Erişilebilirlik

'Obama'dan Diplomasi Miras Kalacak'

  • Aru Pande

2015, Başkan Obama için diplomaside son derece yoğun bir yıl oldu. Amerikan bayrağı yarım yüzyıl sonra ilk kez Havana’daki büyükelçilikte dalgalanırken, İran’la yapılan nükleer anlaşma yürürlüğe girdi.

14 Temmuz sabahı İran’la yapılan anlaşmayı duyuran Obama, ”Bu anlaşma, diplomasimizin, hem Amerika’yı hem de tüm dünyayı daha güvenli hale getirecek anlamlı değişiklikler yapmamızı sağlayacak nitelikte olduğunu gösteriyor” dedi.

Obama, görev süresinin son yılına giren bir Amerikan başkanı için diplomaside alışılandan daha aktif bir rol oynadı. Başkan, Amerika’nın Ortadoğu, Asya ve Latin Amerika’daki rolünü etkileyecek hamleler gerçekleştirdi.

Brookings Enstitüsü Dış İlişkiler Programı Direktörü Bruce Jones, gelecek yıl İran, Küba ve Ukrayna’da durum düzeldiği takdirde Obama’nın iddialarının doğru çıkmış olacağını söylüyor. Yani başkanın dediği gibi Amerika’nın siyasi hamleleri ve diplomasinin fark yarattığı kanıtlanmış olacak.

Küresel Girişimler

Küba, İran ve Trans-Pasifik Ticaret Anlaşması’nın başarılı olup olmadığını değerlendirmek için aylar, belki de yıllar geçmesi gerek.

Ancak Brookings Enstitüsü Dış İlişkiler Programı Direktörü Bruce Jones, Obama’nın küresel iklim değişikliğiyle mücadele için dünyayı harekete geçirmesinin ve Pekin’le karbon salınımını azaltmak için uzlaşmasının daha kısa sürede etkili olacağını söylüyor. Paris’teki zirveye katılan 200 ülke, iklim anlaşmasına imza attı.

Brookings Enstitüsü uzmanı Jones, dünyada en çok karbon salımı yapan iki ülke arasında ulaşılan ikili anlaşmanın küresel müzakereleri etkilediğini ve büyük oyuncuların liderliğinin önemini ortaya koyduğunu belirtiyor.

Trans Pasifik Ticaret Anlaşması’nın 12 ülke tarafından imzalanması da önemli bir dış politika zaferi olarak görülüyor. Anlaşmanın Amerika’nın Asya-Pasifik bölgesindeki ekonomik ilişkileri için büyük önemi olduğu düşünülüyor. Ancak bu 12 ülkenin hala kendi içinde anlaşmayı yasalaştırması gerekiyor.

Başkanın 2016 yılında Çin’le gerilimi tırmandırmadan bölgedeki etkisini arttırması için dikkatli bir siyaset izlemesi gerekiyor. Güney Çin Denizi’yle ilgili sorunlar ise devam ediyor.

Önümüzdeki ay Asya-Pasifik ülkeleri liderlerine California’da ev sahipliği yapacak olan Obama, bölgede Amerika’nın ekonomik ve güvenlik açısından liderliğini pekiştirmek istiyor.

Terör Tehditleri

2015 diplomasi odaklı geçse de Ortadoğu’daki gelişmeler, Obama’nın ardında bırakacağı başkanlık mirasını tehdit etmeye devam ediyor.

Libya ve Yemen’da karışıklık sürerken, IŞİD’in Irak ve Suriye’deki varlığı da devam ediyor. Göreve Ortadoğu’da Amerikan varlığını sonlandırmak amacıyla gelen Obama, şimdilerde kendini bölgesel çatışmaların tam ortasında buluyor. 2017’e göreve başlayacak yeni başkan da bu bölgedeki sorunları devralacağa benziyor.

Amerika İlerleme Merkezi uzmanı Vikram Singh, Ortadoğu’daki gelişmelerin ve terör sorununun yalnızca El Kaide kaynaklı olmadığını, bölgede ülkelerin dağıldığını ve önemli olanın Amerika ve dünyanın buna nasıl karşılık vereceği olduğunu söylüyor. Uzman, kimsenin bölgede ne yapılması gerektiği ile ilgili sihirli formüle ulaşamadığını belirtiyor.

Suriye’de savaş, kafa kesme ve mültecilerin Avrupa’ya akın etme görüntülerine rağmen Amerikalılar’a son derece uzak geliyordu. Ancak 2 Aralık’ta San Bernardino kentinde 14 kişinin ölümüyle sonlanan saldırı, bunu değiştirdi.

Halk arasında düşük desteğe sahip olan Obama, saldırı sonrasındaki haftaları, Amerikalılar’a tehdidin var olduğunu ancak üstesinden gelineceğini ve kendilerini güvende hissetmeleri gerektiğini söyleyerek geçirdi.

6 Aralık’ta halka seslenen Obama, terör tehdidinin yeni bir şekil aldığını, ülkenin 11 Eylül gibi karmaşık terör saldırılarını önlemekte daha becerikli hale geldiğini, bu nedenle de teröristlerin Amerika’da son derece sık rastlanan kitlesel silahlı saldırılara yöneldiğini ifade etti.

Bazıları Başkan’ın insansız hava aracı ve özel kuvvetler kullanımını arttırmasının ve ülke içinde güvenliğe önem vermesinin yeterli olmadığını düşünüyor.

Bruce Jones, Başkan Obama’nın, selefi George W. Bush’un tam aksi biçimde daha fazla diplomasi, daha az güç kullandığını düşünüyor.

Jones, IŞİD’e ya da Suriye’ye yönelik yaklaşımda daha ciddi bir askeri strateji olmadan sorunların çözebileceğini düşünmenin hayal gücünü zorladığını belirtiyor. Uzman, “Askeri güç kullanmak istemiyorum, bu nedenle elimden gelen başka şeyi yapacağım derseniz elinizdeki en önemli araçlardan birinden mahrum kalırsınız” diye konuşuyor.

Suriye ya da Irak’ın karadan işgalini savunmadığını belirten uzman, buna rağmen ilk günden itibaren daha saldırgan bir siyaset izlenmesi gerektiğini söylüyor.

Ancak Vikram Singh, ilk günden itibaren daha ciddi bir müdahale yapılsaydı bile bugün Ortadoğu’nun farklı görüneceğinden emin değil.

“Irak’ta daha uzun kalsaydık, Esat’ı daha erken bombalasaydık” gibi sözlerin sarf edebileceğini söyleyen uzman, bunlar yapılsaydı bile çok daha uzun soluklu ve zor bir durumla karşı karşıya kalınmayacağından emin olamayacağımızı ifade ediyor.

Zorluklar ve Diplomatik Girişimler Miras Kalacak

Singh, Amerikan dış politikasının genelde hükümetten hükümete miras kalarak geliştirildiğini söylüyor. Uzman, tüm gürültüye rağmen bir sonraki başkan ister Cumhuriyetçi, ister Demokrat olsun, Obama’nın önemli küresel girişimlerinin iptal olmasının düşük bir olasılık olduğunu söylüyor.

Amerika İlerleme Merkezi uzmanı Singh, 2017’de göreve gelecek başkanın çok kısa sürede iktidarının sınırlarını keşfedeceğini ve dünya sorunlarının tek taraflı olarak çözülemeyeceğini fark edeceğini söylüyor.

XS
SM
MD
LG