Erişilebilirlik

Muhalefet: Hükümet Saray Darbesi’ Program ‘Gazoz Reklamı’


TBMM’deki hükümet programı görüşmelerinde muhalefetten yöneltilen eleştirileri teamüller uyarınca dinlemeleri öngörülen Başbakan Binaili Yıldırım’ın yokluğu ve Bakanlar Kurulu’nun eksikliği dikkat çekti.

Görüşmelerde, muhalefetten hükümet programına “çizgi film, gazoz” gibi benzetmeler yapılırken; 65.Hükümet içinse “Saray darbesi ürünü” eleştirileri yöneltildi.

TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın yönettiği görüşmelerde, Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun birleşime katılmadığı gözlendi. AKP’liler, ilk dakikalarda yeni grup başkanvekilleri Mustafa Elitaş ile Mehmet Muş'u kutladılar.

Görüşmelerde, çok az sayıda bakan ve AKP’li vekil olması sıkça muhalefet konuşmacıları ve milletvekillerince eleştirildi. Ancak durum değişikliği yaşanmadı. Binali Yıldırım’ın salona döndüğü sırada, AKP’li Ramazan Can’ın milletvekili albümüyle partili vekilleri adeta yoklamaya tabi tuttuğu da görüldü.

TBMM Başkanı: ‘Kimse Türkiye’yi diktatörlüğe götüremez’

Meclis’teki hükümet programı görüşmeleri sırasında CHP’li Bülent Tezcan’ın laiklik ve yeni anayasa eleştirisi üzerine TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın açıklaması en dikkat çekici bölümü oluşturdu. Kahraman, “Biliyorsunuz, din, vicdan, fikir ve bu düşünceyi açıklama hürriyeti doğuştan vardır. Bunu ifade edebilmesi açısından güzel bir anayasa olmasını istiyoruz, hepimiz de bunu istiyoruz. Beyefendi de bir hukukçudur, onun da isteğinin o istikamette olduğuna inanıyorum. Elbette ki Kore gibi olamaz. Kimse Türkiye'yi diktatörlüğe götüremez. Bir Kuzey Kore düşünün, 1946'dan beri diktatörlüktedir. Ölür Kim İl Sung, oğlu gelir, o ölür, onun oğlu gelir. Bir de gelen başkan babası için üç gün ağlama mecburiyeti koyar, ağlamayanları hapse atar. Ya, böyle bir Türkiye'yi aklınıza nasıl getirebilirsiniz?” dedi.

Bu arada HDP’li Ertuğrul Kürkçü’nün, “Türkmenistan gibi olabilir mi?” sorusunu yönelttiği ve CHP’lilerce tepkiler gösterildiği gözlendi.

Kahraman, laiklik kavramı anayasada açıkça tanımlanmadığı gerekçesiyle “Istıraplar oldu, hapisler oldu, idamlar oldu, partiler kapatıldı” görüşünü de dile getirdi. Ancak tepkiler başlayınca demagojiye meydan vermemek gerektiğini söyleyen Kahraman, oturuma ara vererek konuyu kapattı.

CHP: ‘Davutoğlu ile Obama ile görüşmek isteyince’

Görüşmelerde, CHP adına Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan kürsüye geldi ve ilk önce TBMM’deki iktidardaki sayısal azlığa dikkat çekti. Tezcan, “Çok ilginçtir, Parlamento belki de tarihinde ilk defa bir hükûmet programını görüşürken bu kadar düşük profilli bir pozisyon aldı. Bu, herhalde, Hükümetin kuruluş sürecinde siyasi literatürümüze giren ‘düşük profil’ tartışmasından kaynaklanıyor. Böylesi bir hükümet değişikliğine kendi penceresinden, sanıyorum ki Türkiye Büyük Millet Meclisi de böylesi bir tepkiyi herhalde uygun görüyor” dedi.

