanın sorununun nerden kaynaklandığını bulmak, yani hastalığın teşhisi bazen çok zor olabilir; bu hem bizi, hem de ilgili diğer doktorları tedirgin eder.

HP- Doktorluk çok da zaman alan bir meslek. Yoğun çalışma temponuz içinde kendi sağlığınıza özen gösterir misiniz? Neler yaparsınız?

AK- Eski basketbolcuyum. Fırsat buldukça basket-voleybol oynamak, yürüyüş yapmak, yüzmek ve senede birkaç kez kayak yapmak isterim. Herkes için önerdiğimiz bazı basit kan tetkikleri ve yaşa uygun kontrolleri, kendim de, özellikle 40 yaş sonrasında 6 aylık aralarla yapmaktayım.

HP- Çok teşekkür ederiz.

Profesör Dr. Adnan Kabaalioğlu’nun Özgeçmişi

"Türkiye Onkoloji ve Radyolojide Çok İlerde"

"Türkiye Onkoloji ve Radyolojide Çok İlerde"


1959 yılında İnebolu’da doğdu. 1964 yılında İstanbul’a taşındı, ilköğrenim sonrasında, 1978’de Darüşşafaka Lisesini, 1984’te Çapa Tıp Fakültesi’ni bitirdi. Öğrencilik döneminde, Yunanistan ve İsveç’te birer ay süreyle Dahiliye ve Radyoloji stajları yaptı. Mecburi hizmetini 2,5 yıl süreyle Balıkesir-Gökçeyazı’da yaptı.

1988-1992 yıllarında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı’nda ihtisas yaptı. Radyoloji ihtisası sırasında, altı ay süreyle YÖK bursu ile Harvard Üniversitesi’ne bağlı Massachusetts General Hospital’da abdominal ve girişimsel radyoloji eğitimi aldı. Ayrıca, uzmanlık döneminde de İngiltere’de Londra Üniversitesi, Guy’s Hospital’da Girişimsel Radyoloji Bölümü’nde görev yaptı.

1988-2011 arasında, 23 yıl Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı’nda çalıştı. 2009-2011 arasında, Girişimsel Radyoloji Bilim Dalı Başkanlığı’nı yürüttü. Ulusal dergilerde 30, uluslararası dergilerde yayınlanmış 36 adet yayını var. Şu anda Neolife Tıp Merkezi’nde çalışıyor.

http://www.neolife.com.tr/#

XS
SM
MD
LG