Erişilebilirlik

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, Cuma günü Türkiye’nin kredi notunu yatırım yapılabilir seviyenin altına indirdi. Moody’s, “Türkiye'nin yüksek boyutlu dış finansman ihtiyacına bağlı risklerdeki artışı ve borçlanma temellerinde, özellikle de büyüme ve kurumsal sağlamlıkta zayıflamayı” kararına gerekçe olarak gösterdi.

Cuma günkü kararın ardından ilk iki iş gününde Türk ekonomisinde kararın çok ciddi bir etkisi olmadı. Cuma günü 80.087’yi gören BİST Endeksi Salı gününü 77.163’ten kapatırken aynı gün Dolar karşısında 2.95 lira olan TL ise Salı günü 2.99’a yükseldi.

Hazine’nin Salı günü yapılan tahvil ihalelerinde %9,08 ve %5,54 birleşik faizle borçlanması da “Moody’s kararı piyasada negatif algılanmıyor” yorumlarına neden oldu.

Mehmet Şimşek: “Durmak yok reformlara devam”

Moody’s kararı sonrası “Rating kuruluşlarına vereceğimiz en iyi cevap yapısal reformları daha da hızlandırmak, mali disiplini korumaktır. Durmak yok reformlara devam” yorumunda bulunan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, tahvil ihaleleri sonrası yine twitter hesabından “Kredi notundaki düşüşe rağmen Hazine ihalelerine güçlü talep geldi ve faizler beklentilerden düşük. Türkiye'nin makro temelleri sağlam,” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başbakan olduğu dönemde –Gezi Olayları’nın hemen öncesinde- ABD’ye yaptığı gezi sırasında 16 Mayıs 2013’te Türkiye’nin notunu yükselten Moody’s, Erdoğan’ın yine ABD’de olduğu bir dönemde bu kez notunu düşürmesi özellikle Cumhurbaşkanı ve hükümete yakın çevreler tarafından “siyasi karar” olarak değerlendirildi.

Cemil Ertem: “Karar politik, Türkiye’ye siyasi saldırıların devamı”

Bu konuda en net ifadelerden biri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomi başdanışmanı Cemil Ertem’den geldi.

Anadolu Ajansı’na verdiği mülakatta Moody’s’in 21 Eylül’de yaptığı “15 Temmuz darbe girişiminin Türkiye ekonomisi üzerinde yarattığı şokun büyük ölçüde kaybolduğu” açıklamasına atıfta bulunan Ertem, buna rağmen yapılan not indirimini “Türkiye’ye yönelik siyasi saldırıların devamı” olarak değerlendirdi: “Moody's, olumlu açıklamalar yaptıktan sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD seyahati sonrası siyasi bir karar aldı. ABD'nin kendi içerisinde duruş farklılıkları var. Örneğin, Pentagon başka bir şey, ABD Dışişleri Bakanlığı başka bir şey söylüyor. ABD içerisinde tutarsızlık gözlemliyoruz. Buna bağlı olarak Türkiye'ye yönelik anlamsız, stratejik ortaklığa uymayan operasyonlar gözlemliyoruz. Moody's'in tavrı, bütün bu yanlış ve eksik bakışın bir bakıma ekonomik olarak ifade edilmesidir. Bu anlamda Moody's'in kararı sübjektiftir. Moody's'in not indirme kararı, iktisadi saiklerle alınmış bir karar değildir. Bu karar politiktir ve Türkiye'ye yönelik saldırıların bir devamıdır.”

Amerika’nın Sesi’ne konuşan ekonomist Mustafa Sönmez ise uluslararası kredi derecelendirme kuruluşunun verdiği kararın “siyasi” olduğu görüşüne katılmıyor.

Mustafa Sönmez: “Türkiye riskli ve kırılgan görünüyor”

Sönmez’e göre, dışarıdan bakıldığında Türkiye’nin riskli ve kırılgan görünmesi normal: “S&P, Fitch ve Moody’s yalnız Türkiye için değil dünya için önemli. Bunların görevleri rapor vermek, ülkeleri değerlendirmek. Siyasi kuruluş ya da STK değiller. Eğer yanlış notlarlarsa müşterilerine hem güvenilirliğini yitirirler hem de müşterilerini kaybederler. Bugün Türkiye’ye baktıklarında önlerini göremiyorlar. Çünkü yasama, yürütme, yargı arasındaki güç dengesizliği devam ediyor, Kürt meselesinde savaş hali devam ediyor, Türkiye, Suriye’de savaşa girdi orada neyle karşılaşacağı belli değil. Amerika ve Avrupa’yla ilişkileri gerilimli, Rusya’yla bekle-gör durumu var. Bu nedenle riskli ve kırılgan görünüyor.”