Yeni hükümet kuruluşunu “Saray darbesi” olarak yorumlayan Tezcan, ABD Başkanı Barack Obama ile Davutoğlu arasında gerçekleşmediğini iddia ettiği görüşme nedeniyle “darbe” yaşandığını şu sözlerle ifade etti:

“12 Ocak 2016 Sultanahmet saldırısı, 11 vatandaşımız ölmüş; 17 Şubat 2016 Ankara'da Merasim Sokak saldırısı, 29 ölü; 13 Mart 2016 Güvenpark saldırısı, 37 ölü; 19 Mart 2016 İstiklal Caddesi’ndeki saldırı 5 ölü; 1 Mayıs 2016 Gaziantep saldırısı 3 ölü; toplu katliamlarla, toplu terör saldırılarıyla toplam 85 ölü. Şehit sayımız 519'u geçmiş. Hangi dönemde? 64'üncü dönemde. Bir tane bakan bile istifa etmemiş, Başbakan çıkıp istifa etmemiş. Yüzlerce ölümden siyasi sorumlu bir hükümet istifa etmemiş ama Davutoğlu bir hata yapmış: Saray’dan izinsiz Obama'yla görüşme telaşına düşmüş, randevuyu istemiş. İşte, gün, o gündür Davutoğlu'nun hallolduğu gün. Böyle bir çap, böyle bir anlayış, böyle bir demokrasi olur mu arkadaşlar?”

Tezcan anlattı, AKP’li Metiner ‘Biliyoruz’ dedi

Hükümet’in kuruluşunda bakanlar kurulu üye listesi ve görüşülen programı da Saray’ın zarf ile Binali Yıldırım’a verdiğini savunan Tezcan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eleştirerek, hükümet programındaki yeni anayasa talebine şöyle karşı çıktı:

“AKP’nin içerisinde operasyon yapıp hükümeti deviren ve yeni bir hükümet kuracak kadar siyasetin içine girmiş, teşne olmuş bir Cumhurbaşkanı var. Değerli milletvekilleri, bu, açık Anayasa'nın ihlalidir. Anayasa artık fiilen askıya alınmıştır. ‘Parlamenter sistem buzdolabındadır’ diyen bir cumhurbaşkanı var. ‘Yargı benim için ayak bağıdır’ diyen bir cumhurbaşkanı var. ‘Rejim fiilen değişmiştir’ diyor. Ya, Anayasa'yı ihlal suçu, anayasal düzeni ihlal etmek Türk Ceza Kanunu'nda özel olarak düzenlenmiş bir suçtur. Cumhurbaşkanı yaparsa ne olacak? Cumhurbaşkanı, tam da bulunduğu makam ve mevki nedeniyle bu noktada en etkili durumdaki kişidir ve gerçek anlamda sorgulanması ve cezalandırılması gereken birisi.”

Bu noktada AKP’li Mehmet Metiner’in ise, CHP’li Tezcan’ın söylediklerine ilişkin olarak “Bülent, başka bir şey söyle artık ya, bilmediğimiz yeni bir şey söyle ya! Bize bir faydan olsun” diye bağırması dikkat çekti.

Geçtiğimiz haftaki AKP 2. Olağanüstü Kongresi’nde Erdoğan’ın mesajı okunurken ayakta dinlenilmesini Kuzey Kore’deki bir fotoğraf karesiyle eşleştiren Tezcan, hükümet programındaki yeni anayasa talebine tepki gösterdi.

Programda yolsuzlukla mücadeleye rastlayamadığını da söyleyen Tezcan, ABD’deki Rıza Sarraf hakkındaki yargı sürecini gündeme taşıdı. Yargı konusu yanı sıra terörle mücadelede sürecini de ele alan Tezcan, yeni hükümette Yalçın Akdoğan ile Mahir Ünal’ın bakan yapılmamasına ilişkin de şunlara dikkat çekti:

“Devletin idari yapısını, terör örgütünün lideriyle oturdunuz, İmralı'da pazarlık yaptınız. Kandil'i de onay makamı yaptınız. Bütün bu sözleşmeler Kandil'e gitti devlet gözetiminde, onaylandı; geldi, onaylandı. Kandil'i onay makamı yaptınız, Dolmabahçe'de duvara tosladınız. İş Dolmabahçe'ye geldi, duvara tosladınız, olan da Yalçın Akdoğan'la Mahir Ünal'a oldu sanki bütün sorumluluk onlarınmış gibi, bütün bu süreç birlikte yönetilmemiş gibi; şimdi bakıyorum,hükümette yok, grup yönetiminde yok, parti yönetiminde yok.”

Tezcan, CHP Grubu’nun ret oyu vereceğini de sözlerine ekledi.

