Erişilebilirlik

Ne Kadar Ağrı Çektiğimizi Genlerimiz Belirliyor


Bazı ağrı türlerinin tedavisi için ağrı kliniklerinde çeşitli tedavi yöntemleri kullanılıyor

Bazı ağrı türlerinin tedavisi için ağrı kliniklerinde çeşitli tedavi yöntemleri kullanılıyor

Bilim adamları ağrıya duyarlılığa yol açan yüzlerce gen keşfetti. Uzmanlar özellikle bir ağrı genindeki ufak değişikliklerin ağrının ne kadar yoğun hissedildiğini etkilemede büyük rolü olduğunu ortaya çıkardı.

Uzmanlar vücudumuzdaki ağrıların aslında önemli bir biyolojik işlevi yerine getirdiğini söylüyor. Normal şartlar altında ağrı, hafif bir acı ya da batma hissi vererek kişinin tedbir almasına ve daha fazla zarar görmemesine yardımcı oluyor.

Ancak başka bir ağrı çeşidi daha var. Boston’daki Çocuk Hastanesi nörobiyoloji uzmanlarından Cliffrod Woolf, bu ağrıyı yangın alarmına benzetiyor. Woolf, “Yangın alarmının sürekli açık olmasına benzer bir ağrı çeşidi var. Bu hastalar kronik ve ısrarcı bir ağrı çekerler. Yani ağrı bir süre sonra başlı başına bir hastalık haline gelir. Bu durumda ağrının görevi uyarı olmaktan çıkar ve tıpkı ortada yangın yokken de çalışan bir yangın alarmı gibi işlev yapar” diyor.

Uzmanlar ikizler üzerinde yürütülen araştırmalarda insanların ağrıyı ne kadar hissettiklerini büyük oranda genetik mirasın belirlediğini görmüş.

Clifford Woolf, ekibinin, ağrıyı etkileyen genlerin incelendiği araştırmalarda meyve sineklerinde tıpkı insanlarınkine benzeyen 600 kadar potansiyel ağrı geni bulduğunu anlatıyor.

Uzmanlar araştırmalarda özellikle “alpha 2 delta 3” geni üzerine odaklanmış. 189 sağlıklı gönüllünün katıldığı araştırmada bu gen grubu içinde ya da gen grubunun bulunduğu noktada ufak DNA değişiklikleri görülen deneklerin acıya duyarlılıklarının azaldığı tespit edilmiş.

Uzmanlar ayrıca beli ağrıyan hastalar üzerinde yaptıkları incelemede nadir bulunan gen yapısına sahip hastaların cerrahi operasyondan sonra acıyı daha az hissettiklerini ortaya çıkardıklarını belirtiyor.

Woolf, ağrıya neden olan genlerin saptanmasının ileride ağrının ortaya çıkardığı semptomları tedavi edebilmek için bilim dünyasına yardımcı olacağını söylüyor. Woolf, “Sinir sisteminin zarar görmesiyle meydana gelen ağrı sözkonusu. Enfeksiyon hastalıklarından kaynaklanan ağrılar da bir başka ağrı çeşidi. Operasyon sonrası ağrılar da var. Bütün bu ağrılar değişik şekillerde ortaya çıkıyor. Bu ağrılara yönelik farklı ağrı kesiciler üretilebilmesi bu çalışmalar sayesinde mümkün olacak” diye konuşuyor.

Araştırmacılar zaman içinde genetik risk profilleri çıkarmanın mümkün olacağını ve cerrahi operasyon sonrası kimin kronik ağrı çekeceğinin belirlenebileceğini söylüyor. Böyle bir bilgi elde edilmesi hastaların operasyon olup olmamaya karar vermesini de kolaylaştırabilir.

İlgili bağlantılar

XS
SM
MD
LG