“Ekonomi protein değil karbonhidratla beslenen bir insan gibi”

700 milyar dolarlık bir ekonomi olan Türkiye’nin dış borç stokunun 420 milyar dolar ve bir yıl içinde çevirmesi gereken borcun 168 milyar dolar olduğunu belirten Sönmez, Türkiye’nin ihtiyacının kaliteli dış kaynak olduğunun altını çiziyor.

Sönmez, “Görünen o ki spekülatif nazlı sermaye Türkiye’ye gelecek. Evet dünyada adres arayan büyük montanlı sıcak para var. Bu not indirimlerine rağmen vur-kaç amaçlı bu sermaye Türkiye’ye gelecek. Ama bir metaforla söyleyecek olursak Türkiye için yaz bitti sonbahara başladı. Kış demiyorum çünkü krizsel bir durum yok. Ama artık dış kaynak bulmak maliyetli olacak. Büyüme de tüketime dayanacak. Ekonomi proteinle değil karbonhidratla beslenen bir insan gibi,” diyor.

Türkiye Sınai Kalkınma Bankası Başekonomisti Dr. Gündüz Fındıkçıoğlu da Türkiye’nin büyümesinin kamu yatırımları ve özel tüketimin teşvik edilmesiyle yapıldığına işaret ediyor.

Gündüz Fındıkçıoğlu: “%4,5'lik büyüme hedefi tutturmak mümkün değil”

Amerika’nın Sesi’ne değerlendirmelerde bulunan Dr. Fındıkçıoğlu, hükümetin %4,5’lik büyüme hedefinin gerçekçi olmadığını vurguluyor.

Dr. Fındıkçıoğlu , “%4,5 hedefi mümkün değil. Yatırım tarafı zaten duruyor, altı çeyrektir ihracattan katkı gelmiyor. Vatandaşın tüketmesi bir de kamu harcamasıyla ikinci çeyrekte %3,1’lik büyümeye oldu.Görüyorsunuz özel tüketimi canlandırmak için bir takım önlemler alınıyor. Hane halkı tüketime devam edebilsin diye kredi kartlarına konan bazı sınırlamalar kaldırılıyor. Hem uzun tatiller hem de darbe girişimi nedeniyle 3. çeyrekte muhtemelen 0 civarında bir şey çıkacak. Umutlar 4. çeyrekte. Zira yılsonu büyümenin %3,5 olması için son çeyreğin %5.5 olması lazım. Asıl önemli olan yeni iş yaratmak ve gelir yaratmak. Borcu yayarak tüketim yapmak acayip oluyor. Hane halkı borcu %5’lerden %55’lere geldi. Kesildi şimdi %65’lere geldi. Bunu yaparak geleceği ipotek altına almıyor muyuz?” dedi.

“Türkiye’nin Rakka operasyonuna girişmesi risk olarak algılanır”

TSKB Başekonomisti’ne göre, Türkiye’nin Suriye’de IŞİD’in kontrolünde olan Rakka veya El Bab’a yönelik operasyonlar gerçekleştirmesi uluslararası finans çevreleri nezdinde ekonomideki risk algısını daha da artırabilir: “Batı’dan bakıldığında Suriye’de yaşanan süreç ‘Ortadoğu bataklığı’ diye kodlanıyor. Suriye’deki olaylar 2011 Şubat-Mart aylarında başladı ve beş yılı aşkın süredir devam ediyor. Taşların oturması için bir beş yıl daha geçecek gibi görünüyor ki Irak’ta hala taşlar yerine oturmadı. Türkiye, ‘Biz girdik, üç ayda çözer çıkarız’ diye bakıyor olabilir ama büyük bir risk olarak algılanır.”

XS
SM
MD
LG