Erişilebilirlik

‘Almanya ekonomik bir güç olmasına karşın dış ve güvenlik politikalarında tam bir cüce!’, Almanya’nın Federal eski Savunma Bakanı Karl Theodor zu Guttenberg’in bu sözleri Berlin’in Suriye politikalarına ilişkin her geçen sertleşen tartışmaları çok iyi bir şekilde özetliyor.

Bir dönem ‘Merkel’in prensi’ olarak görülen ve 2011′de istifa edip Amerika’ya göç eden eski savunma bakanı gibi, Başbakan Angela Merkel’in ABD’nin Suriye’ye olası askeri operasyonu ile ilgili net tavır almamasını eleştirenlerin sayısı giderek artıyor ve iki hafta sonra yapılacak federal seçim öncesinde Merkel’le birlikte partisi CDU’yu da sıkıntıya sokuyor.

Başbakan Merkel, Suriye konusunda Batılı ülkelerin yanında olduğu sinyalini verse de, seçim galibiyetini tehlikeye atacak kesin kararlardan uzak durmaya çalışıyor.
En son geçen haftaki G-20 Zirvesi’nde ABD’nin hazırladığı ve kimyasal silah kullanılmasının kınandığı bildirgeye Başbakan Merkel başta imza atmamış, ancak Berlin’e döndükten sonra zirveye katılan diğer AB ülkelerinin imza attığını öğrenmesinin ardından tavrını değiştirerek belgeyi imzalama kararı almıştı.

Bugün çıkan Der Spiegel dergisinin konuyla ilgili haberi ‘Eşşiz Rezalet’ başlığını taşıyor ve Almanya’nın diplomatik açıdan büyük bir yara aldığını öne sürüyor. Yorumlarda Merkel’in 22 Eylül’deki genel seçimleri de göz önünde bulundurarak, Alman seçmene kendisini şiddet karşıtı olarak lanse ederken, uluslararası alanda ABD önderliğindeki savaş ittifakına mesafe koyarak taktik hatası yaptığı açık bir şekilde dillendiriliyor.

Merkel’in tavrını eleştirenler kervanına Federal Cumhurbaşkanı Joachim Gauck’da katıldı. Makamı gereği normal olarak güncel politik konulara yorum getirmeyen Gauck, ‘Avrupa’nın ekonomik açıdan en güçlü ülkesinin, uluslararası arenada belirleyici olmak yerine sadece bekleyen ve tepki veren konumda bulunması kabul edilemez’ şeklindeki açıklamasıyla Merkel’i sert sözlerle eleştirdi.

Merkel ise G-20 Zirvesi’ndeki tavrının doğru olduğunu ve Avrupa Birliği çatısı altında ortak bir tutum belirlemeyi tercih ettiği için önce imzalamama kararı aldığını açıkladı ve AB Dışişleri Bakanları'nın Wilna'daki zirvesinden önce imza atan Fransa, İtalya, İspanya ve İngiltere’yi bu yönde daha önce alınan kararı torpillemekle suçladı.

Suriye'yi kimyasal saldırı nedeniyle sert şekilde eleştiren ve Başkan Obama’nın inisyatifi ile oluşan metin, ABD ve söz konusu AB ülkelerinin yanı sıra, Türkiye, Japonya, Güney Kore, Suudi Arabistan, Avustralya ve Kanada tarafından da imzalandı.

Bu arada Berlin’de yapılan yorumlarda Merkel’in Suriye konusundaki tavrının 22 Eylül’deki genel seçimin sonucuna da yansıyabileceği belirtiliyor.
Gerçi Alman kamuoyunun büyük çoğunluğu Suriye’ye askeri müdahale tartışmalarında Alman ordusunun müdahalenin dışında kalmasını arzuluyor, ancak anketlere katılanlar Alman hükümetinin politik çözüm bulunması konusunda daha fazla gayret göstermesini istiyor.

Nitekim yapılan son kamuoyu araştırmalarına göre Almanya’da seçimlere iki hafta kala ana muhalefet Sosyal Demokrat Parti SPD’nin başbakan adayı Peer Steinbrück, ‘Almanya’da kim başbakan olsun?’ sorusuna verilen cevaplarda yüzde 35’e ulaşarak Angela Merkel ile arasındaki farkı yüzde 15’e kadar indirdi. Suriye tartışmalarına paralel Angela Merkel yüzde 2 puan kaybedip yüzde 50’ye inerken, partisi CDU ile SPD’nin arasındaki fark da azaldı. CDU oyların yüzde 40’ını alırken, SPD oylarını iki puan artıp yüzde 25’e yükseldi.
XS
SM
MD
LG