Erişilebilirlik

Özcan: “Kuzey Suriye’deki Durum, PKK İçin Fırsat Alanı Yarattı”


TEPAV Uzmanı Nihat Ali Özcan

TEPAV Uzmanı Nihat Ali Özcan

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı TEPAV uzmanı Nihat Ali Özcan, Türk yetkililerin Suriye’nin kuzeyinde terörist bir yapılanmaya izin verilmeyeceği yolundaki açıklamalarının ciddi bir risk öngörüsünden kaynaklandığını söylüyor. Amerika’nın Sesi Türkçe Bölümü’nün sorularını yanıtlayan Nihat Ali Özcan şu yorumda bulundu:

“Suriye’nin kuzeyinde terörist bir yapılanma olması özellikle coğrafi açıdan baktığımız zaman merkezi otoritenin ne kadar zayıfladığıyla ilgili bir konu olduğunu görüyoruz. Eğer şu anda Suriye’deki durumda gördüğümüz gibi, Şam yönetimi meşruluğunu ve bu anlamda da denetimini kaybettiği için doğal olarak bölgede şu anda merkezi otorite yok. Bu merkezi otorite, ortaya çıkan yeni politik ortam gereğince PKK’ya eğilimli ve PKK tarafından desteklenen bir yapı tarafından büyük bölümüyle kontrol altına alındı. Dolayısıyla da bu coğrafi pozisyon ve bu bölgedeki yeni imkanlar PKK’nın hareketliliğini arttıracak ve daha aktif hale gelmesine imkan sağlayacak bir fırsat alanı yarattı, yeni bir pencere açtı. Dolayısıyla da Türkiye’nin durumdan kaygı duyması yadırganmamalı. Türk yetkililer bölgede terörist bir yapılanmaya izin vermeyeceklerini bu nedenle söylediler. Görünen o ki, önümüzdeki süreçte böyle bir risk, yeniden bir merkezi hükümet oluşuncaya kadar var. Dolayısıyla da Türk yetkililer bundan dolayı kaygılılar.”

TEPAV uzmanı Nihat Ali Özcan, Türkiye’nin Suriye’deki Kürtler’in durumlarını iyileştirme çabalarına karşı olmadığını, PKK’yla ilgili yeni faaliyetler oluşmasından kaygılandığını belirtti. Özcan, konuya şöyle açıklık getirdi:

“Şimdi öncelikle şunu söyleyeyim. Gerek Başbakan gerek Dışişleri Bakanının açıklamalarında altı çizilen husus, Suriye’deki Kürt orijinli insanların bireysel veya grup hakları konusundaki pozisyonlarının iyileşmesi veya düzelmesine karşı olmadıkları. Karşı olduklarını söyledikleri nokta, Suriye’nin kuzeyinde PKK’yla ilgili bir faaliyetin olması. Yoksa buradaki Kürtler’in mevcut politik pozisyonlarının düzelmesi ya da daha iyiye gitmesinden dolayı duydukları bir endişe yok. Dolayısıyla da gerek Kuzey Irak’taki otonom bölge durumu gerekse şu anda kuzey Suriye’deki pozisyon tabii ki Türkiye’nin içinde devam eden Kürt meselesiyle ilgili tartışmalar birbiriyle etkileşim halinde. Ve doğal olarak bu konuya eğilimli olanlar da beklentileri konusunda çıtayı biraz daha yükselterek her bir bölgedeki politik gelişmelerin sonuçta ortak bir noktaya doğru gideceği konusunda beklentileri var. Ama her ülkenin kendi politik şartları, merkezi otoritenin tutumu, kendi siyasal sistemlerine Kürtler’i dahil etme kapasitesi açısından baktığımızda tabii ki bir takım farklılıkları olacak. Bu bağlamda da Türkiye de biraz daha farklı bir yol izliyor doğal olarak.”

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı TEPAV uzmanı Nihat Ali Özcan, Türkiye’yle Irak arasındaki ilişkileri de şöyle değerlendirdi:

“Kuzey Irak’la Türkiye yönetimi arasında oldukça ilginç, hem bir taraftan birbirini destekleyen ama aynı zamanda da bir takım çelişkileri de içinde barındıran üst düzeyde bir ilişki biçimi var. Yani mesela ekonomik anlamda bakarsanız Kuzey Irak’la Türkiye arasında karşılıklı bir bağımlılık var, daha çok Türkiye’nin lehine olmak üzere. Kuzey Irak’ta Kürt yönetiminin karşı karşıya olduğu bir jeopolitik açmaz var. Bu jeopolitik açmazdan çıkışın en önemli yolu da Türkiye gibi görünüyor. Özellikle de petrol ve doğal gazın uluslararası pazarlara satılması konusundaki sorunların aşılması gibi. Bunun yanı sıra Türk hükümetinin son yıllarda izlediği Kürt politikaları da daha çok kendine dışarda partner olarak Barzani’yi seçtiğini gösteriyor. Fakat Suriye’deki son gelişmeler Barzani’nin tutumunun birdenbire PKK’yla işbirliğine doğru dönmüş olması görünen o ki Türkiye’de biraz kızgınlıkla beraber hayal kırıklığı yaratmış durumda. Barzani’nin de kendi bölgesinde bir takım sorunları var, içerde yönetim açısından. Öbür taraftan Türkiye’nin bir anlamı, önemi var Kuzey Irak’ta. Dolayısıyla ben Barzani’nin, merkezi Irak yönetimiyle karşı karşıya kaldığı krizi de göz önüne alarak bu konuda daha uzlaşmacı bir yol izleyerek Türk hükümetiyle uzlaşma yoluna gideceğini düşünüyorum.”

Hülya Polat’ın TEPAV uzmanı Nihat Ali Özcan’la yaptığı söyleşinin tamamını aşağıdaki ses dosyasından dinleyebilirsiniz:

XS
SM
MD
LG