Erişilebilirlik

Obama'nın Dış Politikasına Eleştiri

  • Luis Ramirez

Başkan Obama’nın dış politikası büyük eleştirilere hedef oluyor. Bu eleştirileri yapanlar yalnızca muhalefetteki Cumhuriyetçi Partililer, muhafazakar kesimler değil. Siyasetin merkez kesimlerinden de Obama’nın dış politikasını yetersiz, zayıf ve içe dönük bulanlar var

Washington’un yaptırım uyarısına rağmen Rusya desteğindeki kuvvetler Ukrayna topraklarını kısmen işgal etti. Suriye ve Mısır karışıklıklarla boğuşuyor. Çin kıta sahanlığı ve toprağını genişletme çabasında. İsrail-Filistin barış süreci tıkandı. Bu sorunlar arasında kalan Obama’nın dış politikası ateş altında.

Asya ülkelerine yaptığı son ziyarette Başkan Obama’dan, doktrinini açıklaması istendi: “Dış politikamıza yönelik eleştirileri en çok, askeri güç kullanmadığımız için alıyoruz. Benim anlamak istediğim şey, askerlerimize ve bütçemize dev bir bedel ödettiren on yıllık savaştan çıktıktan sonra neden herkes askeri güç kullanmamızı bu kadar çok istiyor?”

Kamuoyu yoklamalarına göre, Amerikalılar’ın hepsi dış çatışmalara asker gönderme taraftarı değil.

Ancak Amerika’da yine çok sayıda kişi, küresel krizlerin çözülmesi ve demokrasinin teşvik edilmesini destekliyor: “Kahire’ye yeni bir başlangıç için geldim.”

Başkan Obama, 2009 yılında Kahire’de yaptığı konuşmasında, Ortadoğu’da demokratik değişime destek sözü vermişti: “Hiçbir ulusa, bir diğeri tarafından yönetim biçimi empoze edilemez. Ancak bu benim, halkların iradesini yansıtan yönetimlere verdiğim desteği de azaltmaz.”

Obama’nın ziyaretinden iki yıl sonra Arap Baharı eylemleri başladı. Önce Mısır, sonra Suriye kaosa sürüklendi.

Suriye’de kimyasal silahların kullanılmasından sonra ‘kırmızı çizgi’ uyarısını yerine getirmeyen Obama yönetiminin imajı sarsıldı. Güvenlik uzmanı Michael O’Hanlon, Amerika’nın krize müdahale etmesinin beklenmediğini söylüyor: “Yönetim, Irak ve Afganistan’daki zorlu deneyimlerin ardından hem korku, hem de rahatsızlık içinde. Çaresizce Suriye’deki olası bir müdahalede küçük de olsa bir rol almaktan kaçınıyor.”

Tüm zorluklarına rağmen Obama yönetimi İsrailliler ve Filistinliler’i barıştırmak için yeni bir girişim başlattı. Ama girişim sonuç vermedi. Uzman Elliott Abrams şu değerlendirmeyi yapıyor: “Amerika’nın bunu denemesi gerektiği yönünde bir kanı vardı. Dışişleri Bakanı John Kerry’nin bu işe verdiği emek çok takdir topladı. Ama ben bu girişimin bir hata olduğunu düşünüyorum. Amerika’nın başarısızlığa uğraması iyi bir şey değil. Çünkü bu, karşı koyanları ve görüşlerimize değer vermeyenleri cesaretlendiriyor.”

Şu anda Obama yönetiminin karşısındaki en büyük risk, belki de potansiyel başarı, İran’ın nükleer silah yapmasını önleyecek tarihi bir anlaşma imzalamayı başarmasında yatıyor.

Başkan Obama seçim kampanyasını, dünyadaki çatışmalardan el çekip kendi ülkesinde ulus inşa etmeye odakladı. Bu kararın yerinde olup olmadığına tarih karar verecek.
XS
SM
MD
LG