Erişilebilirlik

Merkel'in Türkiye Politikasında Yumuşama


Yeni Merkel hükümetinin Birlik Partileri’nin 2005 yılında yine SPD ile kurduğu koalisyon hükümetinin, Türkiye'nin AB üyelik müzakerelerini ‘ahde vefa’ ilkesine sadık kalarak devam ettirme çizgisinde olduğu ortaya çıkıyor.

22 Eylül 2013 tarihinde gerçekleştirilen Almanya federal seçimlerinin ardından Berlin’de yeni hükümetin kurulması üç aya yakın zaman aldı. Sonunda Angela Merkel’in liderliğinde, Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi CDU, Bavyeralı ortağı Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi CSU ve Sosyal Demokrat Parti SPD ‘Büyük Koalisyon’ çatısı altında bir araya geldi.

Merkel’e üçüncü kez başbakan olma şansını veren yeni hükümet, 17 Aralık’da görev başına geldi ve Almanya’da siyasi faaliyetleri durma noktasına getiren Noel tatili nedeniyle kurulur kurulmaz ‘izne çıktı’.

Berlin’deki siyasi gözlemciler, yeni hükümetin oturmasının ve planladıklarını yaşama geçirmesinin önümüzdeki Ocak ayının ortalarına kadar uzayacağından yola çıkıyor. Peki yeni hükümetin Türkiye politikası nasıl olacak?

Birlik Partileri CDU/CSU ile SPD'nin imzaladığı koalisyon sözleşmesinde özetle Türkiye'nin AB ve Almanya için stratejik önem taşıdığı vurgulanarak, Ankara’nın reform çabalarının sürmesine paralel, ikili ilişkilerinin daha da geliştirilmesine vurgu yapıldı. Koalisyon ortakları 2005 yılında başlayan tam üyelik müzakerelerin ‘ucu açık’ bir süreç olduğunu ve tam üyeliğin garanti edilemeyeceğini protokole döktü.
Koalisyon anlaşmasının Türkiye ile ilgili bölümü incelendikçe, yeni Merkel hükümetinin Birlik Partileri’nin 2005 yılında yine SPD ile kurduğu koalisyon hükümetinin, Türkiye'nin AB üyelik müzakerelerini ‘ahde vefa’ ilkesine sadık kalarak devam ettirme çizgisinde olduğu ortaya çıkıyor.Başbakan Merkel’in Türkiye konusunda son yıllarda müzakere sürecine destek doğrultusunda eskiye kıyasla daha esnek bir politika izlediği, ancak Birlik Partileri’nin özellikle muhafazakar kanadında Türkiye'nin AB süreci konusunda karşı görüşlerin olduğu biliniyor.

SPD’li Frank Walter Steinmeier’in Dışişleri Bakanlığı’na geri dönmesi ise Türkiye açısından olumlu bir gelişme. 2005-2009 yılları arasında da Dışişleri Bakanlığı yapan Steinmeier, “Türkiye bilinen şartları yerine getirmesi durumunda Avrupa Birliği’ne mümkün olan en kısa zamanda tam üye olmalıdır” görüşünü her fırsatta dile getiriyor.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile yakın dostluğu bulunan Steinmeier, yeni hükümetin Türkiye politikalarının şekillendirilmesinde büyük bir rol oynayacak. Türkiye-Almanya Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı Başkanı Prof. Faruk Şen Almanya’nın Türkiye politikalarında yeni hükümetle birlikte radikal bir değişiklik beklemediğini ifade ediyor.

Berlin’deki gözlemcilerin çoğunluğu, CDU/CSU-SPD hükümetinin Türkiye ile yapılan müzakerelere ivme kazandırabileceğini savunuyor. Ancak Türkiye’de rüşvet ve yolsuzluk skandalı ile bağlantılı son yaşanan olaylara Alman siyasetinin tepkisi ve bunun AKP hükümeti ile olan ilişkilere nasıl yansıyacağı Noel tatili nedeniyle daha netleşmedi. Konuyla ilgili ilk açıklama Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu Başkanı CDU’lu Elmar Brok’dan geldi. Brok, Deutschlandfunk adlı radyoya verdiği röportajda, “Başbakan Erdoğan döneminin sona erdiğine, laik ve temiz bir devlet isteyen halkın çoğunluğunun artık Erdoğan’a karşı tavır aldığına ve Erdoğan’ın doruk noktasını geride bıraktığına” inandığını söyledi. Brok, “Yabancı yatırımcılar da Erdoğan’a artık güvenmiyor, onların Türkiye pazarından çekilmesi, ekonomiyi zayıflatabilir” şeklinde konuştu.
XS
SM
MD
LG