MHP: ‘Davutoğlu’na darbe yapıldı, program kopyalandı’

İlk sözü MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay aldı ve hükümet programını “gazoz” reklamına benzetti. Akçay, “Eskiden televizyonlarda bir gazoz reklamı vardı, "İmaj hiçbir şeydir, susuzluk her şey" diyordu,hükümet programı sanki bir gazoz reklamı gibi olmuş, buhükümet programı bir taraftan imaj cilalamaya çalışırken diğer yandan çelişkilerle, birbirini tekzip eden ifadelerle dolu. Bir taraftan tek adam yönetimine evrilecek başkanlığı savunurken diğer yandan hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığından bahsederek çelişkiye düşüyor, komik oluyor” dedi.

Ahmet Davutoğlu’nun başbakanlığındaki eski hükümet programını kopyala-yapıştır olarak bu programda gördüğünü kaydeden MHP’li Akçay, bu nedenle gerçekleştirilmiş vaatleri dahi yeni hükümet programında gördüğünü belirtti. Akçay, “Sayın Davutoğlu, 8 Nisan 2016'da bu Reform Tanıtım Toplantısı'nda hangi taahhütlerini gerçekleştirdiklerini açıklamıştı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde de biz de muhalefet olarak bu düzenlemelere destek vermiştik, gerekli katkıyı da sağlamıştık, diyorum ki herhalde siz Davutoğlu'na darbe planlarken bu işleri takip edemediniz” diye konuştu.

Yüzde 49,5 oyla 317 milletvekili kazanarak iktidar olan Davutoğlu'nun hükümetine 6 ay ömür verildiğini de söyleyen Akçay, “Davutoğlu'nun Başbakanlığı ve Genel Başkanlığı bırakma gerekçesi olarak söyledikleri tam bir darbe itirafıdır. Ne oldu? Kim, hangi hakla, hangi yetkiyle hükümetinizi bozdu? TBMM, saray bahçesi midir, saltanat kayığı mıdır?Hükümet Divanıhümayun’u mudur? ‘İstikrar’ diyerek ülkemizi getirdiğiniz nokta krizdir, kaostur. AKP döneminde artan terör saldırıları, her gün ciğerimizi yakan şehit haberleri, daha çok dış politika sorunu, daha fazla mülteci, daha fazla zam, daha fazla yüksek enflasyon, daha çok hukuk ihlali, daha diktacı ve şahsi bir yönetim, daha çok kaostan başka ne oldu? Vatandaşın sosyoekonomik durumu nedir, ekmeği daha ucuza mı alıyor?” sorularını yöneltti.

AKP’ye ‘Erdoğan anayasası’ önerisi

Türkiye’de “Saray iradesiyle hükümet darbesi” yapıldığını yineleyen Akçay, “Başkanlık adı altında sunduğunuz hayali önerilerde esas amacınız şahsi ve keyfi bir yönetime anayasal bir kılıf bulmaktır. Türkiye, kurum ve kurallarıyla yönetilmiyor. Türkiye, şahsi ve keyfî bir yönetim altındadır. Ülkemiz bir devlet ve yönetim krizi içindedir. AKP iktidarının hükümet etme ve devlet yönetme bilinci yoktur; Anayasa, kanun, hukuk hiç sayılmaktadır. İktidar sahipleri merdiven altı siyaset yapmaktadır. Yönetemeyenler kabahati kendinde arayacaklarına suçu sisteme ve Anayasa'ya yükleyerek sorumluluktan kaçmaya çalışıyorlar. Anayasa'yı veya sistemi günah keçisi ilan etmek, kanun ve kuralları yok saymak gayrimeşruluğun önünü açmaktır. ‘Devlet benim, kanun benim, tek güç benim’ demek anarşik ve kaotik bir zihniyettir” dedi.

AKP’nin toplumsal uzlaşıyla yeni bir anayasa istemediğini belirten Akçay, AKP’nin nasıl bir anayasa istediğini ise, şöyle anlattı:”

“Özü itibarıyla, şahsi ve keyfi yönetimi tesis edecek iki maddelik bir metindir: Madde bir; Erdoğan her zaman haklıdır. Madde iki; Erdoğan'ın haksız olduğu durumlarda 1'inci madde geçerlidir. Bir düşünür şöyle diyor: ‘Bir insanın istediğini yapmasına engel olacak bir derdi varsa, hatta karnı bile ağrıyorsa bunun için dünyaya yeni bir nizam verilmesi gerektiğine inanır.’ İşte, başkanlık takıntınızın altında yer alan zihniyet budur.”

Terör olaylarını da anımsatan Akçay, “Ülkemiz terör örgütlerinin cirit attığı bir ülke hâline gelmiştir. 20 Temmuz 2015'ten beri 496 şehidimiz, 2 bin 595 vatandaşımız yaralanmıştır” bilgisini de paylaştı.

MHP Grubu’nun güven oylamasında ret oyu kullanacağını da açıklayan Akçay, gerekçesini de “Vatandaşlarımızın sorunlarına çözüm yok, ekonomide yapısal sorunlara çözüm yok, kapsamlı ve kararlı bir şekilde devlet politikası haline gelmiş bir terörle mücadele yok, devletin bekası, milletin birliği yok; var olan, şahsi ve keyfi bir yönetimdir. Bu programda şahsi ve keyfî yönetimi tesis etme gayreti vardır” diye ifade etti.

HDP: 'Kürtleri yok sayamazsınız'

HDP Grubu adına söz alan Meral Danış Beştaş da, hükümet sürecini “çizgi film” yapımına benzetti. Beştaş, “Hükümet programı nasıl hazırlandı, nasıl ortaya çıktı, bu yeni hükümet nasıl kuruldu, eski Başbakan Davutoğlu nasıl alındı, bütün bunları böyle adeta bir çizgi film modunda, hızında, hızlandırılmış bir şekilde yaşadık ve yani daha dün Davutoğlu Başbakan iken bugün Sayın Binali Yıldırım yeni Başbakan; kendisi de yok bu arada” dedi. Beştaş, hükümet programına sahibi konumundaki parti ve bakanlarca da ilgi gösterilmemesini aslında kıymetsiz olduğuna işaret olarak yorumladı.

Hükümet programı yerine Saray’ın fiili programını tartışmak gerektiğini kaydeden Beştaş, hükümet programında yeni anayasa ile vesayet karşıtı sistem kurulacağının yazıldığını belirterek, özetle şunları ifade etti:

“Şu anda yegane vesayet odağı saraydır ve bu vesayeti, dediğim gibi, vesayet edilenler de kabul edip övdükleri için bunu artık yine halkımızın takdirine sunuyoruz. Yeni anayasa derken aslında direkt şu anda saray baskısının, saray yönetiminin, başkanlık sisteminin getirilmesi ve otoriterliğin yükseltilmesidir. Bu nedenle halkın duygularıyla, özlemleriyle ve beklentileriyle âdeta alay edilmektedir.”

Milletvekilliği dokunulmazlığıyla siyasetteki temsil meselesini anımsatan Beştaş, “Türkiye'nin en önemli meselesinin Kürt meselesi olduğu gerçeği, HDP'li olsun olmasın, hangi siyasi düşünceden olursa olsun herkesin üzerinde mutabık olduğu bir meseledir. Kürt meselesi çözülmeden Türkiye demokratikleşemez, Türkiye demokratikleşmeden de Kürt meselesi çözülemez. Ama bu programda Kürt sorunu yok, yokmuş gibi davranmışlar. Çözüm sürecinden esame okunmuyor; sıklıkla etkin mücadele, terörle mücadele vurgusu yapılıyor” diye konuştu.

Yargıya güven duyulmaması, kadın hakları gibi pek çok başlıkta hükümet programını eleştiren Beştaş dış politikada da mezhepçi bir yaklaşımla hareket edildiğini söyledi. Beştaş’ın, “Aslında her sıfatı hak ediyor ama Dışişleri Bakanı Cumhurbaşkanımız bütün politikayı baştan sona belirliyor. Ve gerçekten, bu konuda sadece Kürt karşıtlığını söyleyeyim. Dış politikaya ilişkin olarak yazılan onca sözün içinde tek bir Kürt ifadesi geçmemektedir. En önemli ticari ortaklarından biri olan Kürdistan'ın adı bir kez programda yer almamaktadır. Kürt ve Kürdistan'ı bu kadar yok sayan bir anlayışın bölgesel ölçekte güçlü olması imkânsızdır” sözleri dikkat çekti.

Beştaş, hükümete güvenoyu vermeyeceklerini de açıkladı.

XS
SM
MD
